31 Mart 2014 Pazartesi

CHP Ankara seçimleri için YSK'ya başvuracak

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinde yaşanan onlarca şüpheli durum üzerine Yüksek Seçim Kurulu’nun önünde buluşan kalabalık artıyor. Çok sayıda sandıkta Melih Gökçek lehine hile yapıldığından şüphe ediliyor.

Dün gerçekleştirilen yerel seçimlerde oylarının çalındığını ve seçime hile karıştığını savunan çok sayıda kişi, YSK’nın önünde eylem yapmaya başladı.

Çok sayıda sandıktan alınan ıslak imzalı seçim sonuçlarının YSK'daki sonuçlara uymaması, tartışmaları daha da alevlendirdi.

İddialar arasında, CHP adayı Mansur Yavaş'ın oy kullandığı sandık dahil olmak üzere onlarca sandıkta CHP'ye sıfır oy çıkması da var.

Çankaya'da 268 sandık, Yenimahalle'de 71 sandık var. CHP'nin Ankara Çankaya'da tutanaklı oy sayısı 425 bin, YSK'nın girdiği rakam ise 386 bin. Fark 39 bin ve aradaki fark AKP adayı Melih Gökçek lehine 22779 oy. Dolayısıyla tutanakların ulaştırılmasının sonucu değiştirme ihtimali olduğu ifade ediliyor.

Hürriyet'ten Zeynep Gürcanlı'nın haberine göre Ankara'daki, sonuçları karşılaştırma seferberliği, bu sabah Yavaş'ın Twitter'da attığı mesaj ile başladı. Yavaş, vatandaşlardan ellerindeki, varsa ıslak imzalı sandık sonuç tutanaklarını, yoksa oy sayım işleminden sonra sandık kurulu tarafından kapılara asılan sonuç tutanaklarının çektikleri fotoğraflarının kendileriyle paylaşılmasını istedi. Ayrıca yine twitter üzerinden yapılan. sonuçların karşılaştırılmasına ilişkin gönüllü çalışma çağrısına da çok sayıda vatandaş olumlu yanıt verdi.

CHP Genel Merkezi'nde oluşturulan merkezde, YSK seçim sonuç sistemine giren tutanak sonuçları ile, vatandaşların ellerindeki tutanak sonuçları karşılaştırılmaya başlandı.

Mansur Yavaş'ın seçim ekibinde görev yapan, eski Ak Parti milletvekili ve akademisyen Suat Kınıklıoğlu, şimdiye kadar yapılan karşılaştırmalarda çok sayıda tutarsızlık belirlendiğini söyledi.

İtiraz için son tarih: Salı 15.00 Tutanaklarda satır kaymaları yapıldığını, bazı yerlerde CHP'nin aldığı oyun diğer partilere yazıldığını anlatan Kınıklıoğlu, "mesela, 3522 nolu sandıkta CHP'nin aldığı 217 oy, tutanağa HDP almış gibi girmiş. Bazı tutanaklarda hiç girmemiş" dedi.

Kınıklıoğlu, seçim sonuçlarına itiraz için Yüksek Seçim Kurulu'nun son tarih olarak Salı günü 15.00'i açıkladığını da kaydederek, itirazların bu süre içinde, CHP Genel Merkezi ile koordineli olarak, Kurul'a ulaştırılacağını da vurguladı.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Gürsel Tekin de, Hürriyet'e yaptığı açıklamada, Ankara'da oyların karşılaştırılması konusunda çok ciddi bir çalışma yapılmakta olduğunu söyledi. Tekin, "bu konuda büyük bir toplumsal baskı var. Kurumlar şeffaf olmalı. Kimin kazanmış olması önemli değil. Amaç, vatandaşın seçim sonuçları konusunda içinin rahat etmesini sağlamak. Bunun için de Ankara oylarının yeniden sayılması gerekir. Bunun yapılması da çok zor birşey değil" diye konuştu.

Tekin, CHP'nin bu çalışmasının, "vatandaşın talebi ile" gerçekleştirildiğini de söyledi. Tekin, Yüksek seçim kuruluna itirazların da yapılmaya başlandığını vurguladı.

CHP'nin Yüksek Seçim Kurulu'ndaki temsilcisi Mehmet Hadimi Yakupoğlu da Hürriyet'e itirazlar konusundaki süreci anlattı. Yakupoğlu, ilçe seçim kurullarına itiraz için son sürenin yarın (salı günü) 15.00'de sona ereceğini söyledi.

İlçe Seçim kurulu'nun vereceği karar için il seçim kuruluna "bir gün içinde" itiraz hakkı bulunduğunu anlatan Yakupoğlu, "İl seçim kurulunun kararına da, Yüksek Seçim Kurulu'nda itiraz edilebiliyor. Bu itiraz da 3 gün içinde yapılabiliyor. Tüm itirazlar için son süre ise 9 Nisan" dedi.

CHP'li Yavaş'ın çağrısı üzerine twitter'dan vatandaşlar tarafından gönderilehn tutanakların, YSK verileriyle karşılaştırılması için ayrıca ODTÜ'de de bir grup gönüllü çalışmalarını sürdürüyor.

CHP'liler, halen çalışmaların sürdüğünü vurgulayarak, yapılacak itirazların sonucu nasıl etkileyebileceği konusunda net açıklama yapmıyorlar.

Ancak sosyal medyada, CHP'nin tutanaklara hiç girilmemiş ya da başka bir partiye yazılmış 17 bin oyu olduğu haberleri paylaşılıyor.

Ceylanpınar'da seçim sonuçlarına itiraz eden BDP'lilere polis müdahalesi

Ceylanpınar Hükümet Konağı önünde toplanarak eylem yapan BDP'lilere polis dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu.

Ceylanpınar'da seçimlere hile karıştığı iddiası ile protesto için toplanan BDP'lilere polis müdahale etti.

Ceylanpınar'da, seçimleri AKP’li Menderes Atilla'nın kazandığı bilgisi üzere Ceylanpınar Hükümet Konağı önünde toplanarak eylem yapan BDP 'lilere polis dağılmaları yönünde uyarılarda bulundu.

BDP'liler, uyarılara rağmen dağılmayınca polisler, biber gazı, tazyikli su ve plastik mermilerle müdahalede bulundu.

Türkiye'nin dış borcunda tırmanış!

Hazine Müsteşarlığı'nın açıkladığı verilere göre 2012 yılı sonunda 338 milyar 309 milyon dolar olan brüt dış borç stoku, 2013 sonunda yüzde 15 artışla 388 milyar 243 milyon dolara yükseldi. Böylece, brüt dış borçların gayri safi yurt içi hasılaya (GSYH) oranı 2012 sonunda yüzde 43.0 düzeyindeyken, 2013 sonunda yüzde 47.3 düzeyine yükseldi. Hazine verilerine göre, Türkiye net dış borç stoku da 2013 sonu itibarıyla 230.6 milyar dolara, kamu net borç stoku da 198.3 milyar liraya yükseldi. Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) tanımlı genel yönetim borç stoku ise 2013 sonu itibarıyla 566.3 milyar liraya tırmandı. 

New York Times: Türkiye daha da belirsiz bir sürece giriyor

17 Aralık operasyonu sonrası Türkiye’yi yakından izleyen dünya basını, yerel seçimlerin sonuçlarına da geniş yer ayırdı. Washington Post gazetesine konuşan Türkiye uzmanı Henri Barkey ‘kutuplaşmanın her zamankinden de fazla olacağı‘ yorumunu yaparken, New York Times ‘Daha da belirsiz bir döneme giriyor‘ ifadesini kullandı. Yorumlar özetle şöyle:

‘Erdoğan işin formülünü biliyor’
BBC: Türkiye’deki seçim sonuçlarının teyit edilmesi halinde, Tayyip Erdoğan arka arkaya altı seçim kazanmış olacak. Bunu, işçi sınıfı ve dindar kesimden aldığı desteği sağlam tutmasına borçlu. Erdoğan yıllar önce, şu basit ama kaçınılmaz gerçeğin farkına varmıştı: Bu çakışan iki grup, Türkiye’deki liberal ve laik seçkinlerden sayıca daha fazlaydı. Bu geniş tabana tutunmak, iktidara da tutunmak anlamına geliyordu.

‘Başbakan kalmayı isteyebilir’
Son seçimlerde, muhalefetin tek bir hükümet karşıtı çatı altında birleşmemesi de Erdoğan’a yardım etti. Muhalefet bundan böyle, hükümetin yargı ve internet üzerindeki hakimiyetini daha da artırma yönünde adımlar atmasından korkabilir.

Peki, Erdoğan bundan sonra ne yapacak? Cumhurbaşkanının bu yaz ilk kez doğrudan belirleneceği seçimlerde aday olmayı tercih edebilir. Fakat Türkiye’de asıl güç başbakanlıkta. Bazı yorumculara göre de, Erdoğan’ın partisi tüzüğünü değiştirerek liderlerinin 2015′te dördüncü kez başbakan adayı olmasının önünü açabilir.

‘Muhaliflere baskının habercisi’
Financial Tımes: Erdoğan’ın zaferi, yolsuzluk soruşturması ve bir dizi sızıntıdan sorumlu tuttuğu düşmanlarına karşı hemen başlayacak bir tutuklama furyasının ve cumhurbaşkanlığına aday olacağının habercisi olabilir.

‘Türkiye görülmemiş derecede kutuplaşacak’
Washington Post: Sonuçlar, Erdoğan için ses getiren bir zafer ve sosyal medya yasakları gibi giderek sertleşen taktiklerine yönelik bir onay olarak algılanacak. Fakat Lehigh Üniversitesi’nden Henri Barkey’ye göre seçimin sonuçları, ülkeyi Erdoğan yanılıları ve karşıtları olarak kutuplaştıran bu çetin oylamadan önce ortaya çıkan sert bölünmeleri yumuşatmayacak. Barkey, “Tarafların diğerini meşru görmediği bir ortamda, Türkiye yarından itibaren her zamankinden daha fazla kutuplaşmış olacak. Bu, önceden görülmemiş bir durum.”

‘Karmaşa bitmeyecek’
New York Times: Seçim sonuçları, Türkiye’de son dönemde yaşanan karmaşanın biteceği anlamına gelmiyor. Önünde iki önemli seçim daha bulunan ve Erdoğan’ın kendi siyasi geleceği hakkında karar vermesini bekleyen ülke, bunun yerine daha da belirsiz bir sürece giriyor gibi görünüyor. Türkiye farklı ve rakip ulusal anlatıların dile getirildiği, uzlaşma için çok az alan bulunan bir yer haline geldi. Bir tarafta, ülkenin yaklaşık yarısını oluşturan ve bir zamanlar laik seçkinlerden baskı gören muhafazakar bir tabandan destek alan, bir sınıf savaşçısı ve İslamcı olan bir başbakan var. Diğer taraftaysa, Erdoğan’a karşı muhalefetten başka hiçbir şeyde birleşmeyen,  kentli entelektüeller, laikler ve milliyetçiler gibi çeşitli kesimlerden muhalifler var.

‘Liberal Türklere yeni bir darbe’
Los Angeles Times: Oylama büyük ölçüde, yolsuzluk soruşturmasının AKP’ye verdiği zarar ve Erdoğan’ın bunun karşılığında takındığı giderek otoriterleşen tavır konusunda bir turnusol testi gibi görülüyordu. Sonuçlar, Erdoğan’ın kendi hayat tarzlarına savaş açtığından korkan Batı eğilimli, daha liberal Türklere bir darbe daha vuracak.

TKP’li ilk belediye başkanı: ‘Memleketimiz zaten komünist’

Türkiye’nin ilk Türkiye Komünist Partili Belediye Başkanı seçilen Fatih Mehmet Maçoğlu, “Ovacık zaten komünist kimliğiyle biliniyordu, bu seçimler ile birlikte komünistliği tescillenmiş oldu” dedi.

Tunceli Ovacık Belediye’sinin eski başkanı BDP’li Mustafa Sarıgül‘ün aldığı 607 oya karşılık 657 oyla başkanlığı kazanan Maçoğlu DHA’dan Ferit Demir’e konuşurken, “Ovacık’ta halk düzen partilerini tamamen yok saydı ve ilçemizde seçim yarışı TKP ile BDP arasında geçti. Bu da ilçe halkının demokrasiye verdiği önemi gösterdi ve Ovacık’ta demokrasi kazandı diyebiliriz. Bizler bu sonuçu aldığımız için mutluyuz” diye konuştu.

‘TKP’nin zaferi değil, devrimci başarı’
“Türkiye’de ilk olmak ya da bir ilki başarmak nasıldı? Bilmiyorduk, şimdi onu öğrendik” diyen TKP’li Maçoğlu, “Gösterilen ilgi ve alaka, basının ilgisi, bizi son derece memnun etti ve ilk olmak çok güzel bir duygu. Dersim halkı, hep ilklere imza atmıştır, ilkleri başarmıştır. Bugün Ovacık’ta TKP’nin bir ilki başarması, halkın başarısı ve isteğidir. Bu zafer tek başına TKP’nin zaferi değil, devrimci bir başarıdır, devrimci kurumların başarısıdır, halkın başarısıdır” ifadesini kullandı.

‘Memleketimizde herkes komünist’
Ovacık’ta komünizmi savunan insanların sayısının oldukça fazla olduğunu ifade eden Maçoğlu, şunları söyledi: “Bu memlekette zaten herkes komünistti ve bu seçim sonrası komünist kimliğimiz tescillenmiş oldu. Devrimciler belediyecilikte yeni bir anlayışı temsil ediyor. Ben sivil toplum geleneğini iyi bilen bir kişiyim. Hep halkın içinde bulundum ve bu nedenle sorunları da çok iyi tahlil edebiliyorum.”

CHP sonuçlara itiraz etti, başkanlığı aldı

Muğla'nın Dalaman ve Köyceğiz ilçelerinde yapılan itirazlar ve tekrar yapılan sayımlar sonucu belediye başkanlıkları AKP'den CHP'ye el değiştirdi. Bu iki ilçede AKP'den de itiraz gelebileceği öğrenildi.

Köyceğiz'de CHP'li mevcut Belediye Başkanı Salih Erbay ile AKP'li Belediye Başkan Adayı Kamil Ceylan arasında dün kıyasıya bir yarış sürdü. Sayım sonunda AKP'li Kamil Ceylan'ın 10 oy farkla önde olduğu açıklandı. Bunun üzerine CHP, itiraz etti. Olası bir gerginliğin önüne geçmek için polis bölgede geniş çaplı güvenlik önlemi aldı. Yeniden yapılan sayım sonrası CHP'li Salih Erbay'ın 4 oy farkla başkanlığı kazandığı açıklandı. Salih Erbay'ın 10 bin 217 oyuna karşılık, Kamil Ceylan'ın 10 bin 213 oy aldığı belirtildi. AKP'nin sayıma itiraz edeceği öğrenildi.

Dalaman ise seçim 3 adayın arasında geçti. MHP'li mevcut Belediye Başkanı Sedat Yılmaz, AKP'li Süleyman Camuzcuoğlu ve CHP'li Muhammet Şaşmaz arasında geçen ve oy sayımı boyunca hemen hemen hiç açılmayan fark, heyecanı da arttırdı. İlk yapılan açıklamaya göre AKP'li Süleyman Camuzcuoğlu'nun 8 oy farkla seçimi kazandığı, CHP'li Muhammet Şaşmaz'ın ikinci, MHP'li Sedat Yılmaz ise 220 oy farkla üçüncü sırada yer aldığı açıklandı.

CHP'liler burada da sayıma itiraz etti. Sabaha kadan tekrar yapılan sayımda CHP'li Muhammet Şaşmaz'ın 7 bin 294 oy ile seçimi kazandığı, AKP'li Süleyman Camuzcuoğlu'nun 7 bin 282 oy aldığı, MHP'li Sedat Yılmaz'ın 7 bin 210 oy ile seçimi kaybettiği açıklandı. Dalaman'da da AKP ve MHP'nin sayıma itiraz edebileceği kaydedildi.

Öte yandan dün gerginliğin yaşandığı Yatağan İlçesi'nde seçimi, tekrar yapılan sayımın ardından CHP'li Hasan Haşmet Işık'ın kazandığı bildirildi

İnanın, yarınlar çok güzel olacak

Türkiye garip bir seçim yaptı. 22 İlde elektrikler kesildi, yanık oy pusulaları ve 10bin kadar tutanak bu seçimin ruhunu algılamamız için gayet yeterli. Peki bundan sonra ne olacak?

Türkiye garip bir seçim yaptı. 22 İlde elektrikler kesildi, yanık oy pusulaları ve 10 bin kadar tutanak bu seçimin ruhunu algılamamız için gayet yeterli. Ama anlaşılamayan yegane durum “Başbakan’ın balkon konuşması…”

240 Milyar doları bulan bir rakamın telaffuz edildiği “asrın yolsuzluğu” hiçbir hukuksal denetime ve incelemeye tabi tutulmadan bertaraf edildi.

İslam’la, Kur’an’la alay eden kurmaylar, twitter’dan ayet sallamayı bırakıp, balkondan el sallamaya başladı. Ve “şehzade” elini kalbinin üstüne götürerek halkı selamladı.

Tüm bunlar olurken, balkonun dibinde bekleyen kitle “tekbir” getirmekteydi.

Yolsuzluk ve vurgun konuşmalarına “besmele” ile başlayan bir iradenin, böylesi tezat ve çelişik bir iş yaparken “tekbir” ile selamlanması beni şaşırtmıyor. Lakin, hesabı verilmesi gereken bir seçim var ortada…

Ankara’da dün gece 3 sularında Mansur Yavaş ile Gökçek arasında ki oy farkı 2000’lere kadar düştü. Tam o sırada “sayılmayı bekleyen sandıkların tümü Çankaya’daydı.” Ve Çankaya’da CHP %70 öndeydi. Kalan 200bin oyun Çankaya’da olması ve aradaki farkın 2000 civarında olması üzerine, Ankara’yı Mansur Yavaş’ın kazandığı kesinleşti.

Hatta Mansur Yavaş çıkıp, eline ulaşan verileri paylaştı. Ve bir anda “Ankara’dan gelen seçim güncellemeleri durdu.” Efkan Ala, Ankara’da seçim merkezine gitmişti. Kanundışı, usule aykırı bu ziyaretten sonra bir anda AKP 20bin oy öne geçti. Ve Ankara’da halen daha açılmamış sandıklar mevcut. Kimse bu işe akıl sır erdirebilmiş değil…

PEKİ ŞİMDİ NE OLACAK?
4-5 Gün içinde cemaatin şirketlerine yönelik 1.dalga operasyon başlatılacaktır. Akabinde “cemaat operasyonu adı altında, cemaat ile en ufak alakası olmayan tüm muhalif çevrelere gireceklerdir.” 1 Mayıs’ta sokaklar muhtemelen karışacak, büyük bir baskı ortamı inşa edilecektir. Gezi’nin yıldönümü ise tam anlamıyla “otoriter iktidarın” içindeki nefreti kustuğu bir ortam olacaktır.

Büyük bir ekonomik kriz kapıda. Kuvvetle muhtemel, 3-5 ay içerisinde çok büyük ölçekte bir kriz baş gösterecek ve erken seçim tartışmaları başlayacak…

Bunlar bir öngörü elbette. Herşey bu öngörünün tam tersi yönde de olabilir.

***

İktidarın bu seçimlerde gerileme endişesi ile her yolu deneyeceği çok açıktı. Öyle ki “Türkiye’nin en şaibeli iktidarıyla, tarihimizin en şaibeli seçimlerini geride bıraktık.” Tüm bu şaibelere rağmen, ülkenin ciddi bir kesimi “kul hakkı yemiş, 240 milyar dolar gibi dev bir yolsuzlukla anılan bir iktidara oy verdi…” İşte bu gerçeği doğru okumak gerekiyor.

Her taşın altından “yolsuzluk fışkırırken” geniş bir kitlenin bu tercihte bulunması üzerine, siyasetlerin kendisine yönelik özeleştiriler vermesi de çok mantıklı değil. Çünkü ruhunda mantık olmayan bir tercih üzerinden, “nerede hata yaptık” diye soran insanlara cevabım; “çalmadınız!”

Adı “şaibelerle anılan” bir siyasetin tercih edilmiş olmasını “hiçbir ideolojik gerekçeyle ifade edilemez.” Yaşanan bu büyük çelişkilerden çıkacak en büyük sonuç şudur. Bu ülkenin belli bir kesimi “koyun, gerizekalı ya da çıkarcı” olduğu için değil, “saf, inanır olduğu için” bu şaibelere rağmen iktidarı tercih etmiştir.

Bloğa dönüşen merkez sağın seçeneksizliği, Anadolu’da baskın kültürle çelişen metropolist anlayışın “muhafazakar Anadolulu nezdinde dışlanmış olması” esasen AKP’nin oy almasının temel nedeni. Her türlü çıkarcılığa ve kirlenmişliğe rağmen insanların bağlılık duyuyor olmasında “insanları suçlu görmek yerine,” sistemi doğru tanımak çok daha önemlidir.

İçinde yaşadığımız sistem, “bu insan modeline ihtiyaç duyduğundan,” medyasıyla, çalışma ekonomisiyle, sanat ve kültür algısıyla AKP’ye tüm bu yapılanlara rağmen oy veren insan modelini ortaya çıkartıyor. Bu türden bir demokrasinin yaşamasının neredeyse tek yolu “bu insan modelinin varlığıdır.”

Bu insan modelinin yaygın olduğu bir ülkede, sandıktan objektif sonuçlar bekleyip, bu sonuçları alamadığı ölçüde “insanları hedef gösteren” bir tarz ve üslup kullanmak büyük hatadır. Ne yapmalı peki? Çok basit aslında…

Algıların açılması, cehalet ve körelmişliğin yok edilmesi için, daha çok anlatmalı. Manipülatif medyaya karşı “bağımsız medya güç kazanmalı.” Gerekirse köy köy gezilmeli, insanlar aydınlatılmalı ve seçkinci, elitist siyasetten tümüyle vazgeçilmelidir.

Öyle ki, toplumsal değerler ile barışık yeni bir şehirli kültürün ortaya çıkması, şehirlerden kırlara doğru ilerleyen bir dinamizmin biçimlenmesi gerekiyor. Bu, büyük bir zihniyet devrimiyle, büyük bir aydınlanma ile mümkün olduğundan, böylesi bir seferberliğin en önemli ayağı, AKP’nin yok etmeye çalıştığı bağımsız medya kuruluşlarıdır.

Bence partilerden ziyade, bireylerin özeleştiri yapması gerekir. Belirli bir seçkinci zümrenin “hor ve hakir gördüğü kırsal insanının tercihlerinin ne kadar etkin ve belirleyici olduğu gerçeğini, ve bu topraklarda, tepeden inmeci bir toplumsal dizayn eğiliminin her zaman kaybedeceğini artık herkes anlamıştır diye umuyorum.” 

Bu yönüyle, ümitsizliğe gark olup sosyal medyada “koyunlar, gerizekalılar” gibi ifadeler kullanarak ego tatmin etmek yerine, “insanların, sistem tarafından nasıl dejenere edildiği gerçeğine tanık olup, büyük bir zihniyet devrimine tuğla koymamız gerektiğini anlamalıyız…”

İnanın, yarınlar çok güzel olacak…

Eren Erdem / Karşı Gazetesi 

Siyasi tutuklu Akyüz, cezaevinde kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi

Kırıkkale Hacılar F Tipi Cezaevinde bulunan PKK’li tutuklu Eram Akyüz kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Kırıkkale Hacılar F Tipi Cezaevinde bulunan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile 22 yıldır tutuklu bulunan Eram Akyüz’in kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiği belirtildi. Dün gece saat 2 sıralarında aniden geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdiği öğrenilen Akyüz’ün cenazesi Kırıkkale Devlet Hastanesi morguna kaldırıldıktan sonra Ankara Adli Tıp Kurumuna getirildi. Akyüz’ün ailesinin Ankara’ya gitmesinin ardından cenazenin Mardin’in Nusaybin ilçesine getirilmesi ve Akyüz’ün burada son yolculuğuna uğurlanması bekleniyor. Mardin’in Nusaybin ilçesinde 1973 yılında doğan Akyüz 1992 yılında tutuklandı. Ağırlaştırılmış müebbet ile yargılanan Akyüz 22 yıldır cezaevinde tutuklu bulunuyordu.

HDP'liler sonuçları değerlendirdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) bu yıl seçimlere ilk kez girdi. Hiçbir belediye alamayan parti, İstanbul’da yüzde 4'ün üzerinde oy alarak 3. oldu, seçime girdiği Batı'da ise ortalamada yüzde 2'nin üzerinde oy aldı. HDP bu sonuçla Türkiye siyasetinde "ben de varım" dedi. Partililer de aldıkları sonuçla hedeflerine ulaştıklarını dile getirdi.

HDP'liler, seçim sonuçlarını, İstanbul Beyoğlu’ndaki basın bürosunda takip etti. Büroda, Eşbaşkanlar Sebahat Tuncel ve Ertuğrul Kürkçü, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eşbaşkan adayları Sırrı Süreyya Önder ve Pınar Aydınlar, HDP’li vekil Levent Tüzel ile bir grup partili vardı.

YSK yasaklarından dolayı seçim sonuçları henüz yayınlamadan, büroda Kürtçe yayın yapan Med-Nûçe TV açıktı. Sonuçları önce buradan izlediler.

Partililerin, Türkiye genelinde alacakları oy oranı kadar merakla sonucunu bekledikleri, BDP’nin güçlü olduğu Doğu’daki illerdi. Bunların en öncelikli olanı Urfa’ydı. Bir diğer yer CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da memleketi olan Tunceli’ydi. Bingöl, Muş, Bitlis, Iğdır ve Ağrı da sonuçları merak edilen diğer illerdi. İstanbul için bir beklentileri yoktu. Bu şehirde alacakları oy oranı, Türkiye genelindeki oy oranına yansıması açısından önemliydi.

"BEN DE VARIM" DEDİ
Partililer, YSK yasağının kaldırılmasının ardından seçimleri Türkiye’deki televizyonlardan takip etmeye başladı. İlk sonuçlar televizyona yansıdığında sonuçlardan oldukça memnun oldukları görülüyordu. Henüz kesin olmayan sonuçlara göre, HDP Türkiye genelinde açılan sandıkların yüzde 89.77'sine göre, yüzde 2.4 oya sahip oldu. Parti, en fazla oyu yüzde 7.95 ile Adana'da aldı. İstanbul'da Sırrı Süreyya Önder ile seçime giren parti, burada yüzde 4.70 aldı.

HDP'nin "kardeş partisi" BDP'in selefi olan Demokratik Toplum Partisi (DTP) 2009 Yerel seçimlerinde İstanbul'da yüzde 4.64 oy almıştı. HDP, İzmir'de 2.83, Antalya'da 2.17, Aydın'da 2.92, Kocaeli'nde 2.8 Yalova'da ise 3.23 oy aldı.

HDP, Türkiye genelinde aldıkları oy oranıyla, ilk kez girdiği seçimde, "Ben de varım" dedi.

Sonuçlar partinin bundan sonraki siyaset çizgisini açısından da önemli. Kürt siyasetinde, Türkiye'ye açılma, Türkiyelileşme hedefiyle kurulan parti, farklı etnik yapıları ve sosyalist kesimleri de içinde barındırıyor. Halkların Demokratik Kongresi birleşeni içinde yer alan BDP'nin yerini HDP'ye bırakacağı da çok konuşuldu. Alınan bu sonuçlarla Kürt siyasetinin artık HDP ile yola devam edeceği de netleşmiş oldu.

KÜRKÇÜ: HEDEFİMİZE ULAŞTIK
Nitekim, kesinleşmemiş seçim sonuçlarıyla ilgili açıklama yapan HDP Eşbaşkanı Ertuğrul Kürkçü, birleşenleri BDP ile birlikte yüzde 8 civarında bir oy alarak hedeflerine ulaşmanın memnuniyet verici olduğunu dile getirdi. Kürkçü, "Bütün tablolarda gördüğümüz gibi BDP-HDP ortaklığı, Türkiye genelinde 4. büyük kuvvet merkezidir. Pek çok yerde de ikinci ya da üçüncüdür" dedi.

Kürkçü, iki partinin Türkiye'nin Güneydoğusunda birinci kuvvet merkezi olduğunu belirtti; "Bu yeni bir nitelik, değişim, barış, özgülük yolundaki siyaset yeni bir seviye kazanmış durumda. Buna dayanarak önümüzdeki mücadelelere bakacağız. Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler, bu iki seçim arasında ortaya çıkabilecek tüm siyasi denklemlerde var olacağız."

TUNCEL: İYİ SONUÇ ALDIK
Eşbaşkan Sebahat Tuncel de sonuçtan memnundu. Seçime ilk kez girdiklerini, parti olarak 54 ilde seçim çalışması yürüttüklerini hatırlattı ve "İyi bir sonuç aldık" dedi.

Türkiye'de kendilerini üçüncü yol olarak ifade ettiklerini dile getiren Tuncel, konuşmasında öz eleştiride de bulundu. "Türkiye halklarına bir seçenek sunmak anlamında daha iyi olabilirdi" diyen HDP Eşbaşkanı, ardından kendileri için sürecin yeni başladığını vurguladı.

Yerel seçim sonuçlarını doğru okumak

30 Mart 2014 genel seçim havası içinde geçen yerel seçim sonuçlarında çok önemli bir değişim yaşanmadı. hükümet partisi AKP, yerel seçimlerde 45’lik bir oyla-genel seçim havasında geçmesi bağlamında- önemli olmasa da oy kaybına uğrayarak çıktı. Böylece AKP yerel seçim yasasında yapılan değişim sonucu, büyük şehir belediyelerinin önemli bölümünü kazandığı gibi, aynı zamanda Gülen Cemaatinin çok önemli bir oy gücüne sahip olmadığı yada dinci muhafazakar kesimin AKP’yi tercih etmekten uzaklaşmadığı görüldü.

Yerel seçimlerde yüzde 45 oy alarak çıkan AKP, önümüzdeki seçimlerde elini ayağını bağlayan Cumhurbaşkanlığı ve genel seçimler zincirinden de kurtulmuş oldu.

Öte yandan gezi eylemleri süreci, ardından 17 Aralık 2013 tarihili rüşvet ve yolsuzluk operasyonuyla ortaya dökülen gerçekler, AKP hükümetinin baskı politikaları gibi çok temel etmenlere rağmen, CHP-MHP,BDP-HDP’nin çok ciddi düzeyde bir oy sıçraması yaratamadıklarını gösterdi. Gülen Cemaatinin piyasaya sürüdüğü kasetlere, suçüstü yolsuzluk ve rüşvete rağmen-bu toplumun ne düzeyde çürüdüğü ve yozlaştığının somut bir göstergesidiir-, AKP’nin oy oranını hatırı sayılır bir gerileme yaşamadan yüzde 45 makasında tutması, yolsuzluk, rüşvet, faşist baskı ve zulmün yığınların önemli bölümü üzerinde pek etki yapmadığını ve Erdoğan'ın kutuplaştırarak sonuç alma, din,milliyetçilik, sosyal-yardıma muhtaç etme ve tek başına hükümet olma-politik istikrarı bu yolda sürdürme, Kürt sorununda barış demagojisi, padişahlık vb.politikalarının kitleler üzerinden etkide bulunduğunu gösteriyor.

Burada, 2009 yerel seçimlerden sonra büyükşehir yasası değişti ve bu seçimler, daha çok bir genel seçim havasında geçmesi nedeniyle, 2011 genel seçimleriyle kıyaslamak daha mantıklı görünüyor. 2011’de AKP Türkiye genelindeki oyların yüzde 49.9’unu, CHP ise yüzde 25.9, MHP yüzde 16. almıştı. Yerel seçim sonuçlarında AKP bu oranın altında kalmış olsada, yine de hatırı sayılır bir oy bandında tutunduğu görünüyor. AKP her şeye rağmen yüzde 45 oyda gücünü koruduğunu CHP ise yüzde 27’nin üzerine çıkmış görünse de, sürecin sunduğu imkanlarla uyumlu bir büyüme gösteremediğini, MHP’nin de yüzde 16’ya yakın oy oranını koruduğunu , BDP’nin Kürdistan da oylarını artırırken HDP’nin yüzde 2’lik oy oranıyla beklenen oy oranını yakalayamadığını gösteriyor. Yani BDP-HDP’nin aldığı oy oranın 8.3’e ulaşmıştır.

Dahası, BDP’nin gücünü koruyup bir miktar artırdığını ve Türkiye genelinde AKP’nin genel seçimler bağlamında bakıldığında oy oranında belli bir düşüş yaşansada seçimlerde galip çıktığını gösteriyor. Dersim merkezde seçimleri, BDP çatısı altında seçime giren Devrim Güç Birliği kazanırken, Ovacık ve Mazgirt’te Devrimci Halklar Federasyonu adayları kazanırken Perteki AKP’nin eline geçerken, Nazimiye, Çemişgezek ve Hozatı CHP kazandı.

Bağlarken şunu özellikle vurgulayalım ki; yerel seçim sonuçlarından özellikle öne çıkarılması gereken bir yan, bu kadar ve açıktan ortada duran,yolsuzluk-vurgun ve talana, faşist bakı ve zulme, katliamın sürmesine Suriye ile savaş politikasını halkın yüzde 45’lik bir bölümün onay vermesinin, toplumsal çürüme ve yozlaşmanın dibe vurduğu olgusudur. Yine seçim sonuçları, devrimci ve sosyalistlerin yığınlardan kopukluğu aşamadığını ve yeterince inandırıcı olamadıklarını ortaya koyuyor. Haliyle, seçimlerde “sandığa gitmeyin ve boykot edin” vb. yaklaşımlarının ne kadar gerçeklerden ve yığınlardan kopuk, kendi çalıp kendi oynayan bir konumda duran politika olduğunu yakıcı olarak açığa sermiştir.

Yüzde 45’lik bir oyla seçimde başarıyla çıkan Erdoğan'ın AKP'si işçi, emekçi yığınlara ve devrimci-demokrat güçlere yönelik daha saldırgan bir tutum içine girerek, Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve ardından genel seçimlerde başarıyla çıkmayı hedefleyecek ve faşist-dinci politikalara devam edecek.

Tamda burada devrimci görev gezi ruhuyla donanarak, daha fazla yığınlara gitmek ve yığınları devrimci temelde aydınlatıp örgütlemek, birleşik bir zeminde mücadeleyi örmekten ve 1 Mayısa güçlü olarak hazırlanıp harekete geçmekten geçiyor.

30 Mart 2014 Pazar

Seçimin kazananı BDP

Barış ve Demokrasi Partisi, genel oy oranını arttırırken, 3 yeni ilin belediye başkanlığını daha kazandı. Ağrı, Bitlis ve Mardin'i AKP'den alan BDP, kazandığı il sayısını 11'e çıkardı.

Oy sayım işlemleri devam ederken, Türkiye genelinde şu ana kadar oyların yüzde 8.53'ü sayıldı.

Bu haliyle Türkiye genelinde yüzde 6.16 oy oranı ile dördüncü parti olan Barış ve Demokrasi Partisi, Kürt illerindeki oylarını ciddi oranda arttırdı. DTP, 2009 yerel seçimlerinde yüzde 5.7 oy almıştı. Resmi olmayan sonuçlara göre, BDP'nin kazandığı il sayısı 8'den 11'e çıkarken, Ağrı ve Iğdır hala kritik. Her iki kentte de yarış başa baş gidiyor.

Oy sayma işlemlerinin henüz tamamlanmadığı Kürt illerindeki durum şöyle:

Dersim'de 3. dönem seçimleri kazanan BDP, bu seçimlerde yüzde 42.84 oy aldı. BDP, 2009 seçimlerinde Dersim'de yüzde 30 oy almıştı.

BDP, Diyarbakır'ı yine açık farkla kazandı. Böylece, Gültan Kışanak, Türkiye'de ilk kez büyükşehir belediye başkanı oldu. BDP, yüzde 57.17 oy alırken, AKP yüzde 34.51'de kaldı.

BDP, Batman'da da yine birinci parti çıktı. Yüzde 56.35 oy alan BDP, 2009 yerel seçimlerinde yüzde 59.7 oy almıştı. 2009 seçimlerinde yüzde 36.7 oy alan AKP'nin oyları yüzde 30.71'e düştü.

Mardin, bu seçimlerde BDP'nin eline geçen yeni 3 kentten birisi oldu. BDP'nin desteklediği, bağımsız aday Ahmet Türk, yüzde 52.75 ile AKP'ye fark attı. BDP, oylarını yüzde 16.45 oranında arttırmış oldu. AKP'nin oyları ise 2009 seçimlerine göre yüzde 45'den yüzde 37.33'e düştü.

BDP, bu seçimlerde Bitlis'i de kazandı. 2009 seçimlerinde yüzde 34.4 ile ikinci olan BDP, bu seçimlerde oy oranını yüzde 10 arttırarak yüzde 44.84 oy aldı. AKP ise Bitlis'de yüzde 43.1'den yüzde 40.49'a düştü.

BDP, Ağrı'da da oy oranını yüzde 15 civarında arttırarak, birinci parti çıktı. 2009 seçimlerinde yüzde 32.4 oy alan BDP, bu seçimlerde oylarını yüzde 46'ye çıkardı. AKP'nin oyları ise yüzde 39.6'dan yüzde 45.82'ye çıktı.

BDP'nin Şırnak'taki oy oranı yüzde 60.75 oldu. BDP, 2009 seçimlerinde yüzde 53.7 oy almıştı. AKP, Şırnak'ta ciddi oy kaybı yaşadı. 2009 seçimlerinde yüzde 42.6 oy alan AKP, bu seçimlerde oylarını yüzde 29.04'e düşürdü.

Hakkari'den yine açık farkla birinci çıkan BDP'nin oy oranı yüzde 63.48 oldu. BDP'nin 2009 seçimlerindeki oy oranı yüzde 80.2 idi. AKP ise oylarını yüzde 15.1'den yüzde 26.31'e çıkardı.

BDP, Siirt'te de birinci parti çıktı. Oy oranı değişmezken, yüzde 49.4 ile belediye başkanlığını kazandı. 2009 seçimlerinde yüzde 45.8 oy alan AKP ise bu seçimlerde yüzde 41.67'ye düştü.

2009 seçimlerinde AKP'den aldığı Van'ı yeniden kazanan BDP, yüzde 51.35 oy aldı. BDP'nin 2009 seçimlerindeki oy oranı yüzde 53.5 idi. AKP ise oylarını yüzde 39.2'den yüzde 44.04'e çıkardı.

Iğdır'da ikinci dönemini kazanan BDP, oylarını yüzde 39.6'dan yüzde 44.56'ye çıkardı. 2009 seçimlerinde yüzde 27.1 oy olan MHP, oylarını yüzde 42.06'ya çıkararak ikinci parti oldu. AKP ise yüzde 30'dan yüzde 11.85'e düştü.

Urfa'da Osman Baydemir'i aday göstererek çıkış yapmaya çalışan BDP, birinci parti çıkamadı, ancak oy oranını 21.79 puan arttırdı. 2009 seçimlerinde yüzde 10 oy alan BDP, bu seçimlerde yüzde 32.29 oy aldı. AKP ise yüzde 60.54 ile birinci parti çıktı. Antep'de de AKP, yüzde 54.25'lik oy oranı ile kazandı. AKP, önceki seçimlere göre iki puan oy kaybetti. Antep'de CHP ikinci MHP üçüncü, BDP de yüzde 6.31 oy oranı ile dördüncü parti oldu. BDP, oyunu 1 puan arttırdı.

Kilis, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl, Muş, Erzurum, Erzincan ve Ardahan'da yine AKP birinci parti çıktı. AKP, Kars'ta ise kaybetti. MHP, Kars'ta yüzde 28.7 ile birinci parti çıktı.

Özerkliğe ve Öcalan'a evet

BDP Kürdistan'daki var olan belediyelerine onlarca ilçe ile Agîri, Mêrdîn ve Bêdlîs'i de kattı. Kürdistanlılar, seçimlerde Kürt Halk Önderi Öcalan'a ve Özerkliğe evet dedi.

AKP Kürdistan'da kaybederken, CHP-MHP, cemaat ve Ergenekon bloku çöktü. BDP-HDP, demokrasi mücadelesinde tek alternatif güç olduğunu ortaya koydu.

Bedlis'ten tarihi çıkış
Kürdistan'ın en büyük çıkışını yapan Bedlis, tarihine yakışanı yaptı. Büyük zafer kentte coşkuyla kutlandı.

Agirî isyana kalktı
Geçtiğimiz yerel seçimde çeşitli hilelerle BDP'den alınan Agîri, isyanın önderi olduğunu ortaya koydu; BDP dedi.

Mêrdîn halkların oldu
Halklar bahçesi Mêrdin, AKP'ye tarihi bir fark atan BDP'ye geçti. Mêrdin Kantonu Rojava'yı zaferle selamladı.

Wan Serhad'ın başkenti
Wan, Serhad'ın başkenti olduğunu ortaya koydu. Başta Erciş olmak üzere ilçeler ayağa kalktı, AKP süpürüldü.

Riha'da büyük şaibe
Riha'da BDP önde giderken elektrik kesintileri ve polis saldırısı yaşandı. Riha'da halk, bu şaibeye karşı öfke halinde.

Amed 'özyönetim' dedi
Amed, yine Kürdistan'ın başkenti olduğunu ortaya koydu. Gültan Kışanak, 'Bu halkın zaferidir. Halk özyönetim' dedi.

Dağın anahtarı Dersim'de
Dersim, Seyid Rıza'nın tarihi mirasına yine sahip çıktı. CHP'yi hezimete uğrattı, Dersim'in anahtarı halkta kaldı.

AKP'nin sandık yolsuzluğu
Kürdistan'da hezimete uğrayan AKP, başta Bingöl ve Tatwan olmak üzere birçok yerde seçim hilelerine başvurdu.

İlçeler ayaklandı
Kürdistan'daki seçimde en büyük çıkış ilçelerden geldi. BDP ilçelerde tarihi bir çıkış yaptı. Kesinleşen yeni ilçeler şunlar:

Bedlis'in Mutki, Ahlat, Hizan; Sêrt'in Baykan ilçesi, Ziyaret beldesi, Êlîh'in Beşiri, Erzerom'un Tekman, Karayazı, Karaçoban ilçeleri,  Wan'ın Gevaş, Bahçesaray, Saray, Erciş, Çaldıran, Çatak, Gürpınar ve Tuşpa ilçeleri...

Seçimlerde BDP büyük bir seçim zaferine imza atarken, Amed Büyükşehir Belediyesi’ni kazanan Eşbaşkanlardan Gültan Kışanak, ‘Halk kendi öz yönetimini inşa seçimini yaptı’ dedi

BDP Kürdistan’da var olan belediyelerine onlarca ilçe ile Agirî, Mêrdîn ve Bedlîs’i de kattı. Seçimleri tam bir özgürlük referandumuna dönüştüren Kürtler, Özerk Kürdistan’ın inşasında yeni bir süreci başlattı

Seçim sonuçları belli olur olmaz halk sokaklara dökülerek kutlama yaptı. Tüm Kürdistan ‘Bijî Serok Apo’ sloganlarıyla inledi. AKP Kürdistan’da CHP’de tüm Türkiye’de kaybetti

Amed’de halk seçim sonuçlarını beklemeden ilk verilerde BDP’nin önde gözükmesi üzerine il binası önünde toplanarak erkenden kutlamalar gerçekleştirdi.

Dün öğlen saatlerinden itibaren büyük heyecan ile il binası önünde bekleyişe geçen halk çalınan müzik eşliğinde halay çekti. İlerleyen saatlere doğru il binasında bulunan oturma salonunu tıka basa dolduran yurttaşlar BDP için açıklanan her rakam için sevinç çığlıkları atarken, diğer yandan da dondurucu havaya rağmen il binasında toplanmaya başladı.

Saatlerin ilerlemesi ve seçim sonuçlarından gelen BDP’nin zaferi ile binlerce yurttaşın toplandığı il binası önüne projeksiyon aracılığı ile seçim çalışmaların konu alan görüntüler yansıtıldı. Diğer yandan da havai fişek gösterimi yapıldı. Neredeyse her kesin elinde Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan posterleri, KCK, PKK ve YPG bayrakları yanı sıra YDG-H flamaları bulunurken, sık sık "PKK halktır halk burada", "Biji serok Apo", "Ey şehit riyate riyameye" sloganlarını attı. İl binası önünde geçen her dakikada kitla daha da kalabalıklaşırken, halk çalınan müzik eşliğinde halaylar çekildi.

Bu halkın zaferidir
Amed Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Gültan Kışanak, Amed’de seçimin başarısının halkın zaferi olduğunu söyledi. Halka teşekkür eden Kışanak şöyle konuştu: "Bu halkın zaferidir. İki ay boyunca yediden yetmişe esnaf, çitçi, kadın, çocuk yaşlı herkes yoğun bir çalışma yürüttü. Çok büyük bir siyasi iddiayla yola çıktık. Öz yönetimleri inşa etme iddiasıyla yola çıktık. Halk kendi öz yönetimini inşa seçimini yaptı. Emeği geçen herkese teşekkürler. Bu halkın başarısıdır. BDP’ye verilen bütün oylar, halkın Kürdistan ve Türkiye’nin demokratikleşmesini bir kez daha ne kadar istediğini göstermiştir. Demokrasiden, eşitlikten, adaletten, barıştan, emekten, özgürlükten yana olan, bunlar için mücadele eden tüm insanlar çağrımıza cevap vererek tercihini yapmıştır. Demokratik geleceğimizi halkımızla birlikte kuracağız. Büyük bir iddianın temsilcileri olarak tüm halkın huzurundayız."

14’te 14’e gidiyor
14 belediyenin 14’ünüde alma hedefi ile seçimlere giren BDP Wan Eşbaşkan adayları büyük bir zafere imza attı. Wan Büyükşehir Eşbaşkan Adayları Bekir Kaya ve Hatice Çoban % 50’nin üzerinde oyla AKP’yi geçerek galibiyetini ilan etti. Kesin olmayan sonuçlara göre Wan’ın 12 ilçesinde BDP’li adaylar kazandı. Kazanılan ilçeler şöyle: Şax (Çatak), Westan (Geveş), Payîzava (Gürpınar), Elbak (Başkale), Qelqelî (Özalp), Muradiye (Bêgir), Erdîş (Erciş), Artêmetan (Edremit), Saray, Tuşba ve Miks (Bahçesaray). Öte yandan gazetemiz yayına girdiği saatlerde ise İpekyolu ilçesinde BDP öndeydi.

Elbak’ta rekor
Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesinde BDP 28 bin 569 seçmenden yaklaşık 24 bininin oyunu alarak rekor bir oranla kazandı BDP Elbak İlçe Başkanı Senar Yeşilırmak seçim sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamada, belediye başkanlığını eşbaşkanlarının kazandığını bildirdi. Yeşilırmak, yaptığı açıklamada, kendilerine gelen bilgilere göre, adayları İhsan Güler’in 28 bin 569 seçmenden yaklaşık 24 bininin oyunu alarak belediye başkanı olduğunu söyledi. 1964 yılında Elbak ilçesinde dünyaya gelen Güler, bir süre DEHAP Ankara Keçiören İlçe Başkanlığı yaptı. Güler 29 Mart 2009 seçimlerinde de Elbak Belediye Başkanı seçilmişti.

Halklar Mêrdîn’i AKP’den aldı
Mêrdîn Büyükşehir Eşbaşkan Adayları Ahmet Türk ile Febrüniye Akyol, AKP yönetimine son verdi. Kesin olmayan sonuçlara göre eşbaşkanlar yüzde 53 oy aldı. Nusaybin, Kızıltepe, Derik, Dargeçit, Mazıdağı’nda da BDP adayları kazandı. Halklar Merdin’de çifte zafer elde etti. Kentin büyükşehir olarak ilk seçimini Türk ve Akyol kazandı. Kent aynı zamanda ilk kez eşbaşkan modeliyle yönetilecek. Seçim sonuçlarını değerlendiren Akyol şunları söyledi: "Büyükşehiri aldık. Sürpriz olmadı. Kazanmak için geldik ve kazandık. Başarımızla sistem partilerini tabelalarıyla birlikte gönderdik. Mardin’i uçuracağız. Çünkü Mardin’de halklar kazandı. Mardin gerçek hizmetini görecek. Mardin halkların yönetimini görecek. Halklar kendi kendini yönetecek. Halkın ön yargısı kırıldı. Sistem partilerinin gerçek yüzü ortaya çıktı. Halk öz güven kazandı. Halklar barış ortamında demokratik bir zihniyetle kendi kendini yönetmek istiyor. Eksik belediyelerimiz var onları da almak istiyoruz. Bir dahaki seçimde alamadığımız ilçelere yükleneceğiz. Amaç Mardin’i Kürdistan’ın en güzel ve kentlerinden biri haline getirmek. Büyük bir katılımın olduğu seçimdi. Demokratik özerklik sistemini Mardin’de halkların öz yönetime katılımıyla da daha anlamlı hale getireceğiz." Merdin’e bağlı Nusaybin, Kızıltepe, Derik, Dargeçit, Mazıdağı’nda BDP adayları kazandı. AKP Mardin’de yüzde 39 oy aldı. Merdin’de AKP 2009 yerel seçimlerde 15.126 (yüzde 45,0) oy almıştı. DTP (Demokratik Toplum Partisi) ise 12.198 (yüzde 36,3) oy ile ikinci olmuştu.  

Dersim halkını sevgiyle kucaklıyoruz
İki dönemdir BDP’nin elinde olan Dersim’de Demokratik Güçbirliği ile seçime giren BDP, geçtiğimiz seçimde iki miletvekili çıkaran CHP’yi ezdi geçti. Dersim Belediye Eşbaşkan Adayı Nurhayat Altun seçim zaferini değerlendirdi. Altun, "Dersim halkının yanında olacağız. Onların talepleri bizim talebimizdir, düşüncesi bizim düşüncemizdir. Bize düşen bu halka layık olmak, bu halkın uğrunda gerekirse ölmeyi göze almaktır. Bu halkın emeği ve değeri asla inkar edilemez. Tüm Dersim halkını sevgiyle kucaklıyorum. Bu bir referandum seçimi olduğunu söylüyorduk ve Dersim halkı bunu kanıtladı. Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu çözüm süreci içine katkı sunacağını ve elini rahatlatacağına inanıyoruz. Tüm Dersim halkını kucaklıyorum. Dersim halkı kendi tavrını demokrasiden, barıştan, özgürlükten yana koydu" dedi. Öte yandan geçtiğimiz dönem AKP’nin elinde olan Akpazar beldesini BDP eşybaşkan adayları büyük bir farkla kazandı.

Kürdistan bayram yerine döndü!
BDP’nin kazandığı seçim zaferi Kürdistan’ın dörtbir yanında büyük bir coşku ile kutlandı. Sabaha kadar yapılan kutlamalarda, halk sık sık Kürt Halk Önderi Öcalan’a yönelik özgürlük sloganları attı. Bayram yerine dönen tüm Kürdistan adeta özerklik kutlamaları yaptı.

Çewlîg’de oyun devrede
Çewlîg’de (Bingöl) seçim oyunları nedeni ile gazetemiz yayına girdiği saatlerde seçim durduruldu. Bingöl Adliye binasında bulunan İl Seçim Kurulu’na getirilen oy torbaları sayılırken, henüz ismi öğrenilemeyen ve sandık görevlisi olduğu belirtilen bir kişi tarafından oylar değiştirildi. Adliye koridorunda değişim yaşanırken durumu fark eden BDP’liler duruma el koyarak, fotoğrafladı. Oy hırsızlığı BDP’liler tarafından dilekçe ile Seçim Kurulu’na bildirildi. BDP’liler suç duyurusunda bulunacak.

Sêrt’te yüzde 50 aşıldı
Sêrtliler BDP ile yola devam etme kararı verdi. Sert Belediye Eşbaşkan Adayı Tuncer Bakırhan ve Belkiza Beştaş Epözdemir yüzde 52.7 alarak zafer elde etti. Kente bağlı Baykan (geçen dönem AKP’deydi), Eruh, Kayabağlar, Veysel Karani, Ziyaret, Gökçebağ, Atabağı, Beğendik’te de BDP kazandı. AKP Sert’te yüzde 39.7 ile ikinci oldu. 2009 yerel seçimlerinde Sert’te DTP 25.027 oy almış yüzde 49,4’e ulaşmıştı. İkinci olan AKP ise 23.173 oy (yüzde 45,8) almıştı.

Şirnex’te zafer oyları arttı
Şırnex Belediye Eşbaşkan adayları Serhat Kadırhan ve Özlem Onuk yüzde 59.1 ile ipi göğüsledi. Şırnak’ın İdil (Hezex) ilçesinde yurttaşlar sandıklardan BDP’nin açık ara önde olmasını alkış ve zılgıtlarla kutladı. Kadın ve gençlerin seçim hilelerine karşı seferber olduğu ilçede "Biji serok Apo" sloganları yükseldi. Silopi’de ilçe binası önünde toplanan yurttaşlar kurulan Sinevizyondan gelişmeleri izledi. Beytüşşebap, Cizre, Sırtköy, Kumçatı, Görümlü’de de BDP adayları kazandı. AKP Şırnex’te yüzde 32 oy aldı. Şırnex’te ise Demokratik Toplum Partisi 11.645 oy ile (yüzde 53,7) birinci olmuştu. İkinci olan AKP’nin aldığı oy 9.230 olmuş, oy oranı da yüzde 42,6 çıkmıştı.

Qoser’de yaşlıların BDP sevinci
Mêrdîn’in (Mardin) Qoser ilçesinde (Kızıltepe) oy kullanmak için halk sabahın erken saatlerinden itibaran sandık başına giderken, bu karede 80’e merdiven dayamış Çeçani nine hasta haliyle oğlunun koluna girerek oyunu ömrü boyunca gerçekleşmesini hayal ettiği barış için kullandı. Çeçanî ninenin eşi Nezir dede ise bakkalının önünde oy kullandıktan sonra BDP’li belediye başkanlarını kutlayarak lokum dağıttı.

Erdoğan'dan balkon kışkırtması: Suriye'yle savaş halindeyiz

Erdoğan seçimlerin ardından AKP Genel Merkezi'nde konuştu.
Recep Tayyip Erdoğan, seçim sonuçlarının gelmeye başlamasının ardından Ankara'daki AKP Genel Merkezi'nin balkonundan konuştu.
Balkon konuşması sırasında Emine Erdoğan, Sümeyye Erdoğan ve adı yolsuzluklarla anılan Bilal Erdoğan da Tayyip Erdoğan'a eşlik etti.
Konuşma sırasında Melih Gökçek'in balkonda bulunmaması dikkat çekti.
Yaklaşık yarım saat süren konuşmanın satır başları şöyle:
Az önce binlerce kişinin toplandığı Üsküp Meydanı'na telekonferansla bağlandım. Onlara hitap ettim. Ciddi bir soğuk altında onlar sizin bu coşkunuzu paylaşıyorlardı. Rabbim'e bize böyle büyük bir zafer nasip ettiği için şükrediyorum. Ya Rab ne büyüksün.
Dünyanın her yerinde zaferimiz için ellerini duaya açan herkese teşekkür ediyorum.
Mısır'da demokrasi mücadelesi veren bizim mücadelemiz çok iyi anlayan kardeşlerime teşekkür ediyorum. Avrupa'nın bütün kentlerinde yürekleri bizim için atan kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Suriye'ye bombaların kurşunların altında açlıkla kıtlıkla baş başa ama Türkiye'nin AK Parti'nin zaferi için dua eden mazlum kardeşlerime teşekkür ediyorum.
Tıpkı Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi dünyanın dört bir köşesinde dualarıyla destek olan tüm dostlarımıza aziz milletimizin şükran duygularını ifade ediyorum.
Elbette en büyük teşekkürü bu aziz millet hak ediyor.
Kardeşlerim siz yeni Türkiye'nin İstiklal mücadelesine sahip çıktınız.
Siz büyük Türkiye hedeflerine sahip çıktınız. Her birinize teşekkür ediyorum.
Siz en başta kendi geleceğinize başbakanınıza sahip çıktınız hepinize sonsuz şükranlarımız sunuyorum.
İşte bugün 30 Mart. Ne dediler 25 Mart'tan sonra kaos dediler. Doğru kaosu gördük. Neydi o kaos…
Bu milletin bu devletin bu ülkenin ulusal güvenliğine en yazık ki müdahale ederek dışişleri bakanlığını dinleyecek kadar ihanet ,içinde olan vatan hainlerini bu ülke tanıma fırsatı buldu doğru…
Onların kaos planı buydu.
Ne diyordum ben aylardır. Bunların inine gireceğiz inine.
Şimdi zaman zaman bazı basın mensupları soruyor bu sene de balkon konuşması yapacak mısınız.
Tamam da balkon konuşmasında ne bekliyorsunuz.
Muhalefet liderlerine veya genel başkanlarına neden sormuyorsunuz siz de bir balkon konuşması yapacak mısınız.
Bunların böyle bir derdi yok. şimdi bunların sesi soluğu çıkmayacak.
Ne diyecekler yarın söyleyeyim: biz kazandık…
Buradan muhalefete açık çağrı yapıyorum biz her seçim sonrasında olduğu gibi tüm boyutlarıyla sonuçları analiz edeceğiz. Neden 46-47-48 oldu da biz bunu neden 55-60 yapamadık. Şimdi oturup bunu konuşacağız.
Konuştuktan sonra yolumuz sizlerle birlikte devam edeceğiz.
Ama muhalefetin böyle bir derdi var mı? Yok…
Bize oy veren de vermeyen vatandaşımızın mesajını değerlendireceğiz. Muhalefet de bunu yapmalıdır.
Neye yandım biliyor musunuz…
Dışişlerinde olan olaydan sonra şahsıma yapılan olaydan sonra başbakanlıktaki böcek olaylarından sonra şu muhalefetini bir açıklamasını duydunuz mu?
Bu vatana ihanetti biz iktidarın yanındayız şeklinde bir ifade duydunuz mu?
Ne olacak Pensilvanya ile birlikte hareket edenler bunu söyleyebilir mi?
25'inden sonra kaos dedikleri olay buydu. Ekonomi çöktü mü? Daha da güçlenerek geliyoruz.
Ekonomi de de demokrasi de de daha da güçleneceğiz.
Yeni Türkiye'nin yeni bir muhalefet ihtiyacı vardır. Yeni Türkiye'nin ayrıştırıcı kutuplaştırıcı muhalefete değil 77 milyona aynı dille konuşan muhalefete ihtiyacı var.
Sadece iktidarın Türkiye'yi kucaklamak yetmiyor. İstismar siyaset artık son bulmalıdır.
Kibirli aşağılayıcı dışlayıcı siyaset artık muhalefet partileri nezdinde son bulmalıdır.
Muhalefet yöneticileri bu akşam aynaya bakmalı kendilerini sorular sormalı yaptıkları hataların farkına vararak kendilerine çeki düzen vermelidir.
Gelin yeni bir sayfa açalım. Ey muhalefet ey bu muhalefete gönül veren vatandaşlarım. Türkiye'nin menfaatleri her şeyin üzerinde olsun.
Allah'a hamd ediyorum… Türkiye'ye saldıranla bugün hayal kırıklığı yaşamıştır.
Bu milletin içinden çıkan taşeronlar milletin ne kadar aziz ne kadar asil ne kadar kahraman olduğunu bir kez daha görmüşlerdir.
Millet istiklaline uzanan elleri sandığa gömmüştür.
Millet sinsi tuzakları bugün bozmuştur. Buradan istiklaline ülkesine bayrağına sahip çıkan aziz milletime tekrar tekrar teşekkür ediyorum.
Bu millet ümmetin dünyanın umududur. Rabbim bu milleti doğru yoldan ayırmasın.
Biz ezelden gelen inşallah ebede giden bir davanın sadece hizmetkarlarıyız. Biz bu millete efendi olmaya değil hizmetkar olmaya geldik.
Biz büyük bir dava taşının sadece hamallarıyız. Dün biz yoktuk ama bu dava vardı. Yarın biz olmayacağız ama bu dava var olacak.
Onun için ne dedik, tek millet dedik…
Tek bayrak…
Tek vatan…
Tek devlet…
Devletin içinde devlet olmaz. Hangi kurumumuzun içine girmişlerse girmişler. Bizler de iyi niyetimizin kurbanı olduk. Ama artık bunları ayıklama zamanı gelmiştir hukuk içinde. Yasalar içinde.
Çünkü bu tür şebekeleri artı ne millet hoş görüyle karşılar ne biz hoş karşılarız.
Rabbime şükürler olsun ki bize bu davanın bayraktarlığını yapma fırsatı verdi.
Bun can bu tende oldukça üzerimiz hangi emanet yüklenirse Allah'ın izniyle ona sadakatle sahip çıkmaya çalışacağız.
Ben ve arkadaşlarım son derece müsterihiz. Siyasete güç kazandırmış olmanın demokrasiyi, güçlendirmiş olmanın memnuniyeti içindeyiz.

Dersim Ovacık'ta sosyalizm kazandı!

Dersim'in Ovacık ilçesinde Belediye Başkanlığı'nı resmi olmayan sonuçlara göre Ovacık Demokratik Halk Dayanışması'nın adayı Fatih Mehmet Maçoğlu kazandı.

Dersim'de Ovacık İlçesi Belediye Başkanlığı'nı resmi olmayan sonuçlara göre Ovacık Demokratik Halk Dayanışması'nın TKP listesinden seçime giren adayı Fatih Mehmet Maçoğlu kazandı.

Mazgirt'in yeni Belediye Başkanı ise seçime ÖDP listesinden giren Tekin Türkel oldu.

Yerel seçim için halk sandık başında

2014 yerel seçimleri için oy verme işlemi başladı. Seçmenler 1394 belediye başkanı, 1257 il genel meclisi üyesi, 38 bin muhtar, 20 bin belediye meclis üyesini seçmek için oy kullanıyor.

GENEL SEÇİM HAVASINDA
Genel seçim havasında girilen yerel seçimlerde 26 parti yarışacak, 52,7 milyon seçmen belediye başkanlarını belirleyecek. Seçmenler 1394 belediye başkanı, 1257 il genel meclisi üyesi, 38 bin muhtar, 20 bin belediye meclis üyesini seçecek.

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) verilerine göre, yerel seçimlerde Türkiye genelinde 26 milyonu kadın, 52 milyon 695 bin 831 seçmen, 194 bin 310 sandıkta oy kullanacak.

SEÇİM ZARFLARI
Turuncu zarf: İl genel meclisi üyeliklerine ilişkin turuncu renkli birleşik oy pusulası turuncu renkli zarfa;

Mavi zarf: Belediye başkanlığına ilişkin mavi renkli birleşik oy pusulası ile belediye meclis üyeliğine ilişkin sarı renkli birleşik oy pusulası ile büyükşehir belediye başkanlığına ilişkin beyaz renkli birleşik oy pusulası mavi renkli zarfa;

Mor zarf: Köy seçimlerinde köy muhtarı ile köy ihtiyar meclisi üyelerinin birlikte yazılı olduğu oy pusulası, mahalle seçimlerinde mahalle muhtarı ile mahalle ihtiyar heyeti üyelerinin birlikte yazılı olduğu oy pusulası mor renkli zarfa konulacak.

HANGİ SEÇMEN KİM İÇİN OY KULLANACAK
Köyde yaşayanlar: İl genel meclisi üyeliği seçimi, köy muhtarlığı ve köy ihtiyar meclisi üyeliği seçimi.

Büyükşehir olmayan illerde yaşayanlar: İl genel meclisi üyeliği seçimi, belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimi, mahalle muhtarlığı ve mahalle ihtiyar heyeti üyeliği seçimi. Büyükşehirlerde yaşayanlar: Büyükşehir belediye başkanlığı seçimi, belediye başkanlığı ve belediye meclis üyeliği seçimi, mahalle muhtarlığı ve mahalle ihtiyar heyeti üyeliği seçimi.

Tatvan'da mühürlü oy pusulası ele geçirildi

Bitlis'in Tatvan ilçesinde 1009 nolu sandıkta, parti müşahitleri mühürlü toplu oy pusulası ele geçirdi. Müşahitler tarafından ele geçirilen mühürlü oy pusulaları, gerginliğe neden oldu.

 BDP MYK Üyesi Hüseyin Koçuk, Bitlis ve Tatvan'da BDP'nin görevlendirdiği müşahitlerin sandık çevresine alınmadığını belirtti. Koçuk, Twitter üzerinden şunları aktardı: "Bitlis ve Tatvan'da kimi sandık başkanları partimizden doğru görevledirilen müşahitlerini sandık çevresine almıyor.

Avukatlar ve gözlemci heyetler müdahale etmek için sorun çıkaran okullara gidiyorlar. Seçim müdahalelerle başladı.

AKP'nin belirlediği sandık kurulları müşahitleri içeri almadan pusula ve zarfları mühürlemek istedi. Yine partimizce müdahale edildi.

Bitlis genelinde yaklaşık ilk 2 saat içinde bir çok hile girişimi ve müdahale yapılmak istendi. Bu hileler akşama doğru artabilir.

Tatvan Tuğ okulu, 1009 nolu sandık başkanı "kolaylık olsun" pusula ve zarfları evde mühürlemiş. Kurul huzurunda yapılacak bir işti."



Hasta tutsaklar bırakılsın

İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, 106. kez düzenledikleri "F" oturma eyleminde, tecrit nedeni ile psikolojisi bozulan ve aynı zamanda mide hastası olan Bafra Hapishanesi'ndeki tutuklu Okan Ocak ile 10 ağır hasta mahpusun durumuna dikkat çekti. Cezaevlerinde 13 yılda, 2 bin 300 tutsağın hayatını kaybettiğine işaret eden İHD'liler, hasta tutsakların serbest bırakılmasını istedi.

İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, F tipi cezaevlerindeki hak ihlallerine ve hasta tutsakların durumuna dikkat çekmek için, her hafta düzenledikleri "F" oturma eylemlerinin 106'sı için Galatasaray Meydanı'nda bir araya geldi. İHD üyeleri bu hafta, Bafra Cezaevi'nde kalan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmış mide hastası Okan Ocak'ın ve diğer 10 ağır hasta tutsağın durumuna dikkat çekti. "Tecrit öldürüyor F tipi hapishaneler kapatılsın" ve "Hapishanelerde ölüm istemiyoruz hasta tutuklular serbest bırakılsın" pankartlarının açıldığı eylemde, hasta tutsakların fotoğrafları ile "ATK hasta mahpuslardan elini çek", "Tıbbın görevi yaşatmaktır, öldürmek değil", "Hasta tutsaklar serbest bırakılsın" yazılı dövizler taşındı. İHD'liler eylemde sık sık "Tecrit öldürür dayanışma yaşatır", "Hasta tutsak Okan Ocak serbest bırakılsın" ve "Tecridi kaldırın ölümleri durdurun" sloganlarını attı.

'13 yılda 2 bin 300 kişi öldü'
Bu haftaki açıklamayı sanatçı Nur Süer okudu. Mahpusların cezaevlerinde koşullarında sağlıklarını yitirdiklerini söyleyen Süer, tedavi edilebilir hastalıklar olmasına rağmen tedavi edilmediği için 13 yılda, 2 bin 300 mahpusun hapishanelerde yaşamını yitirmesine işaret etti. Şuan hapishanelerde 620 hasta mahpus bulunduğunu belirten Süer, "Bunlardan 202'si ağır hasta ve ölüm sınırında. Ve her gün bir kaçı, sessizce aramızdan ayrılıyor. Her geçen gün hasta mahpus listesine yenileri ekleniyor" dedi.

'İnfazın ertelenmesi başvurusu işkenceye dönüşmüş durumda'
Hapishanelerde uzman doktor bulunmadığını söyleyen Süer, on binlerce mahpusun bulunduğu hapishanelerde haftada sadece 2-3 gün yarım zamanlı pratisyen hekim görevlendirildiğine dikkat çekti. Sevk edilmenin önündeki engelleri aşan mahpusların, bu kez ring araçlarında tüm gün beklettirilerek hastaneye ulaştıklarını ve sadece birkaç dakika içinde tedavi edilip hapishaneye geri gönderildiklerini aktaran Süer, "Durumu ağır olan hasta mahpusun yasak hakkı olan 'infazın ertelenmesi' başvurusu tam bir işkenceye dönüştürülüyor. Ölmek üzere olan hasta mahpus önce devlet hastanesinden heyet raporu almak zorunda. Heyet raporunu alabilirse Metris Cezaevi'ne getirilerek, aylarca Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu için bekletilmekte. ATK raporunu alabilen az sayıda mahpusu bu kez de Terörle Şube Mücadele Şubesi'nden (TMŞ) 'toplum için zararlı olup olmadığının' görüşüne mahkum bırakılmaktadır. ATK ve TMŞ ise bağımsız kurumlar olmamaları nedeni ile ölümcül hastalar, hapishanelerde kalabilir raporlarıyla geri gönderiliyorlar" dedi.

'Açık yara ile, hijyen ortamı olmayan hücreye gönderildi'
Açıklamasında, Bafra Cezaevi'nde kalmakta olan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası almış olan 40 yaşındaki Okan Ocak'ın durumunu ve 10 ağır hasta mahpusun durumuna da dikkat çekti. Ocak'ın 5,5 yıldır cezaevinde kaldığını söyleyen Ocak, "Ocak'ın tecrit nedeni ile psikolojisi bozulmuş ve intihar girişiminde bulunmuştur. Bağırsakları delindiği için, enfeksiyon kapmış, ameliyat edilmiş. Tedavisi tamamlanmadan, henüz ameliyat bölgesi kapatılmaksızın, bağırsağın bir bölümü dışarıda tutularak hapishaneye, tek kişilik hücreye gönderilmiştir. Ameliyat edileceği bilgisi ailesine bildirilmemiştir. Bir süre ameliyat bölgesinin açık kalması gerektiği söylenmiş. Hastanenin dolu olduğu öne sürülerek bölgeyi kapatmak için, iki ay sonraya gün verilmiştir. Psikolojisi harap olmuş, intihar girişiminde bulunmuş bir insan açık yarayla, hiçbir hijyen olanağının bulunmadığı tek kişilik hücreye gönderilmiştir. Bu insanı ölüme göndermek değilse nedir?" diye sordu.

Süer, konuşmasının sonunda, çeşitli cezaevlerinde kalmakta olan 10 ağır hasta tutsağın da durumuna dikkat çekerek, hasta tutsaklar serbest bırakılmasını istedi. Süer'in açıklamasının ardından, bir süre devam eden oturma eylemi, sloganlarla son buldu.

29 Mart 2014 Cumartesi

Greif işçileri: Ya taleplerimizi kabul et ya da bu ülkeden git

Greif işçileri, direnişlerinin 47. gününde yaptıkları açıklamayla; “Ya taleplerimiz kabul edilecek hepimiz işbaşı yapacağız. Ya da Greif Türkiye’deki bütün faaliyetlerini sonlandırıp öyle gidecek” dedi.

Greif işçileri, DİSK, DİSK Tekstil ve Greif işçileri temsilcilerinden oluşan bir komitenin toplusözleşme sürecini birlikte yürütme kararı aldığını belirterek “Greif patronunun fabrikayı kapatması durumunda, Greif işçileri olarak ÜNSA başta olmak üzere DİSK’in örgütlü olduğu bütün fabrikalarda dayanışma eylemleri yapılmasını ve uluslararası ilişkilerin devreye sokulmasını istiyoruz” dedi.

PATRONUN YENİ OYUNU
Greif patronunun direnişin başından beri fabrikayı kapatacağını söylediğine dikkat çeken Greif işçileri “Patron her seferinde bir tarih açıklıyor. Açıkladıkları hiç bir tarihte kapatmak gibi bir girişim içine girmediler. Aksine işten atma saldırısını devreye soktular. Yaptıkları son açıklamaya göre 135 arkadaşımızı işten çıkardılar. Greif yönetiminin taleplerini kabul etmezsek tekrardan kapayacakları tehdidini savuruyorlar” dedi. Tehdit savrulan bu günlerde çıkışı verilmeyen işçilere tebligat gönderilerek 2 gün içinde direnişi bırakarak işbaşı yapmaları, aksi halde tek taraflı olarak “iş akitlerini” sonlandıracaklarına dair tebligat gönderildiğini belirten Greif işçileri “Yeni bir oyunla direnişimizi parçalamaya çalışıyorlar” dedi.

TALEPLERİMİZ KABUL EDİLMELİ
Greif’e ait Türkiye’deki 4 fabrikadan teknik donamı, iş kapasitesi ve ürün kalitesi en yüksek fabrikanın Hadımköy olduğunu vurgulayan Greif işçileri “Üretilen ürünlerin yüzde 50 sinden fazlası burada üretilmektedir. Bazı özel işler Hadımköy dışındaki fabrikalarda yapılamamaktadır. Bu gerçeklik ortadayken Greif yönetimi burayı kapamayı ne kadar göze alabilir?” diye sordu. Direnişin başında  ‘Taleplerimiz kabul edilecek hepimiz işbaşı yapacağız’ dediklerini hatırlatan Greif işçileri “Ya taleplerimiz kabul edilecek ya da Greif Türkiye’deki bütün faaliyetlerini sonlandırıp öyle gidecek. Bu sözümüzü tekrarlıyoruz.” 

İstanbul'da 'kaybedilme' endişesi

İHD İstanbul Şubesi'nin açıklamasına göre, dün sabah saat 06.00-06.30 sıralarında Kumburgaz Celalliye'de Atatürk 1. Cadde ile Yavruvatan Caddesi'nin kesişim noktasında bir kişi polisler tarafından dövülerek gözaltına alındı.

Bir görgü tanığının derneğe başvurduğunu belirten İHD, "Polisler tarafından dövülen bir erkek 'İnsanlık onuru işkenceyi yenecek', 'Beni gözaltında kayıp edecekler, avukatlarıma haber verin' diye bağırıyorken görüldü. Bu kişi adını bağırırken üzerine çullanan polisler ağzını kapattılar. Soyadının Sadullahoğlu olduğu sanılıyor. Orta boylu bir erkek olan bu kişi 3-4 resmi polis otosundan birine bindirilerek uzaklaştırıldı" diye duyurdu.

Söz konusu kişinin kaybedilme ve işkence görme riski altında olduğunu kaydeden İHD, şunları kaydetti: "İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi bu şahsın yakalandığı yeri ve gözaltına alınırken dahi işkence edildiğini bilmekte ve takip etmektedir. Bu kişinin durumu ilgili emniyet birimlerince derhal açıklanmalıdır. İnsan haklarına uygun muamele görmelidir. Akıbetinden ona işkence ederek sokak ortasında döverek gözaltına alan polis birimleri sorumlu tutulacaktır. Bu konuda bilgi verebilecek olanların 0212-244 44 23 nolu telefondan derneğimize ulaşmaları rica olunur."

Berkin Elvan eylemi yapan öğrencilere sahip çıkan öğretmen sürüldü

Berkin Elvan için sessiz oturma eylemi yapan öğrencilere destek veren öğretmen Faruk Ağaçe, merkeze 100 kilometre uzaktaki Aladağ ilçesine gönderildi.

Adana'da, Gezi Parkı eylemlerinde başına gaz fişeği isabet ettikten 269 gün sonra geçen 11 Mart'ta yaşamını yitiren Berkin Elvan için sessiz oturma eylemi yapan öğrencilere destek veren 28 yıllık coğrafya öğretmeni Faruk Ağaçe, Adana Valiliği'nin oluruyla merkeze 100 kilometre uzaktaki Aladağ ilçesine gönderildi.

Doğan Haber Ajansı’nda yer alan habere göre, merkez Çukurova İlçesi'ndeki İsmail Kulak Anadolu Lisesi'nde okuyan 7 kız öğrenci, geçen 12 Mart'ta teneffüs sırasında Berkin Elvan için sessiz oturma eylemi yaptı. Herhangi bir pankart ve döviz taşımayıp slogan atmayan öğrencilerin yanına gelen okul yöneticileri, eylemin bitirilmesi için uyarılarda bulundu. Oturmaya devam eden öğrencilerle okul yöneticileri arasında tartışma yaşandı. Bu sırada tartışan okul yöneticileri ve öğrencilerin yanına gelen coğrafya öğretmeni Faruk Ağaçe ise çocukların eylem nedeniyle cezalandırılacağını söyleyen idarecilere tepki gösterdi.

Tutanak tutuldu
Tartışmanın ardından öğretmen Faruk Ağaçe derse giderken öğrenciler de eylemi bitirdi. Yaşanan olay nedeniyle okul yöneticileri, eylemci öğrenciler hakkında disiplin soruşturması başlattı ancak herhangi bir ceza vermedi. Okul yöneticilerinin hakkında tutanak hazırladığı Faruk Ağaçe ise bu tutanağa dayanılarak Adana Milli Eğitim Müdürü Mehmet Ali Selamet'in isteği ve Adana Valisi Hüseyin Avni Coş'un oluruyla Aladağ İlçesi'ndeki Pınar Madencilik Anadolu Lisesi'ne görevlendirildi. Geçici olarak Aladağ'a gönderilen Faruk Ağaçe'nin ne kadar süreyle görevlendirildiği henüz kendisine bildirilmedi.

‘Savunma bile yapmadan gönderildim'
Hukuki olarak haklarını arayacağını belirten Faruk Ağaçe, şunları kaydetti:

"Okul bahçesinde lise 1'inci sınıfa giden 7 kız öğrencinin Berkin Elvan için sessizce oturma etkinliği yaptığını gördüm. Başlarında bulunan 4 tane okul idarecisi de çocukları, 'okuldan atılırsınız', 'ceza alırsınız' diyerek kaldırmaya çalışıyordu. Oturan öğrencilerden biri okul idarecilerine, 'Hocam sizin çocuklarınız yok mu?' dedi. İdareciler ise aynı tavrını devam ettirdi. Ben de o an vicdani olarak, 'Siz ancak Mısırlı, Suriyeli çocuklara ağlarsınız. Berkin Elvan, Türk olduğu için bu çocukları azarlıyorsunuz' dedim. Sonra derse girdim ve oturan öğrenciler de sınıflarına gitti. Bu olay nedeniyle içeriğini bilmediğim bir tutanak hazırlanmış. Bu tutanağa bağlı olarak da herhangi bir soruşturma açılmadan, savunma yapmadan sürgün edildim. Yapılan bu uygulamanın haksız olduğunu düşünüyorum. Sıkıyönetim dönemlerinde bile bu şekilde bir uygulama olduğunu düşünmüyorum. Bu yargısız infaz nedeniyle hukuki haklarımı arayacağım."

'Arkadaşımızın yanında olacağız'
Eğitim-Sen Adana Şubesi Hukuk Sekreteri Güven Boğa ise, "Arkadaşımız tamamen keyfi olarak sürgün edilmiştir. Herhangi bir soruşturma olmadan öğretmenimiz keyfi biçimde mağdur olmuştur. Daha öncede bu okulda Berkin Elvan için sessiz eylem yapan öğrenciler baskı altına alınmaya çalışılmıştı. Öğrencilerimizin olduğu gibi Faruk öğretmenimizin de yanında olacağız" dedi.

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers