30 Ağustos 2012 Perşembe

Kemal Yazar yoldaşı katledilişinin 16. yıldönümünde mezarı başında andık!

Tarih yaprakları 27 Ağustos 1996’yı gösterdiğinde Almanya’nın-Duisburg kentinde, MLKP önderliğince hain bir pusuda katledilen Kemal yazar yoldaşı DHB okurları, 26 Ağustos 2012 tarihinde İstanbul’da mezarı başında andılar. Bir grup çiçeklerle donatıp, resimlerini asıp ve tüm şehitlerin resimlerinin olduğu o üzerinde:  “Onlar karanlığı yırttılar biz aydınlığı kuracağız” şiarının yazıldığı olduğu pankart önünde yoldaşın Kemal yazar yoldaş nezdinde, tüm devrim ve sosyalizm savaşımında yitirdiğimiz devrim ve sosyalizm şehitleri anısına bir dakikalık saygı duruşuyla anma etkinliği başla ve yoldaş Kemal yoldaşın devrimci özelliklerini anlatan kanın ardından devrimci şiarlarla anma etkinliği sona erdi.

Kemal Yazar yoldaş ölümsüzdür!
Yaşasın devrim ve sosyalizm mücadelemiz!

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Devrimci Karargâh’ta 7 tahliye

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Devrimci Karargâh davasında 7 kişi tahliye edildi.

İSTANBUL - Sosyalistlerin de aralarında olduğu 51 sanıklı "Devrimci Karargâh" davasının 7. duruşması sona erdi. İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya 16 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Tutuklu yargılanan eski polis şefi Hanefi Avcı, tutuklu sosyalistlerin tepkisi nedeniyle duruşmaya getirilmezken, Cemal Bozkurt da hakkında "duruşmadan men" kararı olduğu için duruşmaya katılamadı.

İRTİBATIN İÇERİĞİ BELİRTİLMEDEN ÖRGÜTLE İLİŞKİLENDİRİLİYOR
Sanıkların ifadelerinin ardından avukatlar savunma yaptı. Vedat Yıldız'ın avukatı Meral Hambayat, müvekkilinin diğer sanıklarla irtibatlı olduğunun belirtildiğini, ancak bu irtibatın içeriğinin ifade edilmediğini söyledi. Hambayat, "İrtibatlarla insanlar örgüt ile ilişkilendiriliyor. İddianameyi hazırlayan Savcı İsmail Tandoğan'ı arasam, 'dosya tamam' desem, savcının örgüt ile ilişkisi olmuş olacak" diye konuştu.

Somut delil olmadığını, yorumlarla iddianame hazırlandığını ifade eden Hambayat, bu nedenle savunma yapmadıklarını, açıklık getirdiklerini kaydetti. Vedat Yıldız'ın Özgür Dinçer ile 2003 yılına ait bir fotoğrafından yola çıkarak örgüt üyesi olmakla suçlandığını hatırlatan Av. Hambayat, Vedat Yıldız ile ilgili 17 kez dinleme kararı alındığını, yani iki yıl boyunca dinlendiğini ve iddianameye sadece 3 görüşmenin girdiğini söyledi. Av. Hambayat, Şemdin Şimşir ile görüşmesinin Devrimci Cephe dergisi ile ilgili olduğunu söyleyerek, "Şemdin Şimşir talimat mı vermiş" diye sordu. Ayrıca hakkında soruşturma başlatılan Vedat Yıldız ile ilgili savcının önce delil bulamadığını, 5 ay sonra gözaltına alınarak tutuklandığını anlatan Hambayat, ancak bu sürede hiçbir telefon görüşmesi ya da delil olmadığına dikkat çekti. Hambayat, müvekkilinin DNA örneği, parmak izi, el yazısı örneği alındığını ve hiçbir örgüt ile ilişkisinin çıkmadığını da ekledi.

AİLE İLE AVRUPA TATİLİ ÖRGÜTSEL FAALİYET YAPILMIŞ
Avukat İnayet Aksu, Deniz Küçükbumin'in örgütsel faaliyetler için yurtdışına çıktığının iddia edildiğini hatırlattı. Av. Aksu, ancak Küçükbumin'in bu seyahatleri anne, babası ve kardeşi ile bir araçla yaptıklarını, Avrupa'da 80 bin km yol yaptıklarını söyledi. Aksu, iddianamede müvekkili ile ilgili bölümün "MLKP, yıllar önce Gülsuyu'nda yapılan Hayata Dönüş operasyonu protesto gösterisi, bu eylemde gözaltına alınan Barış Kaygusuz'un 'Deniz Küçükbumin SGDF'nin yaz kampına katıldığı' şeklindeki ifadesinin anlatımıyla başladığını belirtti.

Konu ile ilgisi olmayan bu bilgilerin kafa karıştırmak için iddianameye konulduğuna işaret eden Aksu, iddianamede "MLKP tarafından Dikili'de yaz kampında, baz istasyonlarını kırmanın provaları yapıldığı, Devrimci Karargah ve MLKP örgütlerinin gerçekleştirdiği kampla ilgili..." gibi ifadeler olduğunu hatırlattı. SGDF Yaz Kampı'nın afişini mahkemeye delil olarak sunan Av. Aksu, "İzmir Dikili'deki kamp, gençlerin eğlendiği, şarkı söylediği, Marksizm’i tartıştığı bir kamp. Yasa dışı bir şey var mı? Buraya katılan gençlerin ne yapacağı belli değil mi? Eğlenecek, tartışacak, konuşacak" diye konuştu.

Mahkeme heyetinin "toparlayın" diyerek uyarması üzerine Av. Aksu, savcıların gizlilik kararı altında, aylarca iddianame hazırlamamalarına ses çıkarılmadığını ancak avukatların iki dakika fazla konuşunca uyarıldığını söyleyerek tepki gösterdi.

Devrimci Karargâh’ın yayın organı olduğu iddia edilen Devrimci Cephe adlı dergiyi de mahkemeye sunan Av. Aksu, dergideki yazı başlıklarını okudu. Aksu, dergiyi İstiklal Caddesi'de iki tur atarak bulduğunu ve Devrimci Karargâh ya da Orhan Yılmazkaya'nın adının dahi geçmediğini söyledi.

İddianamede "MLKP'nin yasal alanda faaliyet yürütmesi için kurulan örgütü SGD" denildiğini aktaran Av. İnayet Aksu, "Bu nasıl olur? Ya yasaldır ya yasa dışıdır. SGD yasal bir kurumdur. Ceza hukukunda belirlilik ilkesi esastır" dedi.

D. NASIL DENİZ OLDU
Aksu, bir sanığın msn yazışmasında "D. ile V." yazdığını, buradan Deniz Küçükbumin olduğu sonucunun çıkarıldığını söyledi. Küçükbumin ile ilgili teknik takip tutanaklarında "Evden çıktı, okula girdi, x şahısla okuldan çıktı, Beyoğlu'na gitti, x lokantaya girdi, sokakta numarası olmayan bir eve girdi, şüpheli torba taşıdı" gibi ifadeler olduğunu aktaran Av. Aksu, böyle yaşayan bir kişinin örgüt üyesi olamayacağını kaydetti.

SAVCI ÇİKOLATADAN BOMBA YAPTI
Avukat Hacer Çekiç, msn konuşmasında geçen çikolata kelimesini savcının "bomba" olarak yorumladığını söyledi. Müvekkili Ersin Sarıçam'ın bilgisayarında sol içerikli yazılar olmasının delil olarak gösterildiğini hatırlatan Çeki, bunun suç olamayacağını söyledi ve ekledi: "İktidarın görüşleri dışındaki görüşleri insanlar öğrenemeyecek mi?"

Çekiç, insanların bir birleriyle ilişkilerinin "örgütsel ilişki" olarak yorumlanmasına ilişkin ise eski Genelkurmay Başkanı'nın tutuklanmasını örnek gösterdi. Genelkurmay Başkanı'nın "örgüt üyesi" olmak suçundan tutuklandığını hatırlatan Av. Çekiç, onun birlikte çalıştığı Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahil diğer devlet görevlilerinin de o halde örgüt üyesi olduğunu dile getirdi. Çekiç, "Başbakan, birlikte çalıştığı Genelkurmay Başkanı'nın örgüt üyesi olduğunu bilmiyorsa, sıradan insanlar arkadaşının örgüt üyesi olup olmadığını nasıl bilsin" diye sordu.

Savunmaların ardından mahkeme heyeti ara kararını açıkladı. Buna göre, Deniz Küçükbumin, Hakan Soytemiz, Tuncay Yılmaz, Tamer Taş, Ağca Kaya, Ersin Sarıçam ve Onur Erkut tahliye edildi.

Duruşmayı 05 Ekim 2012 tarihine erteleyen mahkeme, MİT raporunun dosyadan çıkartılması talebini daha sonra değerlendireceğini belirtti.

Devrimci Karargâh Davası’nda "Polis savcı işbirliği"


KARARGÂH’TA POLİS KOMPLOSU AÇIĞA ÇIKTI
İzleyicisiz başlayan Devrimci Karargâh davasında sanıklar, polis komplosunu teşhir etti.

İSTANBUL - Devrimci Karargâh davasının 7. duruşması, izleyicisiz olarak başladı. İfade veren sanıklar, gözaltı sürecinde maruz kaldıkları baskıyı anlattı.

Sosyalistlerin içinde bulunduğu 51 sanıklı "Devrimci Karargâh" davasının 7. duruşması, İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam ediyor. Mahkeme heyeti, dünkü duruşmada izleyicilerin konuşmaları alkışladığı ve slogan attığı gerekçesiyle bugünkü duruşmanın izleyicisiz olarak yapılmasına karar verdi. Avukatların, ailelerin salona alınması talebi reddedildi. Duruşmayı sadece basın izliyor. Duruşmayı Uluslararası Af Örgütü gözlemcisi Barbara Neppert de takip ediyor.

İFADEYİ POLİS HAZIRLAMIŞ
İlk olarak ifade veren Bayram Akdoğdu, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nde gözaltında bulunduğu sürede maruz kaldığı baskıları anlattı. Kendi avukatı olan Halit Bostancı'nın polis tarafından "Bayram seni istemiyor" denilerek gönderildiğini belirten Akdoğdu, polisin barodan istediği Serkan Keleş'in avukatı olarak geldiğini söyledi. Susma hakkını kullanmak istemesine rağmen Avukat Keleş'in kendisine ifade vermesini dayattığını, "Bana güvenebilirsin" dediğini söyleyen Akdoğan, polisin de "Biz her türlü ifadeni alırız, tüm aileni köyden getirip tutuklarız" diye tehdit ettiğini söyledi. Akdoğan, "Bir süre sonra tüm ailemi karşımda gördüm. İfade vermem halinde ailemi serbest bırakacaklarını söylediler. Ben de kısa bir ifade verdim" dedi. Kısa ifade vermesine rağmen polisin önüne uzun bir yazı getirdiğini, avukatın da okutmadan imzalattığını belirten Akdoğan, Avukat Serkan Keleş ile polisin yakın ve samimi ilişkilerine de dikkat çekti, "Sanki birbirlerini 40 yıldır tanıyor gibiydiler" dedi.

Ayrıca rahatsız olmasına rağmen saatlerce uykusuz bırakıldığını, fiziksel ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını söyleyen Akdoğan, mahkeme aracılığı ile sorguya katılan polisler ve sahtekar dediği Avukat Serkan Keleş hakkında suç duyurusunda bulundu. Akdoğan, emniyette altına imza attığı ifadeyi kabul etmediğini söyledi, "Zarar gören arkadaşlardan özür diliyorum" dedi.

'SGD KAMPINA KATILMAK SUÇ DEĞİLDİR'
Tutuklu öğrenci Deniz Küçükbumin (22), 8 aydır tutuklu olduğunu hatırlatarak, bu nedenle eğitim hayatında bir sene kaybettiğini söyledi. Küçükbumin, tahliye edilmemesi durumunda, kayıt yaptıramayacağı için bir yılının da gideceğini belirtti. İddianamede SGD yaz kampına katılmasının illegal bir faaliyet gibi gösterildiğini hatırlatan Küçükbumin, bu kampın 7 yıldır yüzlerce gencin katılımıyla düzenlendiğini, çeşitli kültürel ve sportif faaliyetler yapıldığını dile getirdi. Ayrıca Devrimci Cephe adlı derginin Devrimci Karargâh’ın yayın organı değil, sosyalist bir dergi olduğunu belirten Küçükbumin, "Sosyalist bir gencin bir gençlik kampına katılması ya da sosyalist bir dergide çalışması kadar doğal bir şey olamaz" dedi.

Vedat Yıldız ise savcının bu iddianameyi hukuki dayanaklarla hazırlamadığını söyledi. Yıldız, "Savcı bir hukuk insanı misyonu ile değil daha çok düşmanın ne olursa olsun cezalandırma anlayışı ve hedefiyle davranmış ve iddianameyi bu çerçevede hazırlamıştır" dedi. İddianamede yalan, çarpıtılmış bilgiler olduğunu, suç ve suçlu yaratılmaya çalışıldığını kaydeden Yıldız, suçlu yaratıldıktan sonra buna göre delil oluşturulduğunu ifade etti. İddianamede geçen "bilgisayarında pdf formatında Marksist kitaplar bulunduğu" ifadesine tepki gösteren Yıldız, "Bir sosyalistin bilgisayarında Marksist kitap bulunması mı yoksa pdf formatında bulunması mı suç?" diye sordu. Yasal mitinglerde çekilmiş fotoğrafların da iddianameye girdiğini belirten Yıldız, "Yasal mitinge gitmek mi suç, fotoğraf çektirmek mi suç" dedi.

'SAVCI BİZİM KOYUN OLMAMIZI İSTİYOR'
Devrimci Cephe adlı derginin çıkarılmasında yardımcı olduğunu da belirten Yıldız, bunun da suç olamayacağını kaydetti. Yıldız, "Savcı bizim koyun olmamızı istiyor. 'Sakın kimseyle görüşme. O gözaltına alınırsa sen de suçlu olursun' deniliyor. Koyun olmayacağız. Bu davranışların tamamı insan olmanın olmazsa olmaz gereğidir" diye konuştu.

Volkan Karakuş, Bahçelievler'de 7 TİP'li öğrenciyi katledenlerin serbest bırakılmasını kınayarak konuşmasına başladı. Devrim ve sosyalizmi savunduğunu belirten Karakuş, emniyette psikolojik işkenceye maruz kaldıklarını söyledi. Gözaltı sürecinden sonra mahkemenin önünde beklerken, polislerin daha mahkemeye çıkmamış olan 5 kişinin cep telefonu ve kimliklerini getirdiğini anlatan Karakuş, "Siyasi polis kimin serbest kalacağını nerden biliyordu" diye sordu. Karakuş, tutuklama kararının başka merciler tarafından verildiğinin bu örnekte görüldüğünü söyledi, mahkemeye "Bizim tutuklanmamızı kim salık verdi, mahkeme talimatı kimlerden alır?" diye sordu. Polisin de sorgu sırasında "Aasıl kararı mahkemeler değil bizler veriyoruz" dediğini aktardı. Hukuk adı altında ortaoyunu sahnelendiğini belirten Karakuş, "Ama devrimciler bu ortaoyuna katılmayacaktır" dedi.

Karakuş, iddianamede "Sokak Kültür Kafeye gitar öğrenmeye gitti" denildiğini belirterek, "Böylece devlet gitar çalarak yaptığım terör faaliyetini deşifre etmiş oldu! İdris Naim Şahin de sanat yoluyla terör faaliyeti yapıyorlar demişti. Belli ki savcılar da Şahin ile aynı marangozdan çıkmışlar" dedi.

Karakuş, "F tipi cezaevleri karşıtı bir eyleme katılması, Bayram Akdoğdu ile görüşmesi, Mehmet Güneş'ten bilgisayar alması, bilgisayarında Leninizm, Kürt halkı, PKK gibi konularda yazılar bulunması"nın örgüt üyeliğine delil olarak gösterildiğine dikkat çekti, bunların suç olamayacağına işaret etti. Karakuş, "Böyle saçma şeyleri savunmaya zorlanmamız yeni bir işkence testi olsa gerek" dedi. Karakuş, "Bilgisayarımdaki o yazıları kendim yazsam ya da internetten indirsem ya da Devrimci Karargâh sitesinden indirsem bile bu neyi kanıtlar. Savcının delil sunmadaki acizliğini kanıtlar" dedi.

AĞABEYİ İLE GÖRÜŞÜYOR DİYE YARGILANIYOR
Tutuksuz yargılanan Gülseren Poyraz, TKP üyesi olduğunu belirterek, Şemdin Şimşir'in ağabeyi olduğunu söyledi. Yurtdışında yaşayan ağabeyi ile sürekli telefonda görüştüğünü anlatan Poyraz, iddianamede Şimşir'in yazacağı bir dökümandan bahsedildiğini, bunun doğru olmadığını, 10 yıldır kitapçılık yaptığı için ağabeyinin kendisinden istediği ve kitapçılarda olan bazı kitapların döküman olarak gösterildiğini söyledi. Poyraz, yine Devrimci Karargâh davasında yargılanan Avukat Özcan Kılıç ile görüşmesinin de iddianamede yer aldığını hatırlatarak, Kılıç ile ağabeyinin avukatı olduğu için, 2-3 kez görüştüğünü söyledi. Poyraz, kendisinin Şimşir ile Deniz Küçükbumin, Özcan Kılıç ve Volkan Karakuş arasındaki irtibatı sağlamakla suçlandığını da hatırlatarak, Kılıç ile ağabeyin avukatı olduğu için, Küçükbumin ile tamamen ticari bir mesele nedeniyle birkaç kez görüştüğünü söyledi, iddiaları reddetti.

Tutuksuz yargılanan Bilgi Üniversitesi öğrencisi Benay Can da Devrimci Cephesi dergisiyle gazetecilik ile ilgili görüştüğünü söyledi.

Tutuksuz yargılanan eğitim emekçisi Umur Suyadal, Cemal Bozkurt'un çocukluk arkadaşı olduğunu ancak 7-8 yıldır görüşemediklerini söyledi, "Bağımsız adaylar için seçim çalışması yürütmem suç sayılmış. Eğitim-Sen'in eyleminde çekilmiş fotoğraflarım suç sayılmış" diye konuştu.

Tutuksuz sanık Cem Akdoğdu, poliste eline bir kâğıdın tutuşturulduğunu belirterek, şunları söyledi: "Polis, 'Ağbin içeride ömür boyu kalır, aileni de alırız' dedi. Başıma ilk kez geldiği için çok korktum. Erkan Pamuk'a da suç attırdılar, psikolojik baskı yaptılar öyle bir şey yok. Hepsi bir düzmece. Hiçbir şey yokken beni terörist ettiler. Polisin yazdığı ifadeyi zorla imzalattılar."

Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi Şeyma Küçükbumin (22), yaşadığı evin Okan Duman tarafından kiralandığı iddiasının iddianamede yer aldığını belirterek, "Bu bilgi doğru değil, kontrat Deniz'in üzerine. Gazetecilik öğrenip Devrimci Cephe'ye muhabirlik yapma niyetinde olduğum iddia ediliyor. Ama Gündem gazetesi için başvuru yaptım ve Özcan Kılıç'la bunun için görüştüm" diye konuştu.

Duruşma savunmalarla devam ediyor.

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers