31 Ekim 2012 Çarşamba

Suriye’deki El Kaidecilerden Alevilere şarkılı tehdit: ‘Buraya sizi boğazlamaya geldik’

Suriyeli muhalifler arasında El Kaideci çeteler Alevi düşmanlıklarını bu kez bir şarkıyla dile getirdiler. Bin Ladin’e övgülerin de yer aldığı şarkıda, Alevilere “buraya sizi boğazlamaya geldik” deniyor.
Suriyeli muhaliflerin Batı ve işbirlikçileri tarafından "özgürlük ve demokrasi savaşçıları" olarak çizilen portresi, şimdiye kadar birçok olayla yıprandı. Vahşice işlenen çok sayıda cinayetin sorumlusu olarak öne çıkan gruplar arasında El Kaide bağlantılı silahlı çeteler başı çekiyor. Özgür Suriye Ordusu ile birlikte savaşan bu çetelerin rolü, ya hasır altı edilerek ya da etkinlikleri önemsizleştirilerek saklanmaya çalışılıyor.
Buna karşın, El Kaide bağlantılı çetelerin hedefinin Suriye’de "özgürlük ve demokrasiyi" sağlamak değil, koyu bir şeriat düzeni tesis etmek olduğunu gösteren haberler, Batı basınının bütün çabalarına rağmen kamuoyundan gizlenemiyor. Daha önce de kamuoyuna yansımış olan Nusayri-Alevi düşmanlığı ise, ÖSO ve El Kaide bağlantılı çetelerin en iyi bilinen özelliklerinden.
27 Ekim 2012 tarihinde Suriye’de İdlib’e bağlı olan Banaş’ta düzenledikleri bir kutlamada hep beraber şarkılar söyleyen El Nusra Cephesi adlı El Kaideci grup, Nusayrilere yönelik düşmanca duygularını bir kez daha dile getirdi. El Nusra Cephesi üyelerinin söyledikleri şarkının sözlerinde Bin Ladin’e övgüler düzülürken, Nusayrilere yönelik olarak da “buraya sizi boğazlamaya geldik” deniyor.
Suriye’ye demokrasi, özgürlük ve modernlik getirecekleri söylenen ve Suudi Arabistan, Katar, Türkiye gibi ülkelerce desteklenen bu silahlı çetelerin, Usame Bin Ladin’i liderleri olarak selamladıkları, 11 Eylül saldırılarını kutladıkları ve Nusayri-Alevi vatandaşları tehdit ettikleri şarkı, aşağıdaki videodan izlenebilir.

Suriye'de Kürtlere yönelik saldırıların arkasında AKP mi var?

Suriye'nin Halep kentinde Kürtlerle ÖSO arasında, geçtiğimiz son birkaç güne damga vuran çatışmaların ardından gerilim sürerken, siyasi çizgisi PKK'ye yakın olan Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) lideri Muhammed Salih Muslim olaylardan Türkiye'yi sorumlu tuttu.
AKP hükümeti, Suriye'ye yönelik saldırgan politikası çerçevesinde Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) militanlarını Türkiye topraklarında üslendirip destek verirken son dönemde de Suriye'nin Kürt gerçeği ve bunun Türkiye'ye olası etkileriyle karşı karşıya kalmıştı. Şimdi ise, Suriye, Kürtler ve Türkiye üçgenindeki gelişmelerin daha da karmaşık ve tehlikeli bir hal alabileceği günlere doğru hızla yol alındığı gözleniyor.
Suriye'nin Halep kentinde Kürtlerle ÖSO arasında, geçtiğimiz son birkaç güne damga vuran çatışmaların ardından gerilim sürerken, siyasi çizgisi PKK'ye yakın olan Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) lideri Muhammed Salih Muslim olaylardan Türkiye'yi sorumlu tuttu.
Suriye'nin kuzeyinde bir Kürt bölgesi ortaya çıktığından bu yana, hem AKP hükümeti hem de ÖSO rahatsızlığını göstermişti. Kürt kentlerinin PYD ve Kürt Ulusal Konseyi tarafından kontrol altına alınmasının ardından, olası bir Suriye Kürdistanı kopuşunu istemeyen AKP hükümetinin Suriye Ulusal Konseyi (SUK) yetkilileri ile bu konuyu masaya yatırdığı basına yansıdı. AKP'nin girişimleriyle hemen hemen aynı tarihlerde de ÖSO, "PKK kontrolünde bir Kürt devletine izin vermeyeceği"ni açıkladı.
Türkiye'nin Suriye Kürdistanı'na yönelik ilk tepkisi ve Özgür Suriye Ordusu'nun "izin vermeyiz" açıklamaları birlikte düşünüldüğünde, PYD'nin güçlü olduğu bir Suriye Kürdistanı'na AKP destekli bir ÖSO saldırısının da gerçekleşmesi ihtimaller dahilinde olduğu yorumların haklı çıkaracak gelişmeler yaşanmaya başlandı.
Halep'te Kürtlerle ÖSO arasında neler yaşandı
Suriye'de ulusal ordu ile silahlı gruplar arasında Kurban Bayramı süresince ateşkes ilan edilmesine rağmen saldırılarını durdurmayan ÖSO, bayramın ilk gününde Suriye Kürtlerine yönelik bir provokasyona girişmişti. ÖSO Suriye'nin Halep kentinde Kürtlerin yaşadığı Eşrefiye Mahallesi'ne bir saldırı düzenleyerek ele geçirmeye çalışmış, PYD'nin askeri kanadı olan Halk Savunma Birlikleri (YPG), ÖSO milislerini mahalle dışına çıkararak kontrol noktaları kurmuş, yaşanan olayın ardından Suriye Ordusu'nun operasyon düzenlediği bölgede 9 kişi ölmüş, 19 kişi de yaralanmıştı.
Bayramın ikinci günü olan 26 Ekim'de ise, ÖSO'nun Halep'te Eşrefiye ile Şeyh Maksud mahalleleri arasındaki yolları işgal etmesi üzerine sokağa dökülen bölge halkından Kürtler ve Araplar, ÖSO'dan buradaki güçlerini geri çekmesini istemişti. İki mahalle arasındaki sınırda toplanarak Eşrefiye'ye doğru yürüyüşe geçen halkın üzerine ÖSO milisleri tarafından ateş açılmış, yürüyüşe katılan 5 kişi hayatını kaybederken 10 kişi de yaralanmıştı. Saldırının ardından bölgeye gelerek olaylara müdahale eden YPG ile ÖSO arasında çatışma çıkmıştı. Devam eden çatışmalarda, 22'si ÖSO ve YPG'nin silahlı militanları olmak üzere, toplam 30 kişinin öldüğü belirtilmişti.
PYD açıkladı: "Halep'te Kürtlere saldıranlar Erdoğan'ın emrinde"
Radikal gazetesine konuşan PYD lideri Salih Muslim, yaşananları şu şekilde anlattı:
PYD ile ÖSO’nun karşı karşıya gelmesinin nedeni ne, sizce kim sorumlu?
Öncelikle şunu düzelteyim: Onlar PYD gücü değil, Halk Savunma Birlikleri. Bu gücün amacı Eşrefiye’yi korumak. İlk gün Eşrefiye’nin doğusunda karakolda çatışma oluyor, 15 kişi ölüyor. ÖSO üyeleri Eşrefiye’ye kaçınca rejim güçleri mahalleyi bombalıyor. Ertesi gün 200 ÖSO üyesi bu kez batı tarafından Eşrefiye'ye giriyor, 'Eşrefiye’yi özgürleştireceğiz' diyerek kontrolü ele almaya kalkışıyor. Halk ÖSO’yu istemiyor ve gösteri düzenliyor. Onlar da kalabalığı tarayarak 3’ü kadın 10 kişiyi öldürüyor. Sonra Halk Koruma Birlikleri devreye giriyor ve ÖSO’yu püskürtüyor. Çatışmada 19 kişi ölüyor ve birkaç kişi esir alınıyor. Bunun üzerine ÖSO Afrin-Halep yolunda barikat kurup 300-400 arasında Kürt sivili rehine alıyor.
Halep'te Kürtlerin kontrolündeki Eşrefiye Mahallesi'ni ele geçirmeye kalkışanların, Suriye'deki Kürt Halk Birlik Partisi'nin eski lideri Salih Bedreddin'in kışkırtmasıyla harekete geçen, ÖSO'ya bağlı Selahaddin Eyyubi Birliği olduğunu vurgulayan PYD lideri Salih Muslim, Kürtlere saldıran, ÖSO'ya bağlı bu ve benzeri küçük grupların Türkiye ile ilişkisi olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu:
(Esad devrilirse bir Kürt-Arap çatışması) riski görmüyoruz. Bunlar küçük gruplardır. Bunlar Sayın Erdoğan'dan aldıkları emirlere göre konuşuyorlar. Bunlar Arapları temsil etmiyorlar. Ayrıca ÖSO tek bir grup değildir. Türkiye ile ilişkisi olan bazı ÖSO üyeleri kışkırtmaya çalışıyor... (Kışkırtanlar) Selahaddin Eyyubi Birliği’ne bağlı kişiler. Türkiye rejimi ile ilişkileri olan bazı unsurlar var. Sayın Erdoğan'la ilişkileri var. ÖSO komutanlarından Malik el Kurdi, 'bir yanlışlık oldu, bazı Kürtler bizi kışkırttı' diye açıklama yaptı. Kışkırtan da Salah Badruddin'dir. Selahaddin Eyyubi Birliği'nde Badruddin'e bağlı kişiler var. Karanlık ilişkileri olan biri. Çatışmada ölenlerin 19 kişiden 7’si de Kürt, bunlar Selahaddin Eyyubi’ye bağlı. Meseleyi çok basite alıyorlar. Birkaç kişiyi öldürerek bölgeyi ele geçireceklerini sanıyorlar. Ancak böyle olmadığını anladılar.
ÖSO'nun Suriye Kürtlerini "teslim almak" için saldırmasına destek veren kim?
Temmuz ayında Bugün gazetesine konuşan ÖSO komutanlarından Riyad el Esad, Suriye'de bağımsız bir Kürt bölgesini asla kabul etmeyeceklerini ve böyle bir gelişmeyi önlemek için gerekirse savaşacaklarını söylüyordu. Karargahı Türkiye'de bulunan El Esad'ın bu sözlerinin ÖSO'nun bütününün görüşünü ne düzeyde yansıttığı belirsiz olsa da, ÖSO'nun Türkiye'den aldığı destek karşılığında bu yönde hareket etmesi ihtimali bulunuyor. Zira ÖSO'nun Kürt kökenli komutanlarından olup Halep kırsalında bir birliğe komuta eden Ubed Musa, Türkiye'den daha fazla destek aldıkları takdirde PKK'yle savaşacaklarını söylemişti.
Özgür Suriye Ordusu’nun PKK’ye yakın Suriye Kürtlerini kendi şemsiyeleri altına almak üzere baskı uyguladığı biliniyor. Geçtiğimiz aylarda bu baskı sonucunda zaman zaman PKK ile ÖSO arasında silahlı çatışma çıktığı yönünde iddialar basına yansımıştı. Siyasi çizgisi PKK’ye yakın olan Demokratik Birlik Partisi (PYD) ile Barzani çizgisine yakın Kürt Ulusal Konseyi’nin Erbil’de yaptıkları anlaşmanın ardından Suriye’nin bazı Kürt kentlerinde denetim sağlaması sonrasında da ÖSO, PKK çizgisindeki Kürtlere yönelik baskısını yoğunlaştırmıştı.
Suriye Kürtleri ÖSO ile mesafesini koruyabilecek mi?
Kürtler ÖSO'nun saldırılarına karşılık vermelerine karşın, yaptıkları açıklamalarında temkinli olduğu gözden kaçmıyor.
PYD lideri Muhammed Salih Müslim daha önce birkaç röportajında, "savaşı Kürt bölgelerine taşımadıkları sürece ÖSO’ya karşı olmadıklarını ve ÖSO'nun kendilerine sempati duyduğu"nu ifade etmişti.
ÖSO'nun Eşrefiye saldırısının ardından gelişen gerilime ilişkin konuşan Kürt Yüksek Konseyi (KYK) üyesi ve Demokrat Kürt Partisi Başkanı Nesreddin İbrahim, "bazı güçlerin Kürtleri başka bir durumun içine çekmeye çalıştığı"nı belirtirken, "sorunun diyalog ve diplomasi ile çözülmesini istiyoruz" şeklindeki ifadesi ile dikkat çekti. Suriye Kürtleri Ulusal Meclisi (ENKS) üyesi Faysal Yusuf ise, "Suriye'de mevcut durumda Kürtlerin eline büyük bir fırsat geçtiği"ni belirterek, "ÖSO rejim karşıtıdır ama tüm Suriye'yi temsil ettiğini söyleyemeyiz. Biz de rejime karşı önemli bir gücüz. Suriye devriminin gerçekleşmesi için ortak görüşlere sahip olmamız gerekiyor" dedi.
(soL)

Almanya'da binlerce kişi Erdoğan'ı protesto etti

Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Berlin'de bir araya gelirken, burada da protesto gösterilerinin hedefindeydi.
Başbakan Erdoğan Almanya ziyaretinde de protestoların hedefindeydi. Brandenburg Kapısı önünde toplanan binlerce kişi, Başbakan Erdoğan'ı protesto etti.
Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu'nun (AABF) çağrısı üzerine AKP'nin Türkiye'de izlediği politikayı protesto etmek binlerce kişi bi araya geldi.
"İnsan hakları evrenseldir, AKP bu hakkı ayaklar altına alıyor", "Susma haykır, savaşa hayır" yazılı pankartların taşındığı mitingde konuşan AABF Genel Sekreteri Ali Doğan, Almanya genelinden 70'e yakın otobüsle Berlin'e gittiklerini belirterek, Türkiye'de insan haklarının ihlal edildiğini ve Kürtler ile farklı dine mensup olanlara karşı düşmanca tavır gösterildiğini ifade etti. (soL)
erdoganberlin1.jpg
berlin25.jpg

CPJ'den eleştirilere yanıt

Gazetecileri Koruma Komitesi(CPJ) yönetiminden Joel Simon, Reuters'e verdiği bir röportaj ile Komite'nin maruz kaldığı eleştirilere yanıt verdi. Simon açıklamasında CPJ'nin Türkiye'ye dair siyasi ajandasının olmadığını dile getirdi

Türkiye'nin basın özgürlüğü krizine dair geçen hafta yayımlanan CPJ raporu medyada geniş yer buldu ve kamuoyunda sağlam bir tartışma başlattı. Türkiye’de 76 gazetecinin demir parmaklıklar ardında olduğu, bunlardan da en az 61’inin doğrudan gazetecilik faaliyetleri ile ilgili olarak hapis cezasına çarptırıldığı tespitinde bulunan CPJ, hazırladığı rapora gazeteciler ve köşe yazarları genelde olumlu tepkiler verirken, bazı olumsuz tepkiler de geldi. Adalet Bakanlığı bu hafta detaylı bir cevap vereceğini ilan etti. New York merkezli CPJ, Türkiye’de büyük tartışma yaratan çarpıcı raporuna yapılan eleştirilere yanıt verdi. “Türkiye’ye dair siyasi ajandası var” eleştirisine 90’lı yıllarda dindar gazetecilerin uğradığı zulmü gündeme getirdiklerini hatırlattı. Raporu kaleme Gazetecileri Koruma Komitesi yönetiminden Joel Simon Komite'nin maruz kaldığı eleştirilere yanıt verdi.

CPJ'ye yöneltilen eleştiriler ve onlara komite tarafından verilen yanıtların bir kısmı şöyle:

'CPJ'İN TÜRKİYE'YE DAİR SİYASİ BİR AJANDASI VAR'

Doğru değil. CPJ gazetecilerin haklarını savunmak için 31 yıldır dünya çapında faaliyet göstermiştir. Tarafsızız, ideolojisiziz ve bağımsızız. Hiçbir devletten bağış kabul etmiyoruz. Kendimiz de gazeteci olduğumuz için ilgilendiğimiz yegâne konu, Türkiye medyasındaki meslektaşlarımızın yıldırma veya hapis tehdidi olmaksızın özgürce çalışabilmeleri. Geçmişe bakarsak, organizasyonumuz Türkiye'de en son 1990'lı yıllarda, yetkililer uyguladıkları geniş kapsamlı baskılar neticesinde 78 kadar gazeteciyi hapsettiklerinde faaldi. O zaman hapsedilen gazetecilerin pek çoğu dindar bir perspektiften yazıyorlar ve görüşlerinden dolayı zulmediliyorlardı. Onları tutuklu gazeteciler listemize eklediğimizde - o zaman farklı bir hükumeti olan - Türkiye devleti ve medya yapılanmasının çoğunluğu tarafından sert şekilde eleştirilmiştik. Ger adım atmadık ve hapisteki gazetecilerin her birinin serbest bırakılması için mücadele ettik. Bugün de aynı prensiplerle hareket ediyoruz. Hiçbir gazeteci mesleğinden dolayı hapsedilmemeli.

'TÜRKİYELİ ARAŞTIRMACILARINIZ SİZİ KANDIRMIŞLAR'Yanlış. Rapor, tüm organizasyonun katkıda bulunduğu bir projeydi ve Yayın Yönetmenimiz Bill Sweeney ile Avrupa ve Orta Asya Program Koordinatörümüz Nina Ognianova koordinatörlüğünde, deneyimli, uzman bir kadro tarafından yazıldı. Özgür Öğret tarafından yönetilen gayet yetkin Türkiyeli araştırmacı ekibimiz hapisteki gazetecilerin davalarını araştırmaktan sorumluydular ki bu ana raporun bir ekidir. Araştırma titizlikle yürütüldü. Araştırmacılarımız dört ayı aşkın bir süre Adalet bakanlığının yanı sıra yerel ve uluslararası gruplarca düzenlenen gözaltı listelerini gözden geçirdiler, iddianameleri incelediler, belli başlı kanuni belgelere başvurdular, savunma avukatlarıyla görüştüler, davaları izleyen gazetecilerle konuştular ve sanıkların yayımlanmış, birinci ağızdan beyanlarını değerlendirdiler. Öğret, raporu yayıma hazırlama sürecinde Yayın Yönetmenimiz ile birlikte çalışmak üzere New York'a geldi. Verileri araştırma ekibimiz sağladı ancak hapisteki gazetecililerin davalarının her birinin nasıl sınıflandırılacağına CPJ kadrosu karar verdi. Ana raporu derlemek için 2011 ve 2012 yıllarında CPJ kadrosundan üç bilgi toplama heyeti Türkiye'yi ziyaret etti; düzinelerce gazeteci, analist ve avukatla görüşüldü. Rapor kurumsal bir çabanın ürünüdür ve İdari Müdür olarak içeriğine dair her türlü sorumluluğu üzerime alıyorum.

'BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ HAPİSTEKİ GAZETECİLERDEN İBARET DEĞİL'Katılıyoruz. Hapisteki gazeteciler odak noktasında olsa dahi, raporumuz basın özgürlüğüne yönelik tehditleri geniş olarak inceliyor. Haber toplama faaliyetine dair rutin cezai kovuşturmalara maruz kalan gazetecilerin durumunu, hükumetin medyada otosansür amaçlı baskı uygulamasını ve basına karşı sürekli kullanılan muğlak yazılmış ceza ile terörle mücadele kanunlarında değişikliğe gidilmemesini inceliyoruz. (BirGün)

ODTÜ de 'topyekun' direndi

Cezaevlerinde açlık grevinde olan tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla ODTÜ'de yürüyüş düzenleyen öğrencilere polis, gaz bombası ve tazyikli suyla müdahale etti.
Ortadoğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) öğrencileri, süren açlık grevlerine dikkat çekmek amacıyla yürüyüş düzenledi. Üniversite kampusunda başlayan yürüyüşe, polis tazyikli su ve gaz bombasıyla müdahale etti.

Öğrenciler Adalet Bakanlığı’na yürümek istedi
A1 kapısından çıkarak Bakanlık önüne gitmek isteyen öğrencilere polisin izin vermemesi üzerine çatışma çıktı. Polisin yoğun miktarda su ve gaz kullandığı çatışmalar kampüs içerisinde de devam etti
 
İki saate yakın süren çatışmalarda gaz bombaları nedeniyle kampüs içerisindeki ağaçlık alanda yangın çıkarken, özel güvenlik birimine ait kulübeler ateşe verildi, güvenlik kameralarının bulunduğu direkler devrildi.

'3 ay önce yediğimiz yemek üzerinden nemalanmak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır'

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, BDP'li vekillerin yemek yerken çekilen fotoğraflarını eleştiren Başbakan Erdoğan'a sert yanıt verdi. Kışanak, "Bir köy evinde 3 ay önce yediğimiz yemek üzerinden nemalanmak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır. Saltanat sürmemişiz, köşklere çıkmamışız, sadece bir yemek yemişiz" dedi.

Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Eşbaşkanı Gültan Kışanak, dünkü AKP Grup Toplantısı'nda cezaevlerinde sürdürülen açlık grevleri ile ilgili konuşurken, kendisinin de aralarında bulunduğu BDP'li milletvekillerin yemek yerken çekilen fotoğrafına değinerek sert ifadeler Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ı eleştirdi. Kışanak, "Bir köy evinde 3 ay önce yediğimiz yemek üzerinden nemalanmak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır. Saltanat sürmemişiz, köşklere çıkmamışız, sadece bir yemek yemişiz" dedi.

"Sadece 3 ay önce bir köy sofrasında yemek yemişiz"
BDP Eşbaşkanı Kışanak, Başbakan Erdoğan'ın kendisinin de aralarında bulunduğu bazı BDP'li milletvekillerin bir köy evinde yemek yerken çekilmiş fotoğrafı üzerinde sert eleştirilerde bulunmasına tepki gösterdi. Kışanak, şöyle dedi:

"Bizim gemiciklerimiz yok, siyasete yırtık ayakkabı ile girip bu kadar servet sahibi olmadık. 3 ay önce Mardin'de bir vekilimizin evinde kadınların yaptığı yemeği yemişiz. 3 ay önce bir köy sofrasında yediğimiz yemek üzerinden nemalanmak terbiyesizliktir, ahlaksızlıktır. Bunun üzerinde 50'inci güne dayanan açlık grevlerinin üstünü örtmek vicdansızlıktır. Bu kadar rezalet olamaz. Saltanat sürmemişiz, köşklere çıkmamışız, sadece bir yemek yemişiz."

"Gönül ister ki açlık grevlerini bıraksınlar"
Kışanak, başta Van olmak üzere bazı cezaevlerinde açlık grevlerinin bırakıldığına dair haberlere de tepki gösterdi. Kışanak, "Adalet Bakanlığı'nın bunlar üzerinden psikolojik savaş yapması vicdansızlık ve terbiyesizliktir. Halen Türkiye'deki 62 cezaevinde 656 tutuklu ve hükümlünün başlattığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevleri sürüyor. 12 Eylül'de başlayanlar bugün 50'inci güne girdi. Diğer tutuklu ve hükümlüler ise, onlara destek vermek için süreli ve dönüşümlü açlık grevleri yapmıştı. 'Bıraktı' diyenler bunlardı. Bunların hepsinin Adalet Bakanlığı'nda dilekçeleri vardır. Biz süreci takip ediyoruz. Gönül ister ki bu açlık grevi bırakılsın, ama görüldüğü gibi değil, kararlı olduklarını söyleyebiliriz. Talepleri karşılanmayana kadar bırakmayacaklarını söylüyorlar."
"Fezleke ile kaybedecek zamanımız yok"
Kışanak, kendisinin de aralarında bulunduğu BDP’li 10 milletvekili hakkında Adalet Bakanlığı’na fezleke yollanmasına ilişkin, “Bizim fezleke ile kaybedecek zamanımız yok. Biz halkın iradesini ortaya çıkarmaya devam edeceğiz. Bu halka karşı sorumluluğumuzu yapıyoruz” dedi.

Dicle Haber Ajansı’na (DİHA) konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, dokunulmazlık tartışmasının ve fezlekelerin Türkiye’de demokrasinin olmadığının açık bir göstergesi olduğunu belirterek, Şemdinli’de Türkiye’nin en önemli sorunu olan Kürt sorununun çıplak ve yalın bir halinin ortaya çıktığını, bundan başka bir şeyin olmadığını söyledi.

Kışanak, Şemdinli konusunda zoraki yorumların Kürt sorununda çözüm getirmeyeceğinin altını çizerek, “Ortada büyük bir sorun var. Hak ve özgürlükler sorunudur. Talepler ortadadır. Bu konuda konulan ambargolar nedeniyle artan çatışmalar söz konusu” dedi. Kışanak, fezleke ile kaybedecek zamanlarının olmadığını söyleyerek, “Bizler üzerimize düşeni yapacağız. Bizim fezleke ile kaybedecek zamanımız yok. Çözümün yolunu göstermek ve gündemleştirmeye, halkın iradesini açığa çıkarmaya devam edeceğiz. Tarihsel olarak sorumluluğumuz budur. Bizler bunu yerine getiriyoruz. Bu halka karşı sorumluluğumuzu yapıyoruz” diye kaydetti. (BirGün)

Emine Ülker Tarhan'dan Erdoğan ve Bahçeli'ye tepki

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 29 Ekim'de yaşananlardan dolayı "Teşekkür İlanı" başlığı altında yazılı açıklama yaptı.

Tarhan, açıklamasında,"Kendileri için sadece kul olan insanları, eşit yurttaş ve birey yapan Cumhuriyete olan mesafeleri bilinen kişilere Cumhuriyet Bayramı'na sehven verdikleri destek nedeniyle özel teşekkür gereği doğduğunu" belirtti.

BAHÇELİ'YE 'PESKÜVİT' ARASI LOKUMCU BENZETMESİ
Tarhan, özetle şu ifadeleri kullandı, "Bizim oğullarımız, kızlarımız illegal toplantıda Cumhuriyeti kutlarken, kendi çocuklarının hangi gemicikteki legal toplantıda olduğunu ise bir türlü izah edemeyen şahsa teşekkürler. 28 Şubatlı tarihlerin kapısı kırık istihbaratçı valisini yeni bir yasakçı parti devletinin diline tercüman kılıp, hata üstüne hata yapan o zata teşekkürler.

ABSÜRD ERDOĞAN
İstihbarat bahanesiyle Cumhuriyet Bayramı'nı yasaklarken, katılan yüzbinleri çoluk, çocuk, yaşlı, kadın , memur, işçi, üniversiteli, ev kadını kılığına girmiş provokatörler ilan ederek absürtlükte tavan yapmış şahsa teşekkürler. Ulus'ta kimsenin burnunun kanamamasını sağduyulu yüzbinlere değil hala kendi zihniyetine yontan raf ömrünü tamamlamış siyasetçiye teşekkürler. Arap baharının kutsayıcısı, kendi halkının bastırıcısı olan ve dilin ve gazın ve zihniyetin en zehirlisiyle bizi yakından tanıştırıp hepsiyle en sıkı mücadeleyi de panzehirlerini de öğrenmemizi sağlayana teşekkürler.

PROMTER ACEMİSİ BAHÇELİ
Türkiye'de yüzde ellinin aynısından bir tane daha olduğunu unutup ülkeye Başbakan olunca kendini yüzde yüz halkın efendisi zannetme hatasına düşen kişiye teşekkürler. Biz Cumhuriyetimizi meydanlarda kutlarken, hangi 'pesküvit' arası lokumu yediği meçhul prompter acemisi bir hükümet sözcüsüne, pardon, majestelerinin muhalefetine de teşekkürler. Neticeden, her ne kadar hiç istemeseler de onlar Cumhuriyetin layık olduğu şekilde başta Ankara olmak üzere tüm yurtta coşkuyla kutlanmasına milyonların 'biz varız ve buradayız' demelerine sehven vesile olmuşlardır. Bu nedenle özel teşekkürü de hak etmişlerdir. Prompterleri dert görmesin."

Biri Lütfü'yü durdursun

Üniversite kentimize ahlaksızlık getirdi' sözleri nedeniyle tepki toplayan ve hakkında soruşturma başlatılan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Mardin Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu yapmış olduğu açıklamaları savundu ve “iş ayakta başlıyor, yatakta sevişmeye gidiyor” dedi.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Yönetim Kurulu, Yeşilay Cemiyeti Mardin Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu’nun sözleriyle ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, "Türkiye Yeşilay Cemiyeti Mardin Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu’nun gazetelere haber konusu olan ’Üniversite kentimize ahlaksızlık getirdi’ şeklindeki açıklaması tamamen kişisel görüşüdür. Yeşilay Cemiyeti Mardin Temsilcisi Günlüoğlu hakkında soruşturma açılmıştır" denildi.


"Türkiye Yeşilay Cemiyeti, özgür düşüncenin ve bilimin merkezi olan üniversiteleri faaliyet alanlarının merkezine koymuş bir cemiyettir" ifadesi kullanılan açıklama şunlara da yer verildi: "Yönetim Kurulu üyesi ve yöneticilerinin büyük bir kısmı üniversitelerde ders veren akademisyenlerden oluşan Türkiye Yeşilay Cemiyeti’nin, bu güzide kurumlar hakkında böyle bir düşünce taşıması mümkün değildir. Mardin Temsilcisi Lütfü Günlüoğlu’nun temsilciliğinin feshedilmesi ile ilgili soruşturma devam etmektedir. Gelişmeler kamuoyu ile paylaşılacaktır."


"İŞ AYAKTA BAŞLIYOR YATAKTA SEVİŞMEYE GİDİYOR"

Yeşilay Mardin Şube Başkanı Lütfü Günlüoğlu ise, Habertürk Televizyonu canlı yayınına çıkarak daha önce yapmış olduğu açıklamaları savundu ve “iş ayakta başlıyor, yatakta sevişmeye gidiyor” dedi

Erdoğan'ı kendi bakanı yalanladı


Almanya'da, cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin, "açlık grevi diye bir şey yok, şov yapıyorlar" diyen Başbakan'ı, Adalet Bakanı Ergin yalanladı. Ergin, aynı saatlerde Ankara'da Alman Bakan ile yaptığı görüşmede, "Şu anda 66 ayrı cezaevinde 683 kişi açlık grevinde" dedi.
Başbakan Erdoğann
BERLİN- Berlin'de protestolarla karşılanan Başbakan Erdoğan, Almanya Başbakanı Merkel ile görüştü. İki lider görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.
Suriye'ye ilişkin yardım istediğini ima eden Erdoğan, "Almanya’nın bu konudaki desteğine ihtiyacımız var. Özellikle Almanya’nın Rusya ve Çin’le ilişkileri bu bağlamda çok önemli" dedi.
Merkel'in PKK konusunda Türkiye'ye verdiği desteği artıracağını söyleyen Erdoğan, "Bu konuda bakanlarımıza da talimatlarımız verdik. Batı destekli bir terör örgütü olmamalıdır. Batı bu konuda net tavrını koymalıdır. Pek çok ülkeyle suçlu iadesi anlaşmamız var. Biz pek çok suçluyu iade ettik. Aynı tavrı batıdan da bekliyoruz" şeklinde konuştu.
PKK'ye karşı Türkiye’ye destek vermeye hazır olduklarını belirten Merkel, "Özellikle PKK ve terör konusunda Türkiye’ye her zaman destek vermeye hazırız. Terör yurt dışından destek alıyorsa bu konuda da müsteşarlar bir araya gelerek birlikte çalışma ortamı sağlayabiliriz" dedi.

ERDOĞAN: SADECE 1 KİŞİ ÖLÜM ORUCUNDA

Başbakan Erdoğan, basın toplantısında gazetecilerin, Türkiye cezaevlerinde 50 gündür süren açlık grevlerine ilişki sorularını yanıtladı.
BDP'li milletvekillerinin yemek yediği fotoğrafı cebinden çıkaran Başbakan, "Öncelikle Almanya’dan tüm dünyaya sesleniyorum: Türkiye’de ölüm orucunda olan sadece 1 kişi vardır. Onlara ölün diyen siyasi parti ve bölücü terör örgütüdür. Onlara ölün diyenler ise bu sırada kuzu kebap yiyorlar. Tam tarihini de vereyim. 17 temmuz 2012’de milletvekilleri ve terör örgütünün bazı üyeleri Ahmet Türk’ün verdiği yemekte kuzu kebabını gayet şen şakrak götürdüler" dedi.
Cezaevlerinde açlık grevi olmadığını savunan Erdoğan, şunları söyledi: "Şu anda açlık grevi falan yoktur. Bunlar tamamen şovdur. Bunların yarısından fazlası da dilekçeyle bundan vazgeçtiklerini açıladılar. Bu konuda bir sağlık sorunu doğarsa da buna müdahale edilir. Bunlar neyi talep ediyor diye baktığınızda talepleri bölücü örgüt başının bırakılmasıdır. Bizim meselemiz Türkiye’de sadece Kürt kardeşlerimizin değil 75 milyonun meselesidir. Siz bir etnik unsur adına konuşuyorsunuz ben ise tüm Tük milleti için konuşuyor ve onların derdini çözmeye çalışıyorum. Aramızdaki fark bu."

ERDOĞAN'I BAKAN ERGİN YALANLADI

Erdoğan'ın Berlin de konuştuğu saatlerde ise Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Almanya Adalet Bakanı Sabine Leutheusser Schnarrenberger ile görüştü.
Adalet Bakanı Sadullah Ergin, cezaevlerinde süren açlık grevlerine ilişkin sorulan soruya, "Şu anda 66 ayrı cezaevinde 683 kişi olarak gözüküyor bizde" bilgisini verdi.
Cezaevindeki eylemlerin hiçbirinin cezaevi koşullarına ilişkin olmadığını belirten Adalet Bakanı Ergin "Talepleri tamamen siyaset alanında tartışılması gereken konulara ilişkindir. Bu eylemlerin sonlandırılmasını beklediğimi ifade ediyorum" dedi.

Bursa’da polis provokasyonu

Bursa’da cezaevlerinde süren açlık grevlerine destek vermek için önceki gün yapılmak istenen yürüyüşün engellenmesi üzerine çatışmalar yaşandı.

Kürtlerin yoğun biçimde yaşadığı Yıldırım ilçesine bağlı olan Yavuz Selim Mahallesi’nde bu kez de polis destekli sivil faşistlerin Kürtlere yönelik saldırıları mahallede büyük çatışmaların yaşanmasına neden oldu. Özellikle Erzurum yöre derneklerinin çağrı yaptığı iddia edilerek toplanan yüzlerce kişinin mahallede Kürt avına çıkması ellerinde bıçak silah sopa bulunan gruba poliste zırhlı araçlar ve Tomalar la su sıkarak destek verdi. Çatışmalar tırmanırken evleri önünde oturan üç genç polisin açtığı ateş sonucu yaralandı. Ayaklarından kurşunla yaralanan gençler Şevket Yılmaz Hastanesinde tedavi altına alındı.

SAVAŞ GÖRÜNTÜSÜ

Bu olayla birlikte mahallede adeta savaş görüntüleri yaşandı. BDP ilçe binasına polis eşliğinde yürüyen sivil faşistler ilçe binasında saldırdı. İçeride BDP il ve ilçe yöneticileri ve halk olmasına rağmen gaz bombaları ve tazyikli su sıkılması sonucu birçok kişi yaralandı BDP binası kullanılamaz hale geldi. Özellikle Mevlana Mahallesi muhtarının silahıyla havaya rastgele ateş açması da olayların daha da büyümesine neden oldu. Olaylar sürerken Ulus Mahallesi’nde yaşayan Kürt gençleri ile Yavuz Selim Mahallesi sakinleri arasında karşılıklı taş atma olayı yaşandı. Bir minibüs ateşe verildi, çok sayıda araç ve işyeri de çatışmalar sonucu zarar gördü. BDP il yöneticileri de bölgede olayların daha fazla büyümemesi için yoğun bir çaba sarf etti. Bursa Emniyet Müdürü de olay yerine gelerek BDP yöneticileriyle bir toplantı yapıp olayların daha fazla büyümemesi için yapılması gerekenler üzerine görüşmeler yaptı. Hastaneye kaldırılan gençlerin aileleri ve halkta hastaneye akın etti. Emek Partisi Bursa il yöneticileri Eğitim Sen Bursa Şube başkanı da hastane önüne gelerek yaralılarla görüştü. Bu arada hastaneye gelen Emniyet Müdürüne geçlerin aileleri de tepki gösterdi. Aileler polisin olayın takipçisi olmasını talep etti. Emniyet müdürü olayı soruşturacaklarını söyledi.

Başbakan darbeciler sultan gibi konuştu

Başbakan Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında cezaevlerinde süren açlık grevleriyle ilgili, darbe dönemlerinde tutsaklara karşı kullanılan dili kullanarak adeta ‘ölüm emri’ verdi. Grevcilerin Öcalan’a özgürlük, anadilde eğitim taleplerinin yerine getirilmeyeceğini tekrarlayan Erdoğan, Kürt illerinde dün gerçekleşen “hayatı durdurma” eylemini görmezden gelmeye yeltenerek BDP’ye saldırdı.

Erdoğan darbeciler gibi konuştu
Başbakan Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, cezaevlerinde devam eden açlık grevlerindeki taleplerin cezaevleri ile ilgisi olmadığını belirterek, açlık grevi yapan tutsaklara yüklendi. Erdoğan, “Bir kısım örgütsel ve siyasi taleplerle cezaevindeki yandaşlarını ölüm orucuna yönlendirdiler. Ölüm oruçlarına gerekçe olarak ifade edilenlerin cezaevi şartlarıyla ilgisi yok. Televizyonlarda çıkıp ajite etmeye çalışıyorlar. Cezaevinde bulunan herkesin hangi suçtan olursa olsun canı, sağlığı ve onuru devlete aittir. ‘KCK’ veya BDP’ye değildir. Geçmişte tutuklu ve hükümlülerin çok kötü şartlarda barındığını ve çok kötü olaylar yaşandığını biliyoruz. Biz hükümete geldiğimizde cezaevindeki şartları düzeltmek için her türlü adımı attık” iddiasında bulundu. Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in açlık grevindeki tutsaklarla görüştüğünü belirtti.

BDP’lilere karşı kara propaganda
Erdoğan, Yeni Akit Gazetesi’nde BDP’li vekillere ilişkin yayınlanan fotoğrafa değinerek, “Açlık grevi yapanların taleplerinin esasının cezaeviyle ilgisi yok. Dün akşam da söyledim. Bunlar hep istismar. İfade edilen talepler Öcalan’a özgürlükle, operasyonların durdurulması ile ilgili. Açlık grevi diyorlar. Bunu söyleyenler çok enteresan 17 Temmuz 2012’de Kızıltepe’de bir milletvekilinin evinde, milletvekilleri oturmuş orada kuzu kebabı yiyorlar. Orada kebap yiyorsun öbür tarafta cezaevinde olanlara açlık grevine girin diyorsun. Bu iş o kadar kolaysa kendiniz yapın” diyerek BDP’lileri hedefe koydu. Açlık grevcilerini ölüme terk etme sinyali veren Erdoğan, “Devlete cezaevinde ölmek gibi şantaj yapılamaz. Devlet şantaja papuç bırakmaz” dedi.

Protestolara müdahale talimatı
BDP’nin “Hayatı durdurma” çağrısında oldukça rahatsız olduğu belli olan Erdoğan, “Şu anda bir ilimizde ciddi oranda çocuklar ‘tehditle’ okullara gönderilmedi” iddiasıyla hayatın durduran eylemi gölgelemeye yeltendi.

Taammüden yalan konuştu
Öte yandan BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan’ın söz ettiği fotoğrafın temmuz ayında çekilen eski bir fotoğraf olduğunu söyleyerek Erdoğan’ı yalanladı.

Onlar tarihe gömüldü sıra Erdoğan’da
Başbakan Erdoğan 29 Ekim resepsiyonunda açlık grevindeki tutsaklar için “Aç kalan falan yok, İçişleri Bakanı gitti. Az ya da çok bir şeyler yiyip içiyor” dedi. 50 gündür açlık grevi yapan ve ölümün kıyısına gelmiş insanlara saygısızca çamur atmaya yeltenen Başbakan Erdoğan’a tepki yağdı. Cezaevlerindeki tutsakların yaşamlarından birinci dereceden sorumlu olan bir kişinin böyle sorumsuzca konuşması kınandı.

Onların yolunda
12 Eylül darbecileri, Refah-Yol hükümetinin Adalet Bakanı Şevket Kazan, Anasol-D hükümetinin İçişleri Bakanı Saadettin Tantan ve Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk de iktidarları döneminde aynı Erdoğan’ın kullandığı dili kullanmış ve yüzlerce tutsağın katledilmesine neden olmuştu. O gün bugündür açlık grevcilerinin onurları için bedenlerini ölüme yatırmaları karşısında çaresiz kalanlar her zaman bu yalana başvurarak katliamcı yüzlerini gizlemeye çalıştı.

Süresiz dönüşümsüz serhıldan

Dün Türkiye gelmiş geçmiş en büyük ayaklanmalardan birine tanıklık etti. Kürt illerinde hayat durdu. Büyük metropollerde ve Avrupa’da halk sokaklara döküldü.

Kürtler, ‘tekçi cumhuriyeti reddediyoruz’ mesajı verdi. Halk saldırılara direndi, açlık grevcilerinin taleplerini haykırdı: Öcalan’a özgürlük, anadilde eğitim ve statü

KEPENKLER İNDİ, KONTAKLAR KAPANDI
Dün Bölge’de hayat durdu. Açlık grevlerinin 49. gününde Bölge’nin tamamında esnaf kepenk açmadı. Çöpler, temizlik işçilerinin de boykota destek vermeleri nedeniyle toplanmadı. Toplu taşıma araçlarının yanı sıra özel halk otobüsleri, minibüs ve birçok taksinin de kontak kapatması dikkat çekti. Bazı bankaların da kapalı olduğu gözlenirken, öğrenciler de okulları boykot etti.

YÜZBİNLER YÜRÜDÜ, SOKAK SOKAK DİRENDİ
Kürt toplumu ve dostları Bölge’de, Avrupa’da ve metropollerde dün milyonluk gösterilerle sokakları, meydanları doldurdu. Amed’de ve Wan’da onbinler cezaevlerine yürüdü. Polis izin vermeyince halk direndi. Çok sayıda insan polisin saldırılarıyla yaralandı. Şirnex, Colemêrg, Dersim, Mêrdîn, Êlîh, Mûş, Sêrt , Çukurova, İstanbul ve Ege başta olmak üzere Kürtler her yerde ayaklandı.


TARİHİ GÜN: BÖLGE’DE HAYAT DURDU SERHILDAN KONUŞTU
BDP ve DTK’nin 30 Ekim’de “Topyekün direniş” çağrısı üzerine bölgede hayat durdu. Okulların boykot edildiği ve araçların kontak açmadığı Bölge’de esnaflar da kepenklerini kapatarak cezaevlerindeki süresiz ve dönüşümsüz açlık grevlerine destek verdi. Mahalle, cadde ve sokaklarda bulunan çöpler, temizlik işçilerinin de boykota destek vermeleri nedeniyle toplanmadı. Bölge genelinde toplu taşıma araçlarının yanı sıra özel halk otobüsleri, minibüs ve birçok taksinin de kontak kapatması dikkat çekti. Bazı bankaların da kapalı olduğu gözlenirken, öğrenciler de okulu boykot etti. Halk sokaklara döküldü. Yüzbinlerce insan her yeri eylem alanına çevirdi. Polis eylemlere saldırdı. Halk direndi. Çok sayıda insan gözaltına alındı ve yaralandı. Polis halkı engellemeye çalıştı. Amed sokakları savaş alanına döndü.

30 Ekim 2012 Salı

KP-İÖ militanları ‘Açlık Grevi’ndeki tutsakların direnişini selamladı


Elimize e-posta yoluyla ulaşan haberi güncel öneminden dolayı yayımlıyoruz.

"KP-İÖ militanları ‘Açlık Grevi’ndeki tutsakların direnişini selamladı" başlıklı haberi Devrimci Halkın Birliği | Haber Portalı olarak okuyucularımızla, devrimci kamuoyuyla birlikte, sınıfımızın ve tarihin bilgisine sunuyoruz.

İstiklal Caddesi’nde molotoflu eylem

SDP’liler, açlık grevlerine molotoflu eylemle destek verdi.

Sosyalist Demokrasi Partisi üyeleri, açlık grevlerinin 49. gününde olan Kürt siyasi tutuklularla dayanışma amacıyla Taksim’de eylem yaptı.

SDP üyeleri önce Tarlabaşı Bulvarı’nda barikat kurdu. Bir süre burada slogan atıp çevredekilere yönelik konuşmalar yapan SDP’liler, daha sonra eylemi İstiklal Caddesi’ne taşıdı. Caddede barikat kurup, barikatları molotoflayan SDP’lilere polis biber gazı ile saldırdı. Polis ile SDP üyeleri arasında çatışma, bir süre devam ederken, SDP’liler ara sokaklara dağıldı. Gözaltına alınanlar olduğu bildirildi.

Başbakanı haksız çıkartan rakamlar

Bugünlerde açıklanmış olan bir veri, “en az üç çocuk” diyen Başbakan övgüsüne dönüştü. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) kadın başına çocuk sayısı açıkladı. Ekonomi sayfalarında manşetler atıldı: “Başbakanı haklı çıkaran rakamlar” TÜİK araştırmasına göre kadın başına çocuk sayısı 2’ye indi. Bu rakam, nüfusun yenilenme hızı olan 2.1’in altında olduğu için ‘risk’ olarak lanse edildi. Çünkü bu durum, Türkiye nüfusunun önümüzdeki 40-50 yıllık süreçte azalacağını gösteriyor. Bu durum ‘en az üç çocuk’ diyen başbakanın haklılığı olarak sunuluyor. Başbakanın çocuk çıkışında, nüfusun kendini yenilemeyecek olmasının ötesinde, ekonomik nedenlerle birlikte demografik kaygılar da vardı.

Kürt nüfusunun giderek çoğalıyor olması gibi. TÜİK, Başbakanı bu konuda da haklı çıkardı!

Çünkü rakamlar nüfus artışı hızını Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yükselttiğini ortaya koyuyor. Kadın başına çocuk sayısı Güneydoğu Anadolu’da 3.42. Batıda yani Ege ve Marmara’da rakam 1.5’e kadar geriliyor. Öyle ki batı Marmara ve Ege’deki rakamlar, dünyada kadın başına en az çocuğun düştüğü Japonya ve Avusturya’ya yaklaşmış durumda. Aynı verilere göre nüfus artış hızında 2001-2011 döneminde düşme yaşanmış! Neden acaba? Yoğun kentleşmeden mi yoksa 2001 krizi sonrası yaygınlaşan yoksulluktan dolayı mı? Bu soruların cevapları önemli...

BAŞKA RAKAMLARA BAKINCA

Başka rakamlara bakınca bu soruların cevaplarını bulmak da mümkün... Başbakanın üç çocuk isteğinin haksızlığını da... Dünyanın 15 büyük ekonomisinden biri olmakla övünen Türkiye, kişi başına milli gelir sıralamasında nerelerde acaba? IMF’nin ekim ayı tahminlerine göre…

2012 yılı kişi başına milli geliri 10 bin 457 dolar olan Türkiye, 64’üncü sırada yer alıyor. Ekonomik kriz yaşayan İtalya, İsrail 32 bin dolar civarında kişi başına milli gelire sahip. Barbados, Estonya, Ekvator Ginesi, Antigua, Barbuda, Libya, Litvanya, Kazakistan, Gabon, Malezya hepsi Türkiye’nin üzerinde. Batmakta olan Yunanistan bile, zenginlikte Türkiye’nin 2.18 katı. Her ne kadar, milli gelirin 2-3 bin dolar olduğu yıllarda, “10 bin doları bulalım hiçbir sorunumuz kalmayacak” denilse de milli gelirin 10 bin doları aşmasına karşın sorunlar devam ediyor.

Türkiye’nin kişi başına geliri yüksek olmadığı gibi gelirin bölüşümünde de çok kötü durumda. Dünya gelir adaletsizliği sıralamasında başa oynuyor. Gelir adaletsizliğinin bir sonucu olarak bu ülkenin 17 milyon yoksulu var. Gel de çocuk sayısını artır! Bebek ölümlerinin yaygınlığı, sağlık ve eğitim konularında alt sıralarda yer alma gibi istatistiklere bakıldığında Başbakanı haksız çıkaran çokça veri bulmak mümkün! -   Bülent Falakaoğlu (İstanbul/Evrensel)

Erdoğan: Aç falan kalan yok

Cezaevlerinde yüzlerce PKK'li ve PAJK'li tutuklu Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin son bulması ve anadilde savunma hakkının önündeki engellerin kaldırılması için açlık grevinde. Kamuoyu, bu en basit insan hakkı talepleri için 48 gündür süren ve artık kritik eşiğe gelen açlık grevlerinde hükümetin gerekli adımları atmasını bekliyor. Ancak Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda konuşan Erdoğan vurdumduymaz tavrını sürdürdü: "Adalet Bakanım gitti Aç falan kalan yok. Gerektiğinde müdahale edilir."

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Cumhuriyet Bayramı sebebiyle Çankaya Köşkü'nde bir resepsiyon verdi. Resepsiyona Meclis Başkanı Cemil Çiçek ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel eşleriyle birlikte katıldı. Resepsiyona, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu katılmazken, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli katıldı. BDP'den de Ahmet Türk, Hasip Kaplan ve Sırrı Sakık resepsiyonda yer aldı

Başbakan Erdoğan resepsiyonda gündeme dair de açıklamalarda bulundu. Bugün Ankara'da 29 Ekim yürüyüşü yapmak isteyenlere yönelik polis müdahalesinde CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'yu eleştiren Erdoğan şöyle konuştu:

KUTLAMA DEĞİL PROVOKASYON
"İzin vermeme diye bir şey söz konusu değil. Daha önce Kılıçdaroğlu ile yan yanaydık, şimdi niye aynısı yapılmadı? Kılıçdaroğlu bu kez Ulus’a gitti ve bunun sorgulanması gerekiyor. Barikatları kaldırın talimatını ben vermedim. Polis görevini yapmadı, 11 polis yaralandı. Ama medya buna yer vermedi. Yolun kapanması ya da açılması yönünde herhangi bir talimat vermedim. Kılıçdaroğlu legal ve illegal örgütlerle birlikte yürüyüş yaptı. Bu alternatif bir kutlama değil, provokasyondur."

Gazetecilerin Cumhuriyet mitinglerini anımsatarak "2007’nin özlemi mi var?" da Erdoğan, "Belki de öyle bir duygudur ama bu noktada herhangi bir şey söyleyemeyiz. Alternatif bir kutlamanın yapılmaması gerekiyordu. Kılıçdaroğlu örgütlerine çağrı yapabilirdi" dedi.

'UTANSINLAR'
Emine Erdoğan’ın ilk kez Çankaya Köşkü’ndeki bir resepsiyona katılmasıyla ilgili de Erdoğan, "Eşlerle birlikte gelinmesi çok güzel. Daha önce de gelebilirdik ama böyle bir davet almadık... Bugüne kadar beni Emine hanımla buraya sokmayanlar utansın" dedi.

GEREKTİĞİNDE MÜDAHALE EDİLİR
Erdoğan, cezaevlerinde, Abdullah Öcalan'ın tecrit koşullarının kaldırılması için 48 gündür süren açlık grevleri hakkında da provokatif açıklamalarda bulundu. "Aç kalan falan yok" iddiasında bulunan Erdoğan, "Adalet bakanım gitti, aç kalan yok, herkes her şeyi yiyor. Müdahale gerektiğinde yapılır" dedi.

Erdoğan, ABD'de yaklaşan başkanlık seçimlerine ilişkin de renk vermekten kaçındı: "Kafa kafaya gidiyorlar. Gönlümden ne geçiyor derseniz bende kalsın." 

GÜL'DEN 'AÇLIK GREVLERİNİ BİTİRİN' ÇAĞRISI
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül DE 29 Ekim Resepsiyonunda cezaevlerinde devam eden açlık grevlerinin sonlandırılması için çağrıda bulundu. Gül şunları söyledi:

"Geçmişte bu tip hoş olmayan neticeler yaşanmıştı. Bunlara fırsat vermemek gerekir. Bugün Türkiye'de her şey konuşuluyor. Eğer ifade özgürlüğü olmazsa insanlar başka şeylere başvurabilirler. Bugün Türkiye'de en aykırı fikirler, kalıplar konuşuluyor. Şiddet olmadığı takdirde her şeyi konuşarak ikna ederek büyük problemleri halledebiliriz.

Açlık grevlerinin bitmesi izin çağrıda bulunmak istiyorum. Bunun çözüme katkısı olmaz. Adalet Bakanının çalışmalarını takdir ediyorum, gayretli bir insan. Herkesin bir olması mutluluk verici. Her şeyin  bir zamanı var. Bu noktaya gelmekten çok mutluyum. Buradaki resimler tüm Türkiye'de moral kaynağı oluyor.

Ulus'taki görüntüler arzu edilmeyen görüntüler. Valiliklere kutlamalar coşkuyla yapılsın diye yazı göndermiştim. Ancak yine de üzücü bazı şeyler oldu. Bayramda genel kurallar içinde kimseyi rahatsız etmeden herkes bayramı kutlamalı.

Kılıçdaroğlu'na yanıt verirsem polemik olur. Ağustos'ta bu tür hoş olmayan şeyler olmuştu."

Hayat sürsün diye hayatı durdurdular

DİYARBAKIR VE ŞIRNAK'TA MÜDAHALE
DTK ve BDP'nin, PKK ve PAJK'li tutukluların12 Eylülden bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın sağlık, güvenlik ve özgürlük koşullarının sağlanması ile anadil üzerindeki baskıların sonlandırılması istemiyle sürdürdükleri açlık grevine destek vermek amacıyla 30 Ekimde "Topyekun direniş" çağrısı bölge illerinde etkili oldu.

BDP'nin "Topyekün direniş" çağrısıyla kepenklerin kapalı olduğu ve hayatın durma noktasına geldiği Diyarbakır'da, E Tipi Kapalı Cezaevi önünde yapılması planlanan BDP'nin Grup Toplantısı öncesi toplanan kitleye, polisler gaz bombaları ve tazyikli suyla müdahale etti. Kitlenin de taşlarla karşılık verdiği çatışma, Emek Caddesi üzerinde yoğunlaştı.

Şırnak'ta yürüyüşe geçen binlerce kişiye polisler gaz bombalarıyla müdahale etti. Polisin müdahalesiyle birlikte binlerce kişi polise karşılık verdi. Çatışmalar sürüyor. Erzurum’un Karayazı İlçesi’nde cezaevlerindeki açlık grevine dikkat çekmek amacıyla yapılan basın açıklamasına polis müdahale etti. Gençlerin taşlarla karşılık verdiği müdahale sonrası başlayan olaylar sürüyor.

VAN VE YÜKSEKOVA'DA ONBİNLER YÜRÜYOR
Van merkez ile Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde onbinlerce kişi barikatları aşarak, yürüyüşe geçti. 

Kepenklerin yüzde yüz kapalı olduğu Van'da BDP'nin il binası olarak kullandığı çadırın önünde biraraya gelen onbinlerce kişi polis barikatlarını aşarak, yürüyüşe geçti. Kültür Merkezi yolundan Akköprü Mahallesi'ne doğru yürüyüşe geçen onbinlerce yurttaşın yürüyüşü devam ederken, polisler ise kitlenin sayısının artması ve yürüyüşün başlaması üzerine barikatları kaldırmak zorunda kaldı. Kitle Akköprü Mahallesi'nde araçlarla Van F Tipi Cezaevi önüne doğru hareket edecek. Kitlenin yürüyüşü sürüyor. 

Yaşamın durduğu Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde BDP İlçe binası ile Oslo Oteli önünde biraraya gelen onbinlerce kişi, Eski Cezaevi Kavşağı'na doğru yürüyüşe geçti. İlçe halkının akın ettiği yürüyüş sonrası basın açıklaması yapılacak.

İZMİR AÇLIK GREVİ ÇADIRINA MÜDAHALE: 22 GÖZALTI
İzmir BDP Karabağlar İlçe Örgütü'nün açlık grevindeki PKK'li ve PAJK'lı tutuklulara destek amacıyla kurduğu açlık grevine çadırına polis müdahale etti. Müdahalede, aralarında BDP Karabağlar İlçe Başkanı Şerafettin Yetim'in de bulunduğu 22 kişi gözaltına aldı.

BDP Karabağlar İlçe Örgütü tarafından PKK'li ve PAJK'lı tutuklulara destek için dün Karabağlar İlçesi Kahveler semtinde açlık grevi çadırı açtı. Çadırın kurulduğu yere gelen sivil polisler, çadırın kaldırılması için BDP'lilere uyararak aksi durumda müdahale edecekleri söyledi. BDP'liler ise çadır açmanın demokratik bir hak olduğunu, çadırı kaldırmayacaklarını belirtti. Bunun üzerine polis, çadır önündeki kitlenin azaldığı geç saatlerde TOMA araçları ve yüzlerce çevik kuvvet polisi eşliğinde çadırın bulunduğu alanı ablukaya aldı. Polis, ardından çadırda açlık grevinde olan eylemcilere sert bir şekilde müdahale etti. Açlık grevi eylemcilerini karga tulumba gözaltına alan polis, ayrıca, açlık grevinin yapıldığı çadıra ve içerisindeki malzemelere el koydu. Gözaltına alınanlar Bozyaka semtinde bulunan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne götürüldü.

Gözaltına alınanların isimleri şunlar; BDP Karabağlar İlçe Başkanı Şerafettin Yetim ve eşi Fatma Yetim, BDP İzmir Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Ayaş, Mehmet Önder, Mehmet Yalçınkaya, Ramazan Okçu, İbrahim Akın, Hasan Doğan, İdris Daş, Ercan Çelik, Üzeyir Ayarcı, Gülseven Turgal, Mehmet Ozan, Mahmut Aslan, Mustafa Ceylan, Bişar Akın, Hanife Budak, Mahir Çakır, Veysi Daş, Jale Aydın, Ferda Aktan, Dilan Önen. 

BÖLGE'DE HAYAT DURDU

DİYARBAKIR
PKK ve PAJK'lı tutsaklar tarafından 12 Eylül'den bu yana sürdürülen ve 49'ncu gününe giren süresiz-dönüşümsüz açlık grevine ilişkin yetkililerin duyarsızlığına tepki göstermek amacıyla BDP ve DTK tarafından 30 Ekim'de "Her yerde hayatı durduralım" çağrısına uyan Diyarbakırlılar, adeta evlerine kapanmış durumda. Merkez Bağlar, Kayapınar, Yenişehir ve Sur ilçelerinin neredeyse tamamında fırın ve eczanelerin dışında esnaf kepenk kapatmış durumda. Başta Ofis Semti olmak üzere birçok mahalle, cadde ve sokakta bulunan çöpler, temizlik işçilerinin de boykota destek vermeleri nedeniyle toplanmadı. Kentte ulaşımı sağlayan Büyükşehir Belediyesine ait toplu taşıma araçları yanı sıra özel halk otobüsleri, minibüs ve birçok taksinin de kontak kapatması dikkat çekti. Bazı bankalarında kapalı olduğu gözlenirken, çok sayıda öğrenci de okula gitmedi.

DERİK
Mardin'in Derik İlçesi'nde, PKK ve PAJK'lı tutsakların 49. gününe giren açlık grevlerine destek vermek ve hükümet yetkililerinin duyarsızlığını protesto etmek amacıyla esnaf kepenk açmadı. Hayatın  durduğu Derik'te belediye temizlik işçileri de bugün iş başı yapmadı. Öğrencilerin okula gitmeyerek boykot eylemi gerçekleştirdiği ilçede hayat tamamen durdu. Şehirler arası çalışan araçlar kontak kapatırken, BDP İlçe binasına siyah bez ve üzerinde "Ölümlere izin vermeyeceğiz, taleplere yanıt verilsin, açlık grevi direnişçilerini selamlıyoruz, anadilde eğitim talibi kabul edilsin, Öcalan'a özgürlük" pankartı asıldı.

SİLVAN
Silvan'da halk sabah saatlerinden itibaren kepenk açmadı. Bütün kepenklerin kapalı olduğu ilçede Diyarbakır-Silvan, Batman-Silvan araçlarının yanı sıra şehir içi araçları da kontak kapattı. Öte yandan Silvan'a bağlı Demirkuyu (Dêrikamiqûrê) Köyü'nde bulunan ve çevre köylerden de çok sayıda öğrencinin okuduğu Demirkuyu İlköğretim Okulu öğrencilerinin okulu boykot etmesinden dolayı kapalı olduğu öğrenildi.

SİLOPİ
Kepenklerin kapalı oldu ilçe merkezinde, öğrenciler de okulları boykot etti. Araçların kontak kapattığı ilçede, şehir dışında bulunan otogara gitmek isteyen birçok yolcu 2 kilometrelik yolu yaya olarak yürümek zorunda kaldı. Eczanelerin dışında tüm kepenklerin kapalı olduğu ilçede, sessizlik hakim.

SURUÇ
Urfa'nın Suruç ilçesinde cezaevlerinde yaşanan açlık grevlerine destek vermek amacıyla esnaf kepenk açmadı. İlçede öğrenciler okulu boykot ederken, ilçede şahsi araçlar dahi kontak kapattı.

ŞIRNAK
Yapılan çağrı üzerine Şırnak merkezinde hayat durma noktasına geldi. Esnaf kepenk açmazken tüm okullar boykot edildi. Sadece nöbetçi eczanelerin açık olduğu kent merkezinde, kamu kurum ve kuruluşları da işlevsiz kaldı. Şehir içi otobüslerin çalışmadığı ve belediye çöplerinin toplanmadığı kent merkezi sessizliğe büründü.

MAZIDAĞI
BDP tarafından açlık grevindeki tutsaklar için ilan edilen "Topyekûn Direniş Günü" nedeniyle Mardin'in Mazıdağı ilçesinde esnaflar kepenklerini açmadı. İlçe merkezinde fırınlar dışında hiçbir esnafın kepenklerini açmadığı görüldü. Şoförlerin kontak kapattığı ilçede, öğrencilerin okullara gitmediği ve okul önünde bekledikleri görüldü.

VİRANŞEHİR
Urfa'nın Viranşehir İlçesi'nde sabah saatlerinde dersleri boykot eden öğrenciler arasında bulunan Mehmet Tamamboğa adında bir gencin gözaltına alındığı bildirildi. İlçede yoğun güvenlik önlemleri alınırken, ilçenin giriş ve çıkışlarında arama noktaları kuruldu. İlçe'de kepenklerini açmayan esnaflar, açlık grevi eylemlerine destek verdi.

BATMAN
BDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın '30 ekimde hayatı durma noktasına getirtelim' çağrısı üzerine Batman'da esnaf kepenk açmadı. Cezaevlerinde 12 eylülden bu yana devam eden ve bu gün 49'uncu gününe giren süresiz-dönüşümsüz açlık grevlerine destek amaçlı Batman'ın en işlek caddeleri olan Diyarbakır, Gülistan, Sağlık ve Komando caddelerindeki ve mahallelerde bulunan esnaf kepenklerini açmazken yalnızca fırınlar ve eczaneler açık kaldı.

CİZRE
Cizre'de esnaf cezaevlerinde PKK'li ve PAJK'lı tutsakların başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine destek vermek amacıyla bugün kepenk açmadı. Sadece eczanelerin açık olduğu ilçede bütün esnaf kepenk kapatırken, kentte büyük bir sessizlik hakim. Yine birçok noktada polislerin akrep tipi zırhlı araçlarla bekledikleri görülürken, işçilerin işe gitmediği ve binlerce öğrencinin de okulları boykot ederek okula gitmedikleri öğrenildi. Belediye temizlik çalışanları eyleme destek vermek amacıyla bugün çöpleri toplamadı.

İDİL
İdil esnafı da aynı amaçla bugün kepenk açmadı. Sadece eczanelerin açık olduğu kentte, sokakların boş olduğu ve büyük bir sessizliğin hakim olduğu görüldü.

SÜRGÜCÜ
PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül günü başlattığı süresiz-dönüşümsüz açlık grevine destek vermek amacıyla Mardin'in Savur İlçesi'ne bağlı Sürgücü Beldesi'nde şehir içi araç şoförleri kontak kapatarak, belde esnafı ise kepenk açmayarak destek verdi. BDP Sürgücü Belde Örgütü yönetici ve üyeleri de parti binası önünde toplanarak oturma eylemi gerçekleştirdi. Eyleme yurttaşlar da destek verdi. Beldede sadece polislerin zırhlı araçlarının olması dikkat çekti.

NUSAYBİN
12 Eylül'de PKK ve PAJK'lı tutsakların başlattığı açlık grevine destek amacıyla Nusaybin esnaflar tamamı kepenk açmadı. Büyük bir sessizliğin hakim olduğu ilçede polisin yoğun önlemleri dikkat çekiyor. Kamu kurum ve kuruluşları ve birçok banka ile ATM'lerin önünde polislerin bekleyişleri devam ediyor.

HANİ
Diyarbakır'ın Hani ilçesinde 12 Eylül'den bu yana açlık grevine giren siyasi tutsakların durumuna dikkat çekmek için esnaf kepenk açmadı. Öğrencilerin de okulları boykot ettiği ilçede sokak ve caddeler boş  kaldı. Firmaların kontak kapatıp Hani seferlerinin durdurulduğu görüldü.

KIZILTEPE
Mardin'in Kızıltepe İlçesinde BDP'nin ilan ettiği "Topyekün direniş günü" nedeniyle esnaflar kepenk kapattı. İlçe merkezi ve bütün mahallelerde esnafın kepenk kapattırken, ilçede sadece eczaneler halkın  zaruri ihtiyaçlarının karşılanması için açık kaldı. Birçok okulda öğrenciler okulu boykot ederken, ilçede hayat durma noktasına geldi. İlçede şehiriçi hattında çalışan otobüsler kontak kapatırken, sadece Havaalanında giden şehiriçi otobüsleri seferelerini yaptı.

BEYTÜŞŞEBAP
Şırnak'ın Beytüşşebap İlçesinde sabahın ilk ışıklarıyla birlikte esnaflar ve halk evinden dışarı çıkmadı. Bütün esnafların kepenk kapattığı ilçede, hayat durma noktasına geldi. Sessizliğin hakim olduğu ilçede öğrenciler okula gitmeyerek, evlerinden dışarı çıkmadı.

SİİRT

Siirt'te, BDP tarafından cezaevlerinde 12 Eylül’den bu yana devam eden süresiz ve dönüşümsüz açlık grevlerine destek vermek amacıyla ilçe merkezinde birçok esnaf kepenk kapattı. Esnafların kepenk kapattığı şehir merkezinde, Siirt’in Özgen, Sakıp Beygo caddelerinin yanı sıra ve Ülkü Mahallesi'nde bulunan GAP taksi civarında çok sayıda esnaf açmadı. Çakmak, Ulus, Conkbayır, Alan, Çal ve Affet Evler mahallerinde yurttaşların sokağa çıkmadığı görüldü.

BİSMİL
Diyarbakır'ın Bismil İlçesinde, PKK'li ve PAJK'lı tutsakların 12 Eylül'den itibaren başlattıkları süresiz-dönüşümsüz açlık grevi eylemine destek vermek için Eczane ve hastanelerin dışında kepenklerin tamamen kapalı olduğu ilçede öğrenciler, okulları boykot etti. Hayatın tamamen durduğu ilçede yurttaşlar kontaklarını kapatırken, çok sayıda memur ve kamu çalışanların bile işe gitmediği öğrenildi. İlçede şehirlerarası minibüsçülerin de çalışmadığı da öğrenildi.

DARGEÇİT
Mardin'in Dargeçit (Kerboran) İlçesi'nde ise esnaf PKK'li ve PAJK'lı tutsaklar tarafından başlatılan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevlerine destek vermek amacıyla kepenk açmazken, şehir içi araçlar da kontak kapattı. Çarşı merkezine kimse çıkmazken ilçede hayat durma noktasına geldi. BDP Dargecçit İlçe örgütü binasında ise dönüşümlü açlık grevi eylemi devam ediyor. Bugün öğle saatlerinde ikinci grubun eylemi devir alacağı belirtildi.

ADANA
Adana'nın Seyhan ve Yüreğir İlçeleri'nde bulunan Dağlıoğlu, Karasu, Gülbahçe, Hürriyet, Barbaros, Yenibey, Bey, Havuzlubahçe, Dumlupınar, Şakirpaşa, Ova, Onur, Uçak, Denizli, İsmetpaşa, Mithatpaşa, Anadolu, 19 Mayıs, Yunus Emre, Dedekorkut ve Küçükdikili'deki esnaf kepenklerini açmadı. Mahallelerde bulunan semt pazarları kurulmazken, eczane ve fırın dışında her yerin kapalı olduğunu gözlendi.

Öte yandan süresiz ve dönüşümsüz açlık grevinde olan PKK ve PAJK'lı tutsakların durumuna dikkat çekmek amacıyla Adana merkez Seyhan İlçesi Şakirpaşa semti Ova Mahallesi Ova Caddesi'nde çadır kurulması bekleniyor.

MERSİN
Mersin'de ise aynı amaçla, Akdeniz ve Toroslar ilçelerine bağlı bulunan Yenipazar, Güneş, Yenihal, Gündoğdu, Siteler, Çay, Çilek, Kurtali, Demirtaş, Alsancak, Portakal, Mustafa Kemal, Mevlana, Selçuklar, Halkkent, Güneykent, Toroslar ve Çavuşlu mahallelerinde esnaflar kepenk açmadı. Öte yandan Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Akdeniz Belediyesi önünde bir araya gelerek kitlesel yürüyüş düzenleyecek ve AKP Akdeniz ilçe binası önüne siyah çelenk bırakacak.

VAN
Van’da cezaevlerindeki açlık grevlerini dikkat çekmek amacıyla Van F Tipi Cezaevi önüne yapılacak kitlesel yürüyüş öncesi esnaf kepenk açmadı. İlk kez Cumhuriyet Caddesi başta olmak üzere esnafların tamamı kepenk açmazken, polis birçok noktaya ablukaya aldı. 11 ilçe ve 32 mahallede kitle BDP ilçe binaları önüne akın etmeye başladı. Yaşamın durduğu kentte polisin olağanüstü önlem aldı. Saat 10.00’da onbinlerce kişi Van F Tipi Cezaevi önüne yürüyecek.

HAKKARİ
BDP ve DTK'nin çağrısı üzerine Hakkari’de bugün hayat durdu. Kepenklerin tamamen kapalı olduğu kentte, öğrencilerde okulları boykot ederken, resmi araçların dışında hiçbir araç çalışmıyor. Yurttaşlar BDP İl binasına akın ediyor. Kentte polis zırhlı araçlarla farklı noktalarda önlem almaya başladı.

ÇUKURCA
Sınırın sıfır noktasında bulunan Çukurca İlçesi’nde ise esnafların tamamı kepenk açmadı. Okulların boykot edildiği ilçede yurttaşlar araçlarla Hakkari’de yapılacak yürüyüşe katılmak üzere kente akın etmeye başladı.

YÜKSEKOVA
Yüksekova’da ise, yaşam tamamen durdu. Kepenklerin kapalı olduğu, okulların boykot edildiği ilçede resmi daireler bile iş yapmadı. Sessizliğin hakim olduğu ilçede polis zırhlı araçlarla yoğun önlem aldı. Araçların çalışmadığı ilçede yurttaşlar gruplar halinde BDP İlçe binasına akın ediyor.

ŞEMDİNLİ
Şemdinli İlçe merkezinde ise açlık grevlerine destek amaçlı esnafların tamamı kepenk kapattı. Kepenklerin tamamen kapalı olduğu ilçede araçlarda kontak kapattı. Çarşı merkezinde polislere ait zırhlı araçlar tur atarken, ilçede saat 10.00’da kitlesel basın açıklaması yapılacak.

VARTO
Muş Varto’da 12 Eylül’de PKK ve PAJK’lı tutsakların başlattığı açlık grevine destek amacıyla bir fırın ve bir nöbetçi eczane dışında tüm esnaf kepenk kapattı, polis araçları dışında tüm araçlar kontak kapattı, halkta sokağa çıkmayarak hayatı durdurdu. Varto esnaf kepenk kapatıp sokağa çıkmamasından kaynaklı resmi kurumlarda ise sadece memurlar kalarak kurumların kapısını da kapalı tutuyor.

BULANIK
Muş’un Bulanık İlçesi’nde Sabah saatlerinden itibaren esnaflar kepenklerini açmazken ilçede fırın ve eczaneler dışında açık yer kalmadı. Önceki gün Bulanık’ta başlatılan süresiz dönüşümlü açlık grevine destek olmak amacıyla BDP İlçe binasına halk akın ederken, saat 11.00’da ilçede kitlesel bir yürüyüşün düzenleneceği öğrenildi. Sessizliğin hakim olduğu ilçede polislerin yoğun önlemler aldığı bildirildi.

MALAZGİRT
PKK ve PAJK'lı tutsakların cezaevlerinde başlattığı süresiz ve dönüşümsüz açlık grevi eylemlerine destek vermek amacıyla Malazgirt’te esnaf kepenk açmadı. Eczane ve fırınların dışında açık olmayan ilçede yaşam adeta durmuş durumda. Kitle saat 10.00’da BDP ilçe binası önünde yapılacak basın açıklaması için toplanmaya başlandı.

BAŞKALE
Van’ın Başkale İlçesi’nde açlık grevine dikkat çekmek amacıyla esnafların tamamı kepenk açmazken, öğrencilerde okulları boykot ederek, gitmedi. Hayatın tamamen durduğu kentte kitle araçlarla Van’da yapılacak olan büyük yürüyüşe katılmak üzere kente hareket etmeye başladı.

ÖZALP
Van’ın Özalp İlçesi’nde sabah saatlerinde kepenklerini kapatan esnafların tamamı BDP İlçe binası önünde toplandı. İlçe binası önüne toplanan kitle daha sonra araçlarla Van merkezine hareket etti.

DOĞUBAYAZIT
Günlerdir açlık grevi ve protesto eylemlerin sürdüğü Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde esnafların tamamı kepenk kapattı. Öğrencilerin okulların boykot etmesinden dolayı hiçbir okulda ders başı yapılmadı. Ticari taksilerin bile çalışmadığı kentte kitle BDP İlçe binasında ve çözüm çadırında yürüyüş için toplanmaya başladı.

KARAYAZI
Erzurum merkezli kitlesel yürüyüşün yapılacağı Karayazı İlçesi’nde esnafların büyük bölümü kepenk açmazken, başta Erzurum merkez olmak üzere bölgede ilçeye çok sayıda polis ve zırhlı araç sevk edildi. Polis ablukasına rağmen yurttaşlar BDP İlçe binasına akın etmeye başladı. (DİHA)

Erdoğan açlık grevcilerine 'ölmezseniz inanmam' diyor!

Başbakan Erdoğan, cezaevlerindeki açlık grevleriyle ilgili olarak, aslında ortada açlık grevi olmadığını iddia ederek, "Aç kalan yok, herkes her şeyi yiyor. Müdahale gerektiğinde yapılır" dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Cumburbaşkanı Abdullah Gül’ün Çankaya Köşkü’nde verdiği 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda bugün Ankara'da düzenlenen yürüyüşe ve cezaevlerindeki açlık grevlerine ilişkin açıklamalar yaptı.

ERDOĞAN ÖLÜM İSTİYOR
Erdoğan, 12 Eylül'den itibaren birçok cezaevinde Abdullah Öcalan'a tecritin kaldırılması ve anadilde eğitim-savunma hakkı talepleriyle başlatılan açlık grevleriyle ilgili olarak, hem aslında gerçekten açlık grevi yapan olmadığını iddia etti, hem de "gerektiğinde" müdahale yapılacağını söyledi. Erdoğan, "Adalet bakanım gitti, aç kalan yok, herkes her şeyi yiyor. Müdahale gerektiğinde yapılır" dedi.

ERDOĞAN ŞEVKET KAZAN'I ÖRNEĞİNİ İZLİYOR
Erdoğan'ın bu açıklaması 1996 açlık grevleri ve ölüm oruçları eylemleri sırasında adalet bakanı olarak görev yapan Şevket Kazan'ın açlık grevcileri için "stok yapmışlar, gizli gizli yiyorlar" açıklamasını akla getirdi. Kazan'ın bu açıklamayı yapmasından kısa bir süre sonra ölümler başlamış ve 96 açlık grevlerinden toplam 12 siyasi mahkum hayatını kaybetmişti.

'CUMHURİYET KUTLAMASI PROVOKASYONDUR'
Bugün Ankara'da Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) öncülüğünde düzenlenen "Cumhuriyet Yürüyüşü"nü engellemek üzere polis tarafından kurulan barikatların kaldırılması için kendisinin talimat vermediğini belirten Erdoğan, "Yolun kapanması ya da açılması yönünde herhangi bir talimat vermedim. Kılıçdaroğlu legal ve illegal örgütlerle birlikte yürüyüş yaptı. Bu alternatif bir kutlama değil, provokasyondur" dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, "2007’nin biz özlemi mi var?" sorusuna ise, "Belki de öyle bir duygudur, ama bu noktada herhangi bir şey söyleyemeyiz. Alternatif bir kutlamanın yapılmaması gerekiyordu. Kılıçdaroğlu örgütlerine çağrı yapabilirdi" dedi.

Bursa'da 3 BDP'li polis tarafından vuruldu

BDP Yıldırım İlçe Örgütü önünde, ırkçı grubun saldırısını önlemek için nöbet tutan BDP'lilere gaz bombaları ve tazyikli su ile müdahale eden polisin silah kullandığı belirtildi.

Açılan ateş sonucu kollarından ve bacaklarından yaralanan 3 kişi hastanede tedavi altına alındı.

IRKÇI GRUP BDP PARTİ BİNASINA SALDIRMAK İSTEDİ
Öğle saatlerinde ırkçı bir grubun kışkırtıcı sloganlar atarak BDP Yıldırım İlçe Örgütü binasına yönelmesi üzerine parti binasını korumaya alan BDP'lilere polis akşam saatlerinde müdahalede bulunmuştu.

POLİS GRUBU ISRARLA DAĞITMADI
Yapılan bütün görüşmelere rağmen polisin ırkçı grubu dağıtmaması üzerine BDP İlçe binasını korumaya alan yaklaşık 500 yurttaşa tazyikli su ve gaz bombaları ile müdahale eden polisin silah da kullandığı belirtildi. Polisin müdahale esnasında açtığı ateş sonucu 3 yurttaşın kollarından ve bacaklarından aldıkları mermilerle yaralandığı bildirildi. BDP İlçe binasının hemen karşısında vurulan Lütfü Kaçan, Sinan Sönmez ve Kağan Modak isimli yurttaşlar, aileleri ve BDP'liler tarafından hastaneye kaldırıldı. Bursa Şevket Yılmaz Hastanesi'ne kaldırılan yaralılar tedavi altına alındı.

Olayı duyar duymaz hastaneye giden BDP PM Üyesi Ayla Yıldırım, polisin açtığı ateş sonucu yaralanan 3 kişiyi hastanede ziyaret ettiğini, bilinçlerinin açık olduğunu ve mermilerin çıkarılması için tedavi edildiklerini açıkladı.

Sandy Kasırgası vurdu: 13 ölü

Karayiplerde onlarca kişinin ölümüne yol açan Sandy kasırgası dün aksam saatlerinde de ABD'yi vurdu.

Hızı saatte 85 mili (136 km) rüzgar ve sağanak yağmur ile ABD'nin özellikle Doğu yakasındaki eyaletlerinde hayati felce uğratan Sandy kasırgası, çoğunluğu ağaç devrilmelerinden kaynaklanan 13 kişinin ölümüne yol açtı.

SOKAĞA ÇIKMA YASAĞI
Sandy kasırgası nedeniyle, New Jersey ve New York'un bazı semtlerinde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Sandy kasırgası, hava, kara, deniz ve demiryolu ulaşımını da olumsuz etkiledi. New York'ta JFK, La Guardia, New Jersey'de Newark Havalimanları açık olmasına karşın, bütün uçuşlar iptal edildi.

12 BİN UÇUŞ İPTAL, 5 MİLYON KİŞİ ELEKTRİKSİZ
ABD genelinde 12 bin uçuş Sandy kasırgası neniyle iptal edildi. Ülkenin Doğu yakasındaki 7 eyalette üç milyon in kişinin elektriksiz kaldığı açıklandı. Atlantik Okyanusu kıyısında bulunan New York'un Batery Park bölgesinde, yaklaşık 4 metre su yükselmesine yol açan Sandy kasırgasının ülkede 5.3 milyon kişiyi elektriksiz bırakırken, 10 ila 20 milyar dolar arasında zarara yol açtığı bildirildi.

Gün ‘artık yeter’ deme günüdür

KCK yaptığı açıklamada, BDP’nin bugün yaşamı durdurma çağrısına destek verdi. ANF’nin geçtiği habere göre KCK, herkesi “artık yeter” diyerek  topyekün direnişe katılmaya çağırdı. KCK açıklamasında şöyle denildi: “Gün Öcalan’ı özgürleştirme, kimliğine sahip çıkma, anadil hakkını elde etme günüdür.”

KCK: Gün ‘artık yeter’ deme günü
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) geçtiği habere göre, KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, ‘topyekün direniş günü’ ilan edilen 30 Ekim’de genç, yaşlı, esnaf, emekçi, kadın, erkek tüm Kürt halkını yaşamı durdurmaya çağırdı ve “30 Ekim zulmü reva görenlere artık yeter deme günüdür” dedi. Cumhuriyetin 89. yıldönümüne de dikkat çeken KCK, “Bir yanda bayram bir yanda direniş ve ağıt. Bu tezatlık aşılmadan Türkiye’nin birlik ve bütünlüğünden bahsedilemez” ifadesini kullandı.

KCK, “cezaevlerinde esir tutulan Kürt halkının öncü kadrolarının başlattığı açlık grevinin 48. gününe gelmiş olmasına rağmen AKP hükümetinin duyarsızlığını sürdürdüğüne” dikkat çekerek şunları kaydetti: “BDP’nin, açlık grevindeki tutsaklarla dayanışmak amacıyla, 30 Ekim günü (bugün) yaşamı durdurma ve çeşitli etkinliklerle bu tarihsel direnişi gündeme taşıma kararı yerinde bir karar olduğu gibi, aynı zamanda tüm halkımızın desteklemesi gereken bir karar ve herkesin katılması gereken bir insani eylemselliktir. Gün halkımıza zulüm ve zorbalığı reva görenlere ‘artık yeter’ demenin günüdür. Gün, Kürt halkının kimliğine ve Önderliğine sahip çıkma ve özgürleştirme günüdür. Gün, tüm insanlığın olduğu gibi Kürt halkının da bir halk olarak anadil hakkını elde etmesi için büyük fedakarlık yapma günüdür. Bu temelde 30 Ekim günü, kadın-erkek, genç-yaşlı, esnaf-emekçi ve her kesimden tüm Kürdistan halkını yaşamı durdurmaya, çok çeşitli eylem ve etkinliklerle zindanlarda yükselen direnişe ses olmaya çağırıyoruz.”

Yer gök eylem alanı oldu!
Êlîh (Batman), Semsûr (Adıyaman), Sêrt (Siirt), Şirnex (Şırnak), Çınar, Mêrdîn (Mardin), Qoser (Kızıltepe), Kerboran (Dargeçit), Gêl (Eğil), Wan (Van) Antalya, İzmir, Riha (Urfa), Adana, Dersim, Nisêbîn (Nusaybin), Sîlopya (Silopi), Cizîr (Cizre), Bostaniçi, Bazîd (Doğubayazıt), Colemêrg (Hakkari), Bedlîs (Bitlis), Erdîş (Erciş), Golan (Göle) ve Kop’ta (Bulanık) sokağa çıkan, HDK, BDP, EMEP, ESP, DÖKH, İHD, KESK, YAKAY-DER, TUHADER, KURDİ-DER, MEYA-DER, Eğitim-Sen, Barış Anneleri İnsiyatifi’nin aralarında bulunduğu bir çok STK ve onbinlerce yurttaş tutsaklar için ayağa kalktı.  PKK ve PAJK’lı tutsakların taleplerinin biran önce kabul edilmesini isteyen yurtttaşlar yaptıkları kitlesel eylemlerde, “Cezaevlerinden yükselen çığlığa herkes kulak vermelidir” dedi. Bir çok yerde kurulan direniş çadırlarında açlık grevine başlanırken, basın açıklamaları, yürüyüşler gerçekleştiren Kürtler, hükümete olan tepkilerini de AKP binalarına siyah çelenk bırakarak ortaya koydu.

Bazîd’de konuşan BDP Milletvekili Halil Aksoy, tüm çalışmaların bugünkü hayatı durdurma eylemine hedeflendiğini belirterek, “Hiç kimsenin böylesi bir süreçte duyarsız ve etkisiz kalması beklenemez. Bu sessizliği hep beraber bozacağız” dedi.

KESK Amed Şubeler Platformu üyeleri açlık grevi eylemlerine dikkat çekmek amacıyla Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önüne kadar yürüdü. Önceki gün akşam saatlerinde Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi önünde açlık grevi eyleminde olan BDP Milletvekilleri Emine Ayna ve Nursel Aydoğan açlık grevlerini sonlandırarak oturma eylemi yapan KESK’lilerin yanına geldi.

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve beraberindekiler de Tarsus ilçesinde dönüşümlü açlık grevine giren yurttaşları ziyaret etti. Kürkçü, ziyarette, “Kim kanunen hak olanı yasaklamışsa fatura elbette ki ona çıkacaktır. Hükümet haksız uygulamalarından vazgeçmeli” diye konuştu.


Mexmur’da binler tutsaklar için yürüdü

Mexmur’da “5. Beritan Kültür ve Sanat Festivali”nin 3. gününde; açlık grevinde olan tutsaklar ve Kürt halkının içinde bulunduğu direniş sürecine dikkat çekildi. Kadınların öncülüğünde yürüyüşe katılan binlerce kişi, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü istedi.

Bütün Gever grevde!
Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçesinde PKK’li ve PAJK’lı tutsakların açlık grevine destek vermek amacıyla fırın, lokanta ve pastane işletmeleri kepenk açmadı. Ekmek çıkarmayan fırıncılar yurttaşlara, “Bugün hepimiz aç olacağız. Bugün hepimiz direnişte olacağız” açıklamasını yaptı. İlçede bulunan onlarca lokantanın tamamı kepenk açmayarak hizmet vermedi.


Her yerde hayat duruyor
WAN: Onbinlerin katılımıyla 
kitlesel bir yürüyüşün yapılması bekleniyor. TUYAD-DER öncülüğünde yarın saat  10’da BDP çadırı önünde bir arayla gelecek olan kitle, Cumhuriyet Caddesi üzerinden Akköprü Mahallesine kadar yürüyüş yaptıktan sonra araçlarla 20 kilometre uzaklıkta bulunan Van F Tipi Cezaevi giderek basın açıklaması yapılacak.

MÛŞ: BDP il binası önünde saat 12’de toplanacak olan kitle belediye binası önüne kadar yürüyüş düzenlenecek. Ayrıca Gimgim (Varto), Milazgîr (Malazgirt) ve Kop (Bulanık) ilçelerinde saat 10’da basın açıklamaları ve yürüyüşler yapılacak.

ERZEROM: Qareyzî (Karayazı) ilçesinde BDP ilçe binası önünde saat 10’da kitlesel basın açıklaması yapılacak.

COLEMÊRG: Saat 10’da BDP il binası önünden belediye binası önüne kadar kitlesel yürüyüş ve basın açıklaması yapılacak. Çelê (Çukurca) ilçesinin de katılım sağlayacağı yürüyüşe halka kepenkleri kapatarak okulları boykot etme çağrısı yapıldı. Gever’de (Yüksekova) saat 10’da Oslo Oteli önünde bir araya gelecek kitle, eski Cezaevi Kavşağı’na kadar yürüyüş düzenleyecek.

Şemzînan’da  (Şemdinli) ise BDP öncülüğünde kitlesel basın açıklaması yapılacak.

AGIRÎ: Saat 12’de BDP il binası önünde toplanacak olan kitle, yürüyüş ile AKP İl binası önüne kadar gelerek, siyah çelenk bırakıp basın açıklaması yapılacak. Açlık grevlerin sürdüğü Avkevir (Taşlıçay), Gîyadin (Diyadin), Bazîd (Doğubayazıt), Patnos ilçelerinde ise BDP ilçe binaları önünde saat 10’da kitlesel basın açıklamaları yapılacak.

QERS: Saat: 11’de BDP il binasından AKP il binasına kadar kitlesel yürüyüş yapılacak. Qaqîzman’da (Kağızman) ise saat 10’da BDP ilçe binasından AKP ilçe binasına kadar yürüyüş yapılarak siyah çelenk bırakıldıktan sonra Cumhuriyet Meydanı’nda basın açıklaması yapılacak.

ÎDIR: Saat 12’de BDP il binasının önünde toplanacak olan kitle AKP il binasına yürüyüş düzenleyecek.

ERDEXEN: BDP il binası önünde saat 10’da basın açıklaması yapılacak.

BEDLÎS: Saat 11’de BDP il binası önünden toplanacak olan kitle AKP il binası önüne yürüyüş düzenleyerek, silah çelenk bırakacak.

Bursa’da ırkçılar püskürtüldü
Bursa’nın Yıldırım ilçesinde bulunan BDP ilçe binasına öğle saatlerinde 200 kadar ırkçı saldırı girişiminde bulundu. Saldırı çok sayıda BDP’linin olay yerine gelmesiyle engellendi. Yavuz Selim mahallesindeki BDP ilçe binası önünde 200 kadar ırkçı toplandı. Irkçı sloganlar atan grup ilçe binasına girmek istedi. Çevrede yaşayan BDP’liler olay yerine giderek ırkçı grubun saldırısını engelledi. 400 kadar partilinin ilçe binasına gelmesiyle ırkçı grup dağıldı.

Olay sonrası bölgeye gelen BDP Bursa İl Başkanı Mehmet Dilek, saldırıyı haber alarak mahalleye gelen bin kadar partiliye seslendi. Dilek, Kürt halkının saldırılara vereceği cevapları bulunduğunu söyledi.

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers