30 Eylül 2014 Salı

Sınırda okullar tatil

IŞİD’in Kobani’yeyönelik saldırıları 16. gününügeride bıraktı. IŞİD’in Kobani’ye yaklaşık 4 kilometre uzaklıktaki Kazıkan köyünü ele geçirdiği belirtildi. Çatışmalardan kaçan bir grup Suriyeli Kürt de Kazıkan ile Mersinbel köyleri arasındaki bir bölgede toplandı.Dün sabah saatlerinden itibaren Kobani’den patlama sesleriduyulurken , zaman zamansilah sesleri geldi.

Kobai’nin Siftek köyü Zorafa mevkisinde devam eden çatışmalar dün de sürdü. Suruç ilçesi Karaca Mahallesi’nden de izlenebilen çatışmaların şiddetinin önceki günlere göre azaldığı gözlendi. Çatışmalar nedeniyle mürşitpınar SınırKapısı yakınlarına önceki gün konuşlandırılan tanklar bölgeden çekildi.

Sınıra top düştü
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Kobani’den Türkiye’ye dönüşünün 20 dakika sonra saat 14.30 sıralarında Mürşitpınar Sınır Kapısı yakınlarına, Türkiye sınırının 50 metre ilerisine IŞİD tarafından atılan bir top mermisi düştü. Bölgeden yükselen dumanlar Türkiye’den de izlendi.

Suruç Kaymakamlığı ise dün yaşanan patlamalar ve sınırı aşan mermiler nedeniyle riskli olarak belirlenen 3 mahalledeki okulların tatil edilmesini kararlaştırdı. Suruç Kaymakamı Abdullah Çiftçi, Mürşitpınar ile sınır hattındaki Çengelli ve Eğrice mahallesinde bulunan okulların 2 gün süreyle tatil edildiğini söyledi. Çadırlar taşınıyor Türkiye’ye sığınmak isteyen Kobanililer, Yumurtalık sınır hattındaki kontrol noktasından Türkiye’ye alındı.

Sınır hattının diğer tarafında bekleyen Suriyelilerin araçlarıda Türkiye’ye alınmaya başlandı. Araçlar, etrafı hendekle kazılı alana alındı. Top mermilerinin Suruç’ta Kobanili sığınmacıların yerleştirildiği Süleymanşah Dostluk Parkı’nın yakınlarına düşmesi üzerine güvenlik gerekçesiyle burada sığınmacılar için oluşturulan çadırların kaldırılmasına karar verildi. Parkta bulunan çadırların ve sığınmacıların, daha güvenli bir bölgeye yerleştirileceği bildirildi.

Feyzioğlu sınırda Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, bölge illerinin baro başkanları ile Mürşitpınar’da inceleme yaptı ve Suriyeli ve Türk vatandaşlar ile görüştü. Feyzioğlu, “Birileri burada zengin olacak diye, birileri burada hüküm sürecek diye komşularımız, kardeşlerimiz, insanlarımız acı çekiyor” dedi.

Mahmut Oral/Cumhuriyet

Avrupa'da yüzde 22 ucuzladı, Türkiye'de zamlandı

Küresel doğalgaz fiyatları üzerinden yapılan araştırmaya göre, Avrupa doğalgaz fiyatları 2012 Ekim ayında (mmbtu) 11.58 dolar, Kasım ayında 11.83 dolar ve Aralık ayında 11.79 dolar düzeyindeydi. Üç ayın ortalama fiyatı 11.73 dolar olarak hesaplandı. Buna karşılık, bu yıl Ağustos fiyatları ise 9.14 dolar düzeyine kadar çekildi. Böylece, doğalgazın 2012 yılı son çeyreğindeki ortalama 11.73 dolarlık fiyatıyla, 2014 Ağustos ayı fiyatı karşılaştırıldığında, Avrupa doğalgazı fiyatının yüzde 22.1 düzeyinde gerilediği ortaya çıkıyor. 

Aynı dönemlerde, 1.8095 liradan, dünkü zirve olan 2.2895 liraya çıkan dolardaki artış ise yüzde 26.5 düzeyini buluyor. Aynı hesaplama doların Eylül ayı başındaki 2.15 liralık kuru ile yapıldığında ise dolardaki artış yüzde 18.8 düzeyinde kalıyor.

DHF’den Sarıgazi’de eylem çağrısı

Bu gece saat 02.00 sıralarında Sarıgazi Demokratik Haklar Derneği’ne yüzlerce polisle düzenlenen baskın, Sarıgazi’de yapılacak yürüyüş ve basın açıklamasıyla protesto edilecek.

Demokratik Haklar Federasyonu (DHF) Sarıgazi’de yapılacak eyleme bütün üye ve taraftarları ile devrimci demokratik kamuoyunu çağırdı.

Yapılacak eylemle ilgili bilgiler şöyle:

Toplanma yeri: Sarıgazi Derya Market önü
Toplanma saati: 20.00

Kaynak: Halkın Günlügü

Şengal'e giden Dr. Çayan: Ölümleri kanıksamış durumdalar

“Araçla geçerken çocukların yanında durduğumuzda çocukların hepsi kaçıyor. Yaşadıkları travmadan dolayı ürkek ve tedirginler; korkuyorlar.” 

IŞİD saldırılarından kaçarak Şengal Dağı’na sığınan Êzidilerin sağlık durumunu incelemek için hekimlerden oluşan 11 kişilik heyet Şengal’e gitti. Heyet üyelerinden biri olan Uzman Doktor Sadık Çayan 5 günlük süreci gazetemize anlattı. Çayan’ın sözleri durumun vahametini ortaya koyuyor: “Hastalıklardan meydana gelen ölümleri kanıksamış durumdalar.”

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Sağlık Meclisinin çağrısı üzerine 11 hekim Êzidilerin durumunu incelemek ve sağlık yardımında bulunmak için bir araya geldi. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Batman ve Diyarbakır Şubeleri, Batman Tabip Odası ve İstanbul Tabip Odası İnsan Hakları Komisyonunu üyelerinden oluşan heyet, 30 Ağustos’ta soluğu Kızıltepe Şenyurt Sınır Kapısı önünde aldı. Ancak 7’si uzman, 4’ü yardımcı hekimden oluşan bu heyet ellerinde İçişleri Bakanlığından özel izin olmasına rağmen sınır kapısı önünde 8 saat bekletildi. Nihayetinde Genelkurmay Başkanlığıyla yapılan yazışmalar neticesinde sınır geçildi.

BİR ÇOCUĞU ÖLMEK ÜZEREYKEN BULDUK
Üçe bölünen heyettekilerin bir kısmı Kamışlo’ya bir kısmı Derik ve Newroz Kampı’na bir kısmı da Şengal Dağı’na gitti. Dr. Sadık Çayan da Şengal Dağı’na gidenler arasında yer aldı. Çayan 4 gün kaldığı Şengal Dağı’ndaki durumu gazetemize anlattı. “Öncelikle ikiye ayırmak lazım” diyor Çayan: “Newroz Kampı’ndakilerin durumuyla Şengal Dağı’nda kalanların durumu çok farklı.” Önce Şengal Dağı’nı dinliyoruz: “Sağlık hizmeti, yerel sağlıkçı dedikleri, sağlık memuru, hemşire, sağlık teknisyeni gibi Êzidi 6-7 tane gençten oluşan bir ekip, Rojava’nın gönderdiği ilaçlarla insanların temel ihtiyaçlarını karşılıyorlardı. Ağrı kesici, antibiyotik, iğne gibi. Bize göre çok çok yetersizdi ama birinci basamak sağlık hizmeti veriliyordu. Bulaşıcı hastalıklar çok var. Mesela Şengal Dağı’ndaki insanların çoğunda gastroenterit (kusma ve ishale neden olan yaygın bir bağırsak enfeksiyonu) bulgusuna rastladık. Mesela 1.5 yaşında bir çocuğu ölmek üzere bulduk. Cildi çok kuruydu. Her şeyden önemlisi oradaki insanlar da bunu kanıksamış durumda. ‘Zaten ölecek’ gibi bir yaklaşımları vardı. Ve oradaki çocukların çoğunda gastroenterit vardı. Çünkü çok ciddi bir su sıkıntısı çekiyorlar. İki saat geliş-iki saat geliş, 4 saatlik bir yolla suyu elde ediyorlar. Zaten yeterince hijyen sağlanamıyor dağ koşullarında. Onun dışında bulaşıcı cilt hastalıkları da yoğundu. Tozdan kaynaklı solunum yolu hastalıkları da vardı.”

0-6 YAŞ GRUBU İÇİN GIDA YOK
Hastalıklar çoğu zaman susuzluktan ve beslenme yetersizliğinden meydana geliyor. Rojava’nın daha çok bulgur, pirinç, zeytin gibi kuru gıda gönderebildiğini söylüyor Çayan. Özellikle çocukların gıda yetersizliği yaşadığını anlatıyor: “0-6 yaş çocuk grubu çocukların beslenmeleri için gıda yoktu. Birçok annenin yaşadıkları travmadan dolayı sütü kesilmişti. Oradaki çocukların ciddi bir beslenme yetersizliği vardı. Kronik hastalıkları olan yaşlı insanlar zor durumda. Şekeri tansiyonu olan insanların ilaçları bitmişti. Biz yerine koymaya çalıştık ama yeterli gelmedi. Hele hele biz oradayken hava soğumaya başlamıştı. Şimdi kış şartlarına dayanabilecekleri koşulları yok çocukların. O koşullardan dolayı Êzidiler ölmeye devam ediyor ve biz sessiz kaldığımız müddetçe ölmeye devam edecekler.”

HER TÜRLÜ YARDIM SAĞLANMALI
“Ne yapılmalı” diye sorduğumuzda ise Çayan bir uzman olarak şunları sıralıyor: “Şengal Dağı’ndaki Êzidiler için en temel ihtiyaç bir an önce barınabilecekleri yaşam alanlarının oluşturulması. İkincisi 7’den 70’e herkesin sağlıklı beslenmeleri için her türlü gıdanın verilmesi. Üçüncüsü orada bir hastane kurulması ve ciddi bir sağlık hizmeti verilmesi. Uluslararası kuruluşlar, BM Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından her türlü yardımın sağlanması.”

NEWROZ KAMPI’NA DERİK’TEN DOKTOR GELİYOR
NEWROZ Kampı’nı anlatıyor Sadık Çayan: “750 çadırda yaklaşık 7 bin insan yaşıyor. Yüzde 60’ı çocuk, geri kalanlar da kadın ve yaşlılardan oluşuyor. Kampın gıdasından suyuna, sağlık hizmetinden güvenliğine kadar her şey Rojava Kanton yönetimi tarafından sağlanıyor. Orada 24 saat hizmet veren 2 tane sağlık çadırı vardı. Derik’teki uzman doktorların vardiya şeklinde gelip hizmet verdiği bir sistem vardı. Bunun yanında bir de çok da büyük olmayan uluslararası bir yardım kuruluşu vardı. Oradaki genel gözlemlerimiz; bir kere çölün ortasında kurulu olduğu için çok fazla toz var. Çok fazla insan bir arada yaşıyor. İnsanlar yeterli beslenemiyor. Rojava’nın desteği insanların tüm eksiklerinin giderildiği anlamına gelmiyor.”

CİDDİ TRAVMA VAR
Dr. Çayan Êzidi halkının çok ciddi bir travma yaşadığını söylüyor: “Êzidilerin YPG dışında kimseye güvenmemesi gibi bir durum var. Tabi bu travmaların en önemli nedenlerinden biri, Sünni Arap komşularının onları IŞİD’le birlikte katletmesi. Mesela beslenmelerine ilişkin soru sorduğumuzda yaşlı bir amca YPG’lileri kastederek bize şu cevabı verdi: “Arkadaşlar tok olsun, biz iyiyiz.”

IŞİD KORKUSU EN KUYTU YERLERE İTTİ
“Şengal Dağı’na YPG savaşçılarının çöl içinde yaptıkları bir yoldan gittik. Gözümüze çarpan ilk şey yol boyunca terk edilmiş yüzlerce aracın olmasıydı. Şengal Dağı büyük bir yüz ölçümüne sahip. Çevresi çölden ibaret. Dağın çevresinde Êzidiler yaşıyor. Dağın kuzeyinden güneyine giden bir asfalt  yol var. O yolun çevresinde bir yerleşim alanı vardı. 2 bin kişinin kaldığı bir alan. Onun dışında eski bir askeri karakol vardı. Orada da 15 baraka var. Oraya da YPG’liler Êzidileri yerleştirmiş. Bir de dağın su kaynağı olan derin vadide, çok sarp olan bir alanda da insanlar var. O bölgede kurulan çadırlar birbirinden uzak. İnsanlar IŞİD korkusundan dolayı en kuytu yerlerde yaşamaya başlamışlar. Onun için sayı da net değil. Gerillaların hâlâ yeni yeni bulup getirdikleri insanlar var. Onlarcasına şahit olduk. Mesela iki tane teyzeyi buldular. Yaklaşık 70 yaşlarında. Şengal kasabasının dağın yamaçlarında bir yerde yaklaşık bir aydır orada yaşıyorlardı. Gündüz bir yere kımıldamıyorlar. Gece ise ihtiyaçlarını karşılamak için gidebildikleri yere gidiyorlar. Terk edilmiş araçları dolaşıp su, ekmek arıyorlar. Ara sıra IŞİD’lilerle de karşılaşmışlar. Ancak yaşlı oldukları için bırakmışlar. Yalnız yanlarında 17 yaşında genç bir kadın da varmış. IŞİD’in onu kaçırdığını söylediler. Böyle yaşayan yüzlerce yaşlı insan var.”

SAĞLIK BEKLENTİSİ GEZİ DEĞERLERİYLE İLGİLİ
“Biz Êzidilerle ilk karşılaştığımızda, doktor olduğumuzu söylediğimizde duyduğumuz ilk cümle ‘Gezi doktorları nerede?’ oldu. Orada, en kötü koşullarda sağlık hizmeti üretiminin beklentisi, Gezi’nin yarattığı değerle ilgilidir. Gezi de kendi içerisinde enternasyonal bir değer besleyecekse ki beslemelidir, bu noktada gerekli duyarlılığı göstermelidir. Ancak en temel şey oraya uluslararası yardım kuruluşlarının hızlıca müdahale etmesi için bir kamuoyu yaratmamız gerekiyor. Biz oradan ayrılırken ne yapmamızı istediklerini sorduğumuzda şöyle dediler: “Şengal’i unutmayın ve Şengal’i gündemden düşürmeyin.

Fırat Turgut - Evrensel

Hasan Ferit 1. ölüm yıldönümünde anıldı

Hasan Ferit Gedik katledilişinin yıldönümünde mezarı başına yürüyüşle anıldı.

Gülsuyu'nda uyuşturucu çeteleri tarafından katledilen Hasan Ferit Gedik için mezarının bulunduğu Gazi Mahallesi'nde anma gerçekleştirildi. Gazi Halk Meclisi'nin örgütlediği anmada bini aşkın kişi Gazi Mahallesi girişinden sloganlarla mezarlığa yürüdü.

En önde kızıl bayrak ve meşalelerle tek tipli kortej yürürken ardından Hasan Ferit Gedik'in fotoğrafı, “Milyonlarca Hasan Ferit olacağız, bataklığı kurutacağız!” ve “Hepimiz Ferit'iz öldürmekle bitmeyiz!” pankartları taşındı.

Kitle ayrıca kızıl bayraklar ve Hasan Ferit'in fotoğrafını taşıdı. Yürüyüş boyunca “Çeteler halka hesap verecek!”, “Hasan Ferit Gedik ölümsüzdür!”, “Hepimiz Ferit'iz öldürmekle bitmeyiz!” sloganları haykırıldı.

Mezarlık girişinde kitleyi DHKC milisleri karşıladı. Havaya ateş açan milisler mezar başındaki anma boyunca nöbet tuttu.

Öfkeli sloganlarla mezar başına gelindiğinde ilk olarak devrim davasında şehit düşenler için saygı duruşunda bulunuldu. Ardından okunan metinde Hasan Ferit'i katledenlerin ilişkilerinden, cenazenin dört gün boyunca Armutlu'dan çıkışının engellenmesinden ve son olarak Hasan Ferit'i katledilenlerin göstermelik yargılanmasından bahsedilerek “dünyanın en büyük adalet sarayından da adalet çıkmadı” denildi. “Adaleti sağlayıncaya kadar mücadele sürecek” denilen açıklamanın ardından söz şiir okuması için bir gence verildi. “Bir ceza istiyorum” diye biten şiirin arkasından Hasan Ferit'in annesine söz verildi. Nuray Meray “halkın adaleti” için mücadele ettiklerini, bunun için diğer duruşmaya kadar Kartal'da oturma eylemine devam ettiklerini ifade ederek herkesi mücadeleye çağırdı. Anne son olarak kitleyle Hasan Ferit için yazılan andı okudu.

Mezar anması “Bize ölüm yok!” marşının söylenmesiyle bitirildi.

Tekrar kortej oluşturularak Gazi Özgürlükler Derneği önüne geçildi. Cadde üzerinde ateş yakılıp halaylar çekilerek anma sonlandırıldı.

Yargıyı ele geçirmeye çalışan AKP, konu Berkin olunca müdahale edemiyormuş!

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Berkin Elvan'ı vuran polisler hakkında halen işlem yapılmamasına ilişkin CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner'in verdiği önergeye "Soruşturma yetkisi savcılığa ait, bakanlık müdahalede bulunamaz" dedi.

Yargıyı ele geçirmeye çalışan AKP, konu Berkin olunca müdahale edemiyormuş!

Gezi Direnişi’nde başına isabet eden gaz kapsülü sonucunda yaşamını yitiren Berkin Elvan’ı vuran polisler hakkında yapılan sayısız suç duyurusuna karşın halen soruşturmanın yürütülmemesine dikkat çekti. CHP’li vekilin verdiği önergede 25 Temmuz’dan bu yana ne savcılığın ne emniyetin tanıkları dinlemediği, olay yeri görüntülerinin bulunmadığı, olay yerinde olan polislerin isim verilmediği belirtirken, dosyanın neden ayrı bir incelemeye tabi tutulduğu ve gerekli talimatların verilip verilmediği soruları yer aldı.

Yargıya kendi istedikleri zaman müdahale ettiklerini ortadadır
Bu sorular karşısında önergeyi yanıtlayan Bozdağ; ‘Başkalarının hak ve özgürlüklerine dokunan veya içeriği başka suçların konusunu oluşturan suçlarla ilgili ya da suç isnatlarına dayalı olarak soruşturma yürütülmesi ve sonucuna göre kamu davası açılıp açılmaması hususlarında tüm yetki ve sorumluluk ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına ait bulunmaktadır. Kamu davası açılması halinde yargılamalar, bağımsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır.’ dedi ve bakanlığın yargının yetkilerini kullanmasında müdahalede bulunmasının söz konusu olmayacağını belirtti.

Kaynak: yarinhaber.net

Kadıköy’de IŞİD protestosuna polis saldırısı

Kobanê’de yaşanan saldırılara karşı Kadıköy’de gerçekleştirilen yürüyüşe polis saldırdı.

Kadıköy HDK-HDP Gençlik Meclisi'nin çağrısıyla toplanan yüzlerce kişi AKP Kadıköy İlçe Binası'na yürümek istedikleri için polis saldırısına uğradı. Kadıköy sokaklarında terör estiren polis 4 kişiyi gözaltına aldı.

Akşam saatlerinde Kadıköy Boğa Heykeli önünde başlayan eyleme, Kadıköy HDK-HDP Gençlik Meclisi'nin yanı sıra DAF, Halkevleri, SYKP, Devrimci Hareket ve Alınteri katıldı. “Katil IŞİD ve işbirlikçisi AKP’den hesap soracağız” şiarlı pankart açan kitle, eylem boyunca "Katil IŞİD işbirlikçi AKP!", "Biji berxwedana Kobanê" ve "Yaşasın devrimci dayanışma!" sloganlarını haykırdı.

Bahariye Caddesi'ne doğru başlayan yürüyüşte ajitasyon konuşmaları gerçekleştirildi. IŞİD'in teşhir edildiği konuşmalarda Kadıköy halkı Kobanê ile dayanışmaya çağrıldı. Mehmet Ayvalıtaş Parkı'na gelen kitle burada Kobanê'de şehit düşenler için saygı duruşunda bulundu. Yürüyüş, ara sokaklar üzerinden tekrar Bahariye Caddesi'ne çıkılarak devam ettirilirken, polisin Altıyol'da saldırı için hazırlık yapmaya başladı. Bunun üzerine kitle polise havai fişek attı. Saldırıya geçen polis, Bahariye Caddesi üzerinde bulunan kitleye karşı tazyikli su ve gaz bombaları  kullandı. Saldırı sonrasında kitlenin ara sokaklara çekilmesi üzerine polis, Bahariye Caddesi üzerine yerleşti ve gözaltı uygulamasına başladı. Bu sırada Kilise önünde iki kişi gözaltına alındı. Polis, yere yatırdığı eylemcilerin üzerlerine basarak, küfür etti.

Kitlenin ara sokaklara çekilerek dağılması üzerine eylem sona erdi.

12. Eğitim Hakkı Raporu: Karanlığa rağmen eşit, parasız, bilimsel, anadilinde eğitim mücadelesi yükseliyor

Halkevleri, 2013-2014 eğitim öğretim yılının sona erdiği günlerden 24 Eylül Eğitim Grevi’ne kadar geçen zaman diliminde eğitimde alanında yaşanan gelişmeleri içeren Eğitim Hakkı Raporu’nu yayımladı. Bu rapor Halkevleri tarafından yayımlanan Eğitim Hakkı Raporları’nın on ikincisi.

Raporun çıkarılış amacı ise şu şekilde ifade ediliyor: “Amacımız eğitimde yaşanan sorunların, temel ekseni gericileştirme ve piyasa mekanizmalarına bağlama olarak şekillenen eğitim alanına dönük saldırıların görünür kılınmasını sağlamak, alanın bilgisini eğitim hakkı mücadelesinin bilgisine çevirmektir.”

Rapor; 4+4+4 uygulamasının bugüne kadar getirdiği yıkımların, eğitimdeki güncel gerici politika ve uygulamaların, piyasacı ve gerici uygulamaların eğitim ve bilim emekçilerine etkilerinin ve eğitim sistemindeki yıkıma karşı verilen mücadelelerin anlatıldığı dört bölümden oluşuyor.

El Meyadin: IŞİD, Süleyman Şah Türbesi'ndeki Türk askerlerini rehin aldı

IŞİD'in Süleyman Şah Türbesi'nde bulunan Türk askerlerini rehin aldığı iddia edildi.

Hürriyet’e konuşan Genelkurmay’daki "güvenilir" bir kaynak, “Haber gerçek dışı” dedi.

El Meyadin'in bölgedeki muhabiri Dima Nasif ise aktardığı bilgide "20 asker tutuklandı" dedi.

Muhalif yanlısı Havasmart radyosundan ise şu bilgi geçildi: "IŞİD, Süleyman Şah'daki 30 askeri tutukladı. Havasmart'ın bölgedeki muhabiri IŞİD kaynağından aldığı bilgilere göre IŞİD örgütü 30 askeri, hava saldırılarına hedef olmamaları için uzak bir bölgeye taşıdı. Askerler direniş göstermeden teslim oldu.''

Radyonun bölgedeki muhabiri Yahya Abdurrahman ise, "IŞİD Türk hükümetini uyarıp askerlerini çekmesini istedi. Şu an IŞİD türbeyi ele geçirdi ve askerleri başka bir yere götürdü" bilgisini geçti.

Suriye'deki Süleyman Şah Türbesi'nde bulunan Türk askerlerinin IŞİD tarafından rehin alındığı iddia edildi. İddia, Lübnan'dan yayın yapan El Meyadin kanalına ait. Kanal, geçtiği haberde "IŞİD, Halep'in kuzey kırsalındaki Menbic'de bulunan Süleyman Beg Türbesini koruyan muhafızları tutukladı" ifadelerine yer verdi.

Türkiye'nin kendi sınırları dışındaki tek vatan toprağı larak da bilinen Süleyman Şah Türbesi'ne bir süredir IŞİD'in yakın bölgeleri ele geçirdiği biliniyor. Türbeye giden en kritik boğaz sayılan Cadde Köyü de IŞİD'in elinde bulunurken, türbede bulunan 36 askerin de IŞİD'le yakın mesafede olduğu kamuoyunda dile getirilmişti.

Murgul siyanüre karşı ayakta!

Artvin'in Murgul ilçesinde Siyanür havuzu kurulmak isteniyor. Artvin halkı seferber olmuş durumda ve eylemde. Murgul esnafı hatta benzinlikçisi kepenk kapatmış durumda. Cengiz İnşaata ait tesiste çalışan işçiler işten çıkarılma tehdidine karşılık eyleme destek verdi.

www.gercekgundem.com'un edindiği bilgiye göre ‘Murgul’da Siyanüre Hayır Platformu’ tarafından organize edilen eyleme, 4 bin 250 nüfuslu ilçede çoğunluğu kadınlar ve çocuklardan oluşan 3 binden fazla kişikatıldı.

CHP YDK Başkanı ve Artvin Milletvekili Av.Uğur Bayraktutan'da Murgul'da Murgul halkı ile birlikte eyleme destek veriyor.

Artvin’in Murgul ilçesi Damar Köyü’nde, Murgul Eti Bakır İşletmeleri’nde Cengiz A.Ş’nin Altın madenini işleme ve ayrıştırmak için siyanür havuzu kurmak istemesinin üzerine cuma sabahı işçilerin fabrikaya gitmemesiyle başlayan eylem 4 gündür sürüyor. Aynı zamanda Bakır İşletmeleri için yapılmış olan 24 megavatlık Eti Bakır Murgul Hidroelektrik Enerji Santrali de çalışmıyor.

900 İŞÇİ İŞ BIRAKTI, EYLEME KATILDI
Köy meydanında toplanan kalabalık, 'Siyanüre hayır’ pankartı açtı, "Murgul burada Mehmet Cengiz nerede?" sloganları ile şantiye sahasına kadar yürüdü. Şantiye önünde toplanan kalabalık adına temsilciler, Cengiz Holding'e ait bakır madeni sahasına girdi, aynı nedenle iş bırakma eylemi yapan 900 işçinin yakasına, ‘siyanüre hayır’ rozeti taktı. Daha sonra kalabalığın bulunduğu şantiye önüne gelen işçiler alkışlarla karşılandı.

“ÇOCUKLARIMIZIN MEZARINI KAZMAYACAĞIZ”
İşçiler adına konuşan İlyas Orhan, siyanür havuzu yapımında çalışmalarının istendiğini belirterek, buna karşı çıktıkları için iş bırakma eylemi yaptıklarını söyledi. Orhan, “Bu yiğit ana ve babaların işçi çocukları olarak bizden katil olmaz. Biz kendi çocuklarımızın mezarını kazmayacağız” dedi.

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Avukat Bedrettin Kalın da, Artvin’i yok edecek olan siyanür ve madene karşı 20 yıldır mücadele verdiklerini belirterek, “Damar’da siyanür havuzunu kurarlarsa Kafkasör’de de madeni kurarlar. Artvin ve Damar’daki proje tek bir projedir. Birlikte ve ortak mücadele etmeliyiz” diye konuştu.

"CAN DAMARIMIZA AYAK BASTIRMADIK, BASTIRMAYACAĞIZ"
Kalabalığı seslenen ve teşekkür ettiği işçilerin önünde eğilen Murgul Belediye Başkanı AKP'li Hasan Çavuş, yıllar önce Murgul’dan Hopa’ya bir boru hattı döşendiğini hatırlattı, bu hattı döşeyenlerin bugün hayırla yad edilmediğini söyledi. Çavuş, “Bire bir sağlığımızın ilgilendiren siyanür havuzunun burada kurulmasına müsaade ederek çoluk çocuğumuzun yarın bize beddua etmesine vesile olmayacağız. Damar’ımıza bir de can damarımıza ayak bastırmadık, bastırmayacağız. Bu birlik ve beraberlikle zafer kaçınılmazdır ve yakındır” dedi.

CHP’Lİ UĞUR BAYRAKTUTAN’DAN ABDULLAH GÜL’E TEŞEKKÜR
Bir konuşma yapan CHP Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan da, 'Cerattepe’ ye hayır' demenin 'Murgul’da siyanür’e hayır' demek olduğunu belirterek, 3 ay önce ziyaret ettiği 11'inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün, Cerattepe ile ilgili söylediğini öne sürdüğü sözleri anlattı, "Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ü Çankaya köşkünde ziyaret ettiğimizde beni görünce ilk sözü, ‘Cerattepe de yapılmak istenen doğa katliamıdır. Bununla ilgili görüşlerimi Başbakan ve ilgili bakana söyledim. Artvin’de bunun yapılmasını kabul etmek mümkün değildir’ dedi. Kendisine teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Konuşmaların ardından grup şantiye önünden ayrıldı.

MEHMET CENGİZ BİR İLÇE İLE KARŞI KARŞIYA
Direnişin başından bu yana direnişin içinde olan CHP milletvekili Uğur Bayraktutan www.gercekgundem.com 'a konuştu. Çok önemli bir direniş yaşandığının altını çizen Bayraktutan, "900 Eti Bakır işçisi işten atılma pahasına iş durdurdu. Eti Bakır'da 3 gündür faaliyet yok, bütün esnaf ticari faaliyetlerini noktaladı. Bütün ilçe işletmenin önünde bütün halk toplandı. Türkiye'de böyle bir tablo ortaya çıkmadı" diyerek durumu anlattı.

Bayraktutan işçilerin siyanürle ilgili faaliyet durmağı sürece fabrikada çalışmayacaklarını vurguladı.

Böylesi bir olayın ulusal basında yer almamasını nasıl yorumladığını sorduğumuz Bayraktutan, "Özel bir çaba var mıdır bunu sormak gerekir. Karşımızda büyük bir şirket var. Böylesi şirketlerin yaptıkları baskıları biliyoruz. Bütün ilçe ayakta. Mehmet Cengiz bir ilçe ile karşı karşıya" diye konuştu.

MURGUL HALKI NEDEN AYAKLANDI?
Artvin’in Murgul ilçesinde 1973 yılından bu yana faaliyette olan Eti Bakır İşletmeleri, özelleştirme kapsamında 2006 yılında değerinin oldukça altında bir fiyatla Cengiz Holding’e satıldı. AKP’ye yakınlığı ile bilinen Cengiz Holding, bölgede 15 yıl önce keşfedilen ancak konumu itibariyle siyanürlü ayrıştırma tesisi kurulmasına izni verilmeyen altın madenini de Eti Bakır İşletmeleri bünyesinde ayrıştırmak için kolları sıvadı. Bu amaçla bakır işletmeleri sahasında ek bir tesis kurmak için proje hazırlayan Cengiz Holding, siyanür ve ağır metal atıklarının depolanacağı üniteleri de içeren tesis için ‘ÇED Olumlu Kararı’ çıkmadan geçtiğimiz ay çalışmalara başladı.

MEHMET CENGİZ GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ
İnşaat çalışmaları başlayınca zengin ormanlarla kaplı bölgede siyanür tesisi kurulacağını öğrenen Murgul halkı girişimi engellemek için bir araya gelerek hızla örgütlendi. Şirket yetkilileriyle görüşüp proje hakkındaki ayrıntıları öğrenmeye çalışan Murgul halkının, Cengiz Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Cengiz’le görüşme talebi ise işadamı Cengiz tarafından reddedildi. Bunun üzerine küçük bir ilçe olan Murgul’da yoğun bir katılımla siyanür işletmesine karşı eylem gerçekleştirildi. Türkiye’nin en engebeli arazilerine sahip olan bölgede heyelan ve çığ tehlikesinin de bulunması siyanür işletmesine karşı yöre halkını endişelendiriyor.

MİLLETE KÜFÜR EDEN İŞ ADAMI
İşadamı Mehmet Cengiz’in teknik takipten yansıyan telefon konuşmasındaki sözleri hala hafızalarda. Bir başka işadamı olan Celal Koloğlu ile konuşmasında ortaya çıkan, “Milletin a.... koyacağız” sözleri uzunca bir süre tartışılmıştı.

Avrupa’daki Kürtler açlık grevlerine başladı

Avrupa’da yaşayan Kürtler, IŞİD’in Kobanê’ye saldırmasına karşı pek çok kentte açlık grevlerine başladı. Eylemlerde Avrupa devletlerine Kobanê saldırısı karşısında duyarlı olma çağrısı yapılıyor.

Çok sayıda kişinin katılımıyla başlayan eylemde bir konuşma yapan PYD Eş Başkanı Salih Müslim, “Kobanê’de bir insanlık katliamı yaşanmakta, bu tarafsızlık değil, seyirci kalmak da suça ortak olmaktır” dedi. PYD Eş Başkanı Salih Müslim’in de aralarında olduğu PYD heyeti de Avrupa Konseyinde hafta boyunca temaslarda bulunacak. Eyleme katılan HDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel ve Kongra Gel Eş Başkanı Remzi Kartal da birer konuşma yaptı. Her iki siyasetçi de Kobanê için direniş çağrısında bulundu. Milletvekilleri adına konuşan Alman Sol Parti Üyesi Andrej Hunko, “IŞİD Rojava’da yaratılan modeli hedef alıyor, biz bu modelin mutlaka desteklenmesi ve bölge halkları için pozitif bir örnek teşkil edeceği kanaatindeyiz” dedi.

Almanya’da ise geçen hafta sonunda pek çok kentte yapılan gösteri ve yürüyüşlerden sonra bugünden itibaren uyarı nöbetleri ve açlık grevleri başladı.

Almanya Demokratik Kürt Toplumu (NAV-DEM) tarafından yapılan çağrı üzerine Köln, Berlin ve Wiesbaden’de başlayan açlık grevlerine çok sayıda insan katılıyor. Her üç kentte yapılacak açlık grevleri 4 Ekim’de yapılacak mitinglerle son bulacak.

Evrensel

Gerilla ve Peşmerge IŞİD'e karşı birlikte savaşıyor

Federal Kürdistan'ın Kerkük kentine bağlı Tavuk nahiyesinin 3 köyünü elinde bulunduran IŞİD'e karşı bu sabah saatlerinde Peşmergeler ve HPG gerillaları operasyon düzenledi. Rabia'da ise Peşmerge ve YPG güçleri bölgenin kontrolünü ele geçirdi.

IŞİD'lilerin de karşılık vermesiyle saatlerce süren çatışmalarda 2 köy IŞİD'ten alınırken, bir köyde çatışmalar sürüyor. Peşmerge bu sabah saatlerinde yine Suriye sınırında bulunan Rabia bölgesindeki IŞİD noktalarına düzenlediği operasyonda 22 noktayı ele geçirdi.

Kerkük'ün Tavuk nahiyesine bağlı ve IŞİD'in elinde bulunan Vahda, Adşaha ve Üzeyriye köylerine bugün saat 05.00 sıralarına Peşmerge ve HPG gerillaları tarafından büyük bir operasyon düzenlendi. Köylerdeki IŞİD'lilerin karşılık vermesi üzerine bölgede şiddetli çatışmalar yaşandı. Saatler süren çatışmaların ardından Adşaha ve Üzeyriye köyleri IŞİD'in elinden alındı. Yaralı Peşmergeler, bölgeden alınıp hastanelere gönderilirken, çatışmalarda ölen IŞİD'lilerin sayısı ise henüz belirlenemedi. Adşaha ve Üzeyriye köylerinden kaçan IŞİD'lilerin gittiği Vahda Köyü'ne saat 12.00 sıralarında Peşmerge ve gerilla sızma girişiminde bulundu. Bu sırada bölgeye uzun menzilli toplar, Katyuşa füzeleri ve ağır silahlarla donatılmış Peşmerge takviye olarak gönderildi. Peşmergeler, Doçka toplar, Katyuşa füzeleri ve keskin nişancılarla IŞİD'lilerin bulunduğu alanları yoğun ateş altına aldı.

Yaklaşık 150 IŞİD'lininin bulunduğu belirtilen Vahda Köyü'nde IŞİD'liler ile Peşmerge ve Gerilla arasındaki şiddetli çatışmalar sürüyor.

Yerel kaynaklar çatışmanın sürdüğü bölgede savaş uçaklarının da keşif uçuşu gerçekleştirdiğin ancak uçakların hangi ülkeye ait olduğunun henüz belirlenemediğini belirtti.

RABİA, PEŞMERGE VE YPG KONTROLÜNE GEÇTİ
Peşmergelerin bu sabah IŞİD'in elinde bulunan Suriye sınırındaki Rabia bölgesine düzenlediği operasyona YPG'lilerin de desteğiyle ele geçirdiği açıklandı. Rabia'da gün boyu çıkan çatışmaların ardından IŞİD militanlarının Rabia'yı terk ettiği belirtildi. Peşmergelerin yine İŞİD'in elinde bulunan Şengal'e (Sincar) doğru ilerleyişleri sürüyor.

GERİLLA MÜSLÜM KAÇIM YAŞAMINI YİTİRDİ
Bu sabah saatlerinde Peşmerge ile HPG gerillalarının IŞİD'e yönelik düzenlediği saldırıda, yoğun çatışmanın olduğu bölgede Gerilla Müslüm Kaçım yaşamını yitirdi. Müslüm Kaçım'ın cenazesi, memleketi Şanlıurfa'ya gönderilecek. 

Felat Bozarslan

İstanbul'da 24 saatlik su kesintisi başladı

İSKİ'den yapılan açıklamaya göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesince "Mecidiyeköy - Mahmutbey Metro Hattı İnşaatı" kapsamında, Göztepe Mahalle İstasyonu sahasında yer değişikliği yapılan 600 milimetre çelik isale hattının mevcut isale hattına bağlantı çalışması yapılacağı bildirildi.

Söz konusu çalışma nedeniyle saat 10.00'dan itibaren üzere 24 saat süreyle Bağcılar'da Göztepe, Fatih ve Yüzyıl mahalleleri ile Esenler'de Turgut Reis, Havaalanı ve Oruç Reis mahalleleri su alamayacak.

Ünlü kadın dergisi Elle: Kürt kandınları dünyanın şerefidir

İkinci Dünya Savaşı yıllarında kurulan kadın dergisi ELLE, PKK’li kadın savaşçıları “Diren!” başlıklı bir yazıda ele aldı. Dergiyi 13 yıl boyunca yöneten Yazı İşleri Müdiresi Valerie Toanian, bu yazı ile dergideki görevine de veda etti.

27 yaşındaki PKK’li Tekoşin’in “DAİŞ (IŞİD) barbarlarına karşı” savaştığını kaydederek yazısına başlayan Toranian, kadın gerillalara ilişkin yaptığı tasvirlerin ardından “Bu Kürt kadınları 1990’lı yıllarda Türkiye’nin doğusunda otonom bir Kürt devletinin kurulması için mücadele etmeye başladı. Bugün, mücadelelerinin kadın özgürlüğü için, Kürt, Suriyeli, Iraklı, Müslüman, Hıristiyan ya da Ezidi olsun tüm bölgenin kadınlarının özgürlüğü için olduğunun bilincindeler” dedi.

‘ONLARI UNUTMAMAK ÖZGÜR DÜNYANIN ŞEREFİDİR’
Güney Kürdistan’da yaşayan 14 yaşındaki Ezidi kızı Narin’i de anlatan Toranian, bu kız çocuğunun DAİŞ barbarları tarafından alıkonulduğunu ve kuzeniyle birlikte kaçmayı başardığını yazdı: “Kadınların kaybedilme ve görünmezlik arasında tercih yapmak zorunda olduğu lanet karşısında, Tekoşin, Narin ve bir çokları saygıyı gerektiren bir cesaretle savaşıyorlar.  Suriye’de Irak sınırında, Kürt kadınları Halk Savunma Birlikleri’nin en az yüzde 40’ını oluşturuyorlar. Bu fenomenal rakam, bir kadın tarafından öldürüldüklerinde cehenneme gideceklerini düşünen cihatçıları bile panikletiyor.

Valeri Toranian yazısına 45 yaşındaki PKK savaşçısı Nugeen’in de fotoğrafını koydu.

Bu silahlı kadınlar anti-cihadist mücadelede sadece askeri bir koz değildir.  Haklarına saygıyı getiren savaştan çıkışı sağlayacak olan meşruluğu bilemekteler. En azından öyle umuluyor.

Sayın Başkanlar, Hollande ve Obama, sadece Irak’taki değil Suriye’deki kadın direnişçileri de desteklemek gerekiyor.  Demokratların yardımını iki kat hakkediyorlar. Çünkü onlar erkeklerin yerine barbarlığa karşı mücadele ediyorlar. Çünkü onlar, kadınların tarihinde asla hiçbir şey yazılmadığını söylemek için ayaktalar. Ve gezegenin her tarafındaki uzun ve kaotik özgürlük mücadeleleri daha yeni başlıyor.  Onları unutmamak özgür dünyanın tümünün şerefidir. Kadınların yürüyüşü asla durmayacak.”

Valeri Toranian yazının sonunda düştüğü notta, 13 yıldır yönettiği ELLE dergisinden ayrıldığını “Yaşasın ELLE” sloganı ile belirtti.

Valeri Toranian

Haberin orjinali için tıklayın!

SYKP tezkereye hayır demek için açlık grevi başlattı

SYKP Hatay İl Örgütü, Kobanê direnişini selamlamak 2 Ekim'de Meclis'e gelecek olan savaş tezkerelerini ve IŞİD'in Ortadoğu'da halklara yönelik katliamlarını protesto etmek için 2 günlük açlık grevine başladı. 

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Hatay İl Örgütü, Rojava devrimini ve Kobane direnişini selamlamak, 2 Ekim'de Meclis'e gelecek olan savaş tezkerelerini ve IŞİD'in Ortadoğu'da halklara yönelik katliamlarını protesto etmek için il binalarında 2 günlük açlık grevi başlattı. Yapılan basın açıklaması ile başlayan açlık grevinde, açıklamayı SYKP Parti Meclisi üyesi Sevgi Kurtdere yaptı. 

AKP hükümetinin savaş politikasından vazgeçmeyeceğini ve her TBMM'nin açılışı döneminde yaptığı gibi yine savaş tezkerelerini Meclis'e sunduğunu ifade eden Kurtdere, "Ortadoğu'da savaşı en az IŞİD kadar isteyen AKP tüm hazırlıklarını bu yönde yapıyor. Türkiye halkları savaş istemiyor. Bu nedenle Meclis'teki vekiller halkın sesini dinleyip tezkereyi ret etmelidir. Az da olsa vicdan sahibi iseniz bunu yapmalısınız" dedi. Halkların kurtuluşunun, savaş politikalarında, savaş tezkerelerinde ve sınırda dayanışmaya gidenlere saldırmakta olmadığını aktaran Kurtdere, "Halkların kurtuluşu aynen Rojava'da olduğu gibi dayanışma, Kobané'de olduğu gibi direniştir. IŞİD saldırısını Şengal'de püskürten halklar, Kobané'de büyük bir direniş sergiliyorlar. Bu direnişe Türkiye halkları desteğini ve dayanışmasını sunarken, AKP hükümeti ve asker IŞİD'e karşı direnen YPG'yi top atışına tutuyor. Sınırda bekleyen halklara saldırıyor, dayanışma için gidenlere gaz bombaları ile saldırıyor" dedi. 

'Tampon bölge işgal anlamına gelir'
Türkiye'nin tampon bölge girişimlerinin Rojava'yı işgal anlamına geldiğinin altını çizen Kurtdere, "Bilinmelidir ki, IŞİD vahşeti Kobané'de durdurulamazsa Urfa'ya, Adana'ya, Hatay'a sıçraması, metropollerde terör eylemleri yaşanması an meselesidir" dedi. IŞİD'in, Kobané kadar Hatay için de büyük bir tehlike olduğuna dikkat çeken Kurtdere, PYD dışında hiç kimsenin bu ölüm ve tecavüz makinesi olan IŞİD ile mücadele etmediğini söyledi. IŞİD bütün Ortadoğu için bir tehlike olduğunu, Kürtler'den sonra saldırılarını tekrar Şiilere ve Alevilere yönlendirileceğinin altını çizen Kurtdere, çözümün halkların IŞİD'e, emperyalistlere ve onların taşeronu hükümete karşı birleşik mücadele vermekten geçtiğini söyledi.

Hem Rojava devrimini ve Kobane direnişini selamlamak için, hem de AKP'nin "Suriye ve Irak'a askeri müdahale hakkı" anlamına gelen savaş tezkeresine "hayır" demek için 2 günlük açlık grevine ve dayanışma nöbeti başlattıklarını belirten Kurtdere, "Tüm ezilenleri, savaş çığırtkanı AKP hükümetine, eli kanlı IŞİD terör örgütüne, emperyalizme karşı durarak savaş tezkeresine 'hayır' demeye davet ediyoruz" dedi.

AKP hükümetinin IŞİD’e destek tezkeresine hayır

DİSK-KESK-TMMOB ve TTB ortak bir basın açıklaması yaparak AKP’nin 2 Ekim’de meclise getireceği tezkerelere “hayır” diyeceklerini açıkladı ve aynı gün tüm kentlerde alanlara çıkacaklarını duyurdu.

Bugün TMMOB Genel Merkezi’nde düzenlenen ortak basın açıklamasına DİSK Genel Başkanı Kani Beko, KESK Genel Başkanı Lami Özgen, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı ve TTB Merkez Konseyi Üyesi Hüseyin Demirdizen katıldı.

Açıklamanın tam metni şöyle: 

Bugün Rojova’da, Kobane’de sadece Kürt halkı değil, tüm insanlık varlık-yokluk mücadelesiyle karşı karşıyadır.

Kontrol ettiği alanlarda Hıristiyanları, Şiileri, Ezidileri, Türkmenleri, Kürtleri farklı inanç gruplarını, özetle kendi ilkel anlayışı dışında kalan herkesi acımasızca katleden, kadınlara karşı savaş açan IŞİD ile mücadele bir insanlık mücadelesidir.

IŞİD, başta ABD olmak üzere, bölgesel ve uluslararası tüm güçlerin yarattığı, vahşet ve barbarlığın sembolüdür. IŞİD’e karşı halkların verdiği mücadele, insani değerleri, barışı, bölgede yaşayan tüm halkların özgürlüklerini savunma mücadelesidir.

Bu mücadele giderek şiddetlenirken, AKP hükümeti; Suriye ve Irak’ta yapılacak askeri operasyonlar ile ilgili yetki isteyen iki tezkereyi meclise getirme hazırlığında.

Biz, DİSK-KESK-TMMOB-TTB emek ve meslek örgütleri olarak; Hükümete Irak ve Suriye’de savaş yetkisi verecek bir tezkereye kesin olarak karşıyız ve bu tezkerelerin TBMM’den onay almasına karşı demokratik tepkimizi alanlarda göstereceğiz.

AKP’nin savaş tezkeresine hayır diyoruz çünkü:

1.Türkiye Cumhuriyeti’nin sınırları dışındaki askeri operasyonlara dahil olmasına ilkesel olarak karşıyız. Türkiye’nin komşu ülkelerle ve halklarla barışçı bir ilişki kurması gerektiğine inanıyoruz.

2. Yine ilkesel olarak emperyalist koalisyon güçlerinin bölgede yaptığı askeri operasyonların niteliği ve sonuçları ortadadır. Ortadoğu’daki etnik/mezhepsel savaşların kışkırtıcılığını yapan güçlere güvenerek girilecek savaşların kaybedeni hangi mezhepten, etnik kimlikten olursa olsun daima Ortadoğu halkları olacaktır.

3. Bölgedeki savaşların kışkırtılmasında ciddi sorumluluğunun olduğunu düşündüğümüz AKP hükümetinin, bölgedeki askeri varlığının çözüme değil, sorunun derinleşmesine hizmet edeceğinden kaygılıyız. Suriye’de mezhepçi çeteleri askeri, lojistik, ekonomik ve siyasi olarak desteklediği açık olan bir hükümetin mezhepçi IŞİD terörüne karşı duruşunu samimi bulmuyoruz. AKP iktidarı bugün gözden düşen ve kendisi bir kriz odağına dönüşen IŞİD’e karşı yine mezhepçi yeni terör odakları yaratmaya yönelik bir politika izlemeye hevesli görünmektedir. Bu hatada ısrar eden hükümete savaş yetkisi verilemez.

4. Savaş suçlusu olduğu yönünde ciddi emareler olan, IŞİD’e ve “cihat” adı altında kendinden olmayan tüm halkları katleden benzeri örgütlere verdiği desteği kamuoyundan saklayan, yaptığı anlaşmalarda şeffaf olmayan, halkından gizleyen bir hükümete savaş yetkisi verilmesi çılgınlıktır.

5. Son dönemde Türkiye’de mezhepçi, ayrımcı, tekçi politikalara hız vermiş bir iktidarın Ortadoğu’da çözümün değil sorunun kaynağı olduğu açıktır. Savaşı kışkırtacak ayrımcı, mezhepçi, tekçi bir siyasi çizgiye savaş yetkisi vermeye hayır diyoruz.

6. Bugüne kadar mezhepçi çetelere karşı tek bir eleştiri getirmeyenlerin bugün ansızın bir ABD ziyareti sonrası bu sürece hızla dahil olmaları kendileri açısından ilkesiz, halklar açısında ise tehlikeli bir durumdur. Bugüne kadar desteklediği bir gücün tasfiye olacağını anlayan iktidar, Suriye ve Irak’ta IŞİD karşıtı koalisyona girerek kendi mezhepçi ve ırkçı hesaplarını bu süreçte yeniden hayata döndürme gayretindedir.  Bu hesaplarla çıkartılmak istenen tezkereye hayır diyoruz.

7. Kürtlerin Suriye’de yarattığı ve tüm etnik kimliklerin, mezheplerin kendilerini özgürce ifade edebildiği, laikliği ve kadının özgürleşmesini temel ilke olarak benimseyen bir modelin IŞİD tarafından yok edilmesi AKP’yi ve ABD’yi rahatsız etmemekte, aksine bu konuda uzlaşma arayışı olduğu izlenimi giderek kuvvetlenmektedir. Böylesi bir kirli uzlaşmaya geçit verilemez!

8. Suriye’deki Rojova modelinin imhası üzerinden ABD ile yapılan pazarlık, Türkiye’de iç savaş riski yaratacak, barış umutlarını tamamen yok edecek, ülkeyi şiddet sarmalına sokacak insani ve ahlaki sorunlar barındıran bir pazarlıktır. Bu pazarlıklar için hükümete yetki vermek olası katliamlara onay vermektir. Katliamlara yol açabilecek bir tezkereye hayır diyoruz.

9. Canları üzerinde pazarlık yapılan, IŞİD katliamı ile karşı karşıya olan insanlar, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının akrabalarıdır, yakınlarıdır. Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının akrabalarını katledenlerin rahatça geçtiği sınırlarda, namluların kendi yurttaşlarına dönmesi,  bu ülkede barış içinde özgürce bir arada yaşama umudunu yok etmektedir. Bu umutları daha fazla tahrip edecek tezkereye hayır diyoruz.

10. Bizim için Filistin Şengal’dir. Şengal Gazze’dir. Gazze Kobane’dir. Bizim istediğimiz halkların barış içinde, kardeşçe yaşadığı bir ülke ve bir Ortadoğu’dur. İnsanları ırk mezhep ayrımına göre birbirine düşürenlere karşı bizim hedefimiz barıştır, demokrasidir, özgürlüktür. Bizim dayanışmamız bu değerleri sahiplenen güçlerledir. Barış ile, demokrasi ile, özgürlük ile, kardeşlik ile derdi olan bir iktidara verilecek savaş tezkeresine karşı direnmek bizim için bir görevdir.

11. Emekçiler ölümden yana değil, yaşamdan yana taraftır. 2 Ekim Perşembe günü DİSK-KESK-TMMOB-TTB olarak demokrasi güçleriyle birlikte bütün illerde alanlara çıkarak “AKP Hükümeti’nin İŞİD’e Destek Tezkeresi’ne” hayır diyeceğiz.

DİSK-KESK-TMMOB-TTB

Londra Başbakanlık binası önünde açlık grevi

IŞİD çetelerinin Kobane kantonuna yönelik saldırılarını protesto etmek ve Kobane ile dayanışma amacıyla iki haftadır başkent Londra’da her gün yapılan eylemler bugün açlık grevi tarzında devam ediyor. ‘Kobane’yi savunma, insanlığı savunmaktır’ şiarıyla açlık grevi başlatan Kürdistanlılar, Kürt halkına yönelik saldırılar devam ettiği müddetçe eylemlerine aralıksız devam edeceğini açıkladılar.

Britanya Kürt Halk Meclisi öncülüğünde Downing Caddesinde bulunan başbakanlık binası önünde açlık grevi başlatan Kürdistanlılar 4 Ekim tarihine kadar taleplerini dillendirecekler. Bu akşam saat 18:00’de Trafalgar meydanında toplanan Kürdistanlılar ve dostları bir süre meydanda eylemlerini devam ettirdikten sonra Başbakanlık binasına doğru yürüyüşe geçti.

Üzerinde İngilizce olarak ‘Kobane’de İşid terörüne karşı direnen Kürt halkını destekleyin’ yazılı büyük pankart açan taleplerini içeren bildirileri de caddeden geçen inşalara dağıtıyor. Bildiride, 15 Eylül’den bu yana İşid çetelerinin Kobane kantonuna yönelik saldırıları hakkında bilgilendirme yapılırken, açlık grevi amacı ve talepleri belirtiliyor.

Altı maddede topladıkları talepleri şöyle;

Birleşik Krallık devleti İşid’e karşı savaşan Kürt güçlerine ihtiyaç duyulan silah yardımını yapması,

Birleşik Krallık, AB ve ABD’nin Rojava’da özerk yönetimleri ilan edilen her üç kantonu resmi olarak tanıması,

Birleşik Krallık devleti, başta Türkiye olmak üzere İşid’e destek veren tüm ülkelere yönelik ambargo uygulaması,

NATO, üyesi olan Türkiye’nin İşid’e yönelik silah yardımını acilen durdurması,

Birleşmiş Milletler, Türkiye tarafından önerilen tampon bölge planına asla müsade etmemeli,

Birleşmiş Milletler ve Kadın örgütleri, kaçırılan kadınların akıbeti hakkında soruşturma başlatmalı ve kurtarılmaları için harekete geçmeli.

‘Kobane’yi savunma, insanlığı savunmaktır’ denilen açıklamada insanlıktan yana olan tüm çevreleri Kobane’deki çığlığı duymaya ve o çığlığın gereklerini yapma çağrısı yapıldı.

Kaynak: telgraf.co.uk

MEB’den imam hatip uyanıklığı

Okullar açılalı neredeyse bir ay olacak ancak pek çok öğrenci hala hangi okulda öğreniminin sürdüreceğini bilmiyor. MEB, kargaşayı sona erdirme iddiasıyla lbir nakil imkanı daha tanıdı ancak, nakil yapılacak liselerin imam hatip liseleri, meslek liseleri ya da çok programlı liseler olabileceğini duyurdu.
Temel eğitimden ortaöğretime geçiş (TEOG) sistemi Milli Eğitim Bakanlığı’nın her adımda yeni bir sorun yaratmasına neden oluyor. Öğrencileri istemedikleri okullara gönderen MEB, şimdi de evlerinden çok uzaktaki okullara yerleştirdiği öğrencilere bir “fırsat” daha tanıdı. Ancak MEB nakil olunabilecek liseler arasında Anadolu liselerinin adını saymadı. Öğrenciler eğer isterlerse evlerine en yakın imam hatip ya da meslek liselerine nakledilecek. Bu durumda olan öğrenciler 17 Ekim’e kadar başvurmaları halinde yeni okullara yerleştirilecek. Böylece okulların açılmasının üzerinden geçen yaklaşık bir aya rağmen hangi okulda olacağını bilemeyen öğrenciler, en az üç hafta daha diken üstünde olacak.
MEB yine dayatmada bulunuyor
MEB, tercih ettiği 3 ilçe dışında ikamet adreslerine uzak okullara yerleştirilen öğrencilerle, bu nedenle açık liseye naklini alan öğrencilerin, adreslerine en yakın okullara nakilleri için 17 Ekim'e kadar süre verdi.
Bakan Nabi Avcı imzasıyla illere gönderilen yazıda, bazı öğrencilerin tercihleri dışında ve ikamet adreslerine uzak okullara yerleştirildikleri ve bu durumdaki öğrencilerin nakil sürecinde de taleplerinin gerçekleşmediğinin anlaşıldığı belirtildi.
Yazıya göre, nakil ve geçişler, öğrenci velilerinin, il veya ilçe milli eğitim müdürlüklerindeki Öğrenci Yerleştirme ve Kayıt Komisyonlarına yazılı talebi doğrultusunda, ikamet adreslerine en yakın mesleki ve teknik Anadolu liselerine, Anadolu imam hatip liselerine veya çok programlı Anadolu liseleri bünyesindeki programlara yapılacak.

Berkin Elvan için 'Çocuklar öldürülmesin' kokartı takan öğretmenlere ceza verildi

Berkin Elvan'ın cenazesinin yapıldığı gün derslere "Çocuklar öldürülmesin" yazılı kokartla giren öğretmenler hakkında soruşturma açıldı. Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından yürütülen soruşturmada "uyarı" cezası verildi.

Haziran Direnişi'nde başına isabet eden gaz kapsülü nedeniyle 269 gün komada kaldıktan sonra yaşamını yitiren Berkin Elvan'ın cenazesinin yapıldığı gün; Kadıköy'de bir ilkokulda yakasına "Çocuklar öldürülmesin" yazılı kokart takarak derslere giren öğretmenler hakkında soruşturma açıldı.

Şener Birsöz İlkokulu'nda görev yapan ve yakasına taktığı kokarttan ötürü soruşturma kapsamında ifadesi alınan öğretmenler, verdiği savunmada "Çocuklar öldürülmesin" yazılı kokarttan ötürü suçlu ilan edilemeyeceklerini, yaptıkları fiille de gurur duyduklarını ifade etti. Soruşturmayı tamamlayan Kadıköy İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, öğretmenler hakkında uyarı cezası verdiğini bildirdi.

'Böyle davranışlar içerisine girmeyin'
Kararda, "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül, başarı belgesi alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir hükmünün dikkate alınması nedeniyle cezalarda indirime gidilerek uyarma cezası verilmiştir" denildi.

Okul yönetimi ise öğretmenlere bildirdiği kararda "Bundan böyle bu tür davranışlar içerisinde bulunmamanızı önemle rica ederim" ifadesini kullandı.

soL

Adalet Bakanı: Berkin Elvan soruşturmasına müdahale edemeyiz

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Berkin Elvan'ı vuran polisler hakkında halen işlem yapılmamasına ilişkin CHP Denizli Milletvekili İlhan Cihaner'in verdiği önergeye "Soruşturma yetkisi savcılığa ait, bakanlık müdahalede bulunamaz" dedi.

CHP Denizli milletvekili İlhan Cihaner, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, Haziran Direnişi'nde başına isabet eden gaz kapsülü sonucu yaşamını yitiren Berkin Elvan'ı vuran polisler hakkında yapılan sayısız suç duyurusuna karşın halen soruşturmanın yürütülmemesine dikkat çekti.

Önergede, 25 Temmuz'dan bu yana ne savcılığın ne emniyetin tanıkları dinlemediği, olay yeri görüntülerini "bulamadığı", olay yerinde olan polislerin isim verilmediği belirtilirken, dosyanın neden ayrı bir incelemeye tabi tutulduğu ve gerekli talimatların verilip verilmediği soruları da yer aldı.

'Sorumluluk savcılığın'
Önergeyi yanıtlayan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, "Başkalarının hak ve özgürlüklerine dokunan veya içeriği başka suçların konusunu oluşturan suçlarla ilgili ya da suç isnatlarına dayalı olarak soruşturma yürütülmesi ve sonucuna göre kamu davası açılıp açılmaması hususlarında tüm yetki ve sorumluluk ilgili Cumhuriyet başsavcılıklarına ait bulunmaktadır. Kamu davası açılması halinde yargılamalar, bağımsız mahkemelerce sürdürülüp sonuçlandırılmaktadır" dedi. Bozdağ, açıklamasında yargının yetkilerini kullanmasında, bakanlığın müdahalede bulunmasının söz konusu olmayacağını belirtti.

ÇHD’den Suruç / Kobanê raporu

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Merkezi, Kobanê sınır hattında yaşanan hak ihlallerini yerinde inceleyerek bir rapor hazırladı. ÇHD’nin yayınladığı raporu sunuyoruz:

Suruç / Kobanê sınır hattında yaşanan hak ihlalleri raporu

Çağdaş Hukukçular Derneği Genel Merkez ve Urfa Şube yöneticisi arkadaşlarımızın 26-27-28. 09.2014 tarihli ziyaret ve değerlendirme raporunu paylaşıyoruz. Bölgede bulunan Ankara ve Urfa Şube üyelerimizden gelen raporları da aktarmaya devam edeceğiz.

1.  Yaklaşık iki haftadır Rojava’nın Kobanê Kantonuna yönelik IŞİD saldırıları, bu saldırıların yarattığı Türkiye’ye dönük mülteci göçü ve sınır hattında yaşanan protesto eylemleri ile ilgili olarak Derneğimiz üyesi avukatlar sorun, ihtiyaç ve hak ihlallerini tespit etmek ve duyurmak amacı ile bölgede bulunmuş; 26.09.2014 tarihinde Suruç / Kobanê Sınır Hattının açılması üzerine Kobanê tarafında da gözlemde bulunma olanağı doğmuştur.

2. Suruç ilçe merkezinde ve çevresinde yoğun bir hareketlilik mevcuttur. Kobanê çevresinde IŞİD’in eline geçen köylerden ve bir kısmı Kobanê merkezden göçen aileler zor koşullarda topluca kalmaktadırlar. Temel hijyen maddeleri, kışın yaklaşması ile birlikte önem kazanan battaniye, kışlık giyim malzemesi vb. ihtiyaçlar önem kazanmıştır. Göç İdaresi’nin ilçe merkezinde kayıt yaptığı gözlemlenmiştir.

3. Sınır hattında devam eden, protesto ve sınırdan IŞİD taraftarlarının geçişini engelleme hedefli eylemelere Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından zaman zaman müdahalelerde bulunulmakta iken 27.09.2014 tarihi itibari ile IŞİD tarafından silahlı saldırıda bulunulmuş araçlarda hasar meydana gelirken, bir kişi ayağından yaralanmıştır. Türkiye tarafından sınırın Türkiye tarafına yapılan saldırıyla ilişkilin herhangi bir tepki ve karşılık verilmemiştir.

4. Kobanê içinde halkın kadın/erkek yaşlı/genç silahlanarak savunma hazırlığı içerisinde olduğu, genel yakınmanın ise IŞİD saldırıları karşısında, herhangi bir fiili destek gelmemesi yönünde olduğu görülmüştür. Kobanê merkezde gıda vb. sorunlar ikincil plandadır. Kantonun güney, batı ve doğusunun IŞİD işgali altında olduğu kuzeyinin Türkiye sınırları ve bu sınır hattında mayınlı arazi olduğu gözetildiğinde, IŞİD’ın şehir merkezine girmesi halinde bir katliam yaşanma riski mevcut ve yüksektir.

5. 26.09.2014 tarihinde sınırı aşarak Kobanê içine giren ve sayısı iki bine yaklaşan kitlenin kısa bir süre sonra Türkiye’ye dönüşü TSK tarafından engellenmiş; mayınlı arazide mayınsız dar bir şeritte bulunan kitlenin üzerine, kitlenin paniğe kapılarak mayınlı araziye yayılma tehlikesi bulunmasına rağmen gaz bombası atılmış; bu açık alanda saatlerce bekletilen kitle; Yumurtalık bölgesine yönlendirilmiş uzun bir yürüyüşün sonrasında alana varılmış; bu alanda araçları, hayvanları ve diğer eşyaları ile birlikte yaklaşık on gündür açık alanda bekletilen köyleri IŞİD’in eline geçmiş çok sayıda Kobanêli ailenin olduğu görülmüş; kitle burada yine saatlerce bekletilmiş, bu nedenle çıkan tartışma ve gerginlik üzerine alanda çocuklar, yaşlılar düzensiz biçimde araç ve hayvanlar olmasına ve yine alanın mayınlı olmasına rağmen jandarma tarafından yoğun gaz atışında bulunulmuş, Türkiye’ye girişler gruplar halinde gece yarısına kadar sürmüş, girişler esnasında kimlik tespiti yapılan kişilere kötü muamelede bulunulmuş, hakaret edilmiş, tutanaksız bir şekilde dijital ve yazılı eşyalara el konmuş, avukatların yaptığı itirazlara rağmen bu eşyalar iade edilmediği gibi tutanak altına da alınmamıştır.

6. Sonuç olarak bölgede mülteci/sığınmacı konumuna düşmüş bir çok ailenin sınırdan geçişlerinin engellendiği, sınır politikasının bu şekilde sürdürülmesinin geniş kitleler için ciddi ve hayati riskler taşıdığı, Suruç ilçe merkezi ve çevresine yayılmış Kobanêli ailelerin hijyen malzemesi, kışlık gereçler gibi acil ihtiyaçları olduğu, sınır hattında kolluğun haksız ve ölüm tehlikesine yol açan müdahalelerde bulunduğu tespit edilmiştir.

Çağdaş Hukukçular Derneği Suruç-Kobane sınır hattındaki gelişme ve ihlallerin takipçisi olacak ve saldırılara direnen Kürt halkıyla dayanışmasını sürdürecektir. Siyasal iktidarı ve tüm kamu idaresini ihlaller konusunda uyarıyor ve Türkiye halklarını dayanışmaya çağırıyoruz.

ÇHD Genel Merkezi

IŞİD’e hastane tahsis edenler doktorları yargılıyor

Haziran Direnişi eylemleri sırasında yaralananları tedavi ettikleri gerekçesiyle Ankaralı hekimlerin yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü.

Devlet terörünün gemi azıya aldığı Haziran Direnişi eylemleri sırasında yaralananları tedavi ettikleri gerekçesiyle Ankaralı hekimlerin yargılandığı davanın ilk duruşması Ankara Adliyesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, duruşmayı 23 Aralık 2014’e erteledi.

“Gezi eylemlerinde hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir adı altında sağlık hizmet birimleri oluşturarak amaçları dışında faaliyet yürütmek” suçlamasıyla yargılanan doktorlara sahip çıkan Türk Tabipleri Birliği (TTB), DİSK, KESK, Türk Hemşireler Birliği, Türk Eczacılar Birliği, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ile uluslararası hekim ve sağlık örgütleri temsilcilerinin de aralarında bulunduğu destekçiler adliye önündeydi.

“Hekimliğe dokunma” ve “Biz bu suçu işlemeye yemin ettik” pankartlarının açıldığı eylemde konuşan TTB Başkanı Dr. Bayazıt İlhan, acil sağlık hizmeti verdikleri için yargılanan hekimlerin, ihtiyacı olan herkese gönüllü yardımcı olmaya çalıştıklarını dile getirdi. Büyük bir halk sağlığı sorunu yaşanırken bakanlığın kılını bile kıpırdatmadığını dile getiren İlhan’ın ardından TTB Yönetim Kurulu üyesi Dr. Hüseyin Demirdizen söz aldı.

Hekimliğin toplumun yararına olması gerektiğini söyleyen Demirdizen, bakanın, halka yardımcı oldukları için hekimlere teşekkür etmesi gerektiğini hatırlattı.

Ankara Tabip Odası Başkanı Çetin Atasoy ise şöyle konuştu:

“Sağlık Bakanlığı sağlık yardımında yetersiz kalmıştır. Hekimler acil yardıma gereksinim duyanlara duyarsız kalamazlar. Yaşananlar olağanüstü bir durumdu deprem gibi sel gibi. Aynı şeyler yaşanırsa yine aynı şekilde davranırız. Sağlık çalışanları biber gazından soluğu kesilenlere soluk oldular.”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Genel Başkanı Gönül Erdem, konuşmasında, “Bu suçu işlemeye devam edeceğiz. Her yerde işimizi yapmaya devam edeceğiz Kontrolsüz şiddet uygulayan onlardı. Biz sadece yardımcı olmaya çalıştık. Tarih bunu not düşecek” ifadelerini kullandı.

DİSK Genel Sekreteri Arzu Çerkezoğlu ve KESK Genel Başkanı Lami Özgen’in de söz aldığı eylem konuşmaların ardından sona erdi.

ABD’nin sırlarını ortaya döken gazeteci yazdı: Horasan diye bir örgüt yok

Tam da ABD’nin IŞİD’i vurmaya hazırlandığı günlerde Amerikan yönetimince ‘IŞİD’den beter’  diye duyurulan ve tüm dünyanın, ‘Bu da nereden çıktı’ dediği ‘Horasan’ adlı  örgüt Amerikan yönetiminin uydurması mı?

Glenn Greenwald Snowden belgelerini yayınlayarak ABD’nin sırlarını ortaya döken gazeteci olarak ünlenen Glenn Greenwald’a göre evet.

Hiçbir zaman var olmadı
Greenwald, Murtaza Hussain ile birlikte kaleme aldığı haber analizde ilk günden itibaren Horasan’a ilişkin tüm söylenen ve yazılanları didik didik etti. Vardığı sonuç carpıcı: Böyle bir örgüt hiçbir zaman var olmadı.

‘Sahte bir terör tehdidinin anatomisi’ başlıklı haber-analizde, örneklerle, ilk günlerde örgütün varlığını sorgusuz sualsiz kabul eden kimi hükümet yetkilisi ve medya önde gelenlerinin bile artık Horasan’dan bahsetmez olduğuna dikkat çekildi.

Terör savcısı da ‘Yok’ dedi
Haber-analizin sonuç bölümünde şu görüşlere yer verildi:

“Nitekim, tam da biz bu makaleyi bitirmeye yaklaşmışken eski terörle mücadele savcılarından Andrew McCarthy, örgütün uydurma olduğunu yazdı. ‘Horasan adını daha önce duymamıştınız. Çünkü öyle bir örgüt yok’  diyor McCarthy.

“Olup bitenlerin hiç yabancısı değiliz. Obama yönetimine, bir başka Müslüman ülkeyi bombalamak için propaganda malzemesi ve meşru bir zemin lazımdı. IŞİD’in baş kesme videoları bir infial yarattıysa da uzun sürecek bir savaş için yeterli değildi.”

Medyanın da desteğiyle
Greenwald ve Hussain, tüm bu süreçte Amerikan medyasının da yönetimle işbirliği yaptığını dile getirdi.

“Hal böyle olunca oturup daha önce hiç adı duyulmamış, yeni bir örgüt attılar ortaya. Yönetimden yardımını esirgemeyen Amerikan medyası, eline verilen metni dolaşıma soktu: Bu yeni örgüt, gedikli teröristlerden oluşuyordu, ABD’ye karşı her an harekete geçebilirdi; hatta Amerikan uçaklarını düşürme planlarının son aşamasındaydı; 11 Eylül’dekilerden bile daha koordineli ve geniş çaplı saldırılar düzenleyebilecek bir güçteydi.

Genelde olduğu gibi resmi kaynaklar isimlerini vermiyordu. Yine genelde olduğu gibi ortada neredeyse hiçbir kanıt yoktu. Buna rağmen -ABD’nin savaşlarına meşruiyet kazandırma meraklısı Amerikan medyası- balıklama atladı Horasan’a dair söylenenlerin üstüne.

Gerçek geç anlaşıldı
Her şey olup bittikten sonra kafalara dank etti ki tüm söylenenler aldatmacaydı. Ama yönetim ile medyanın ortaklaşa giriştiği her propaganda kampanyasından olduği gibi gerçek artık hiçbir hükmü kalmadığında suyüzüne çıktı.”

Eski dostu Berlusconi’nin gazetesinden Erdoğan’a: İslamileşen Türkiye korkutuyor

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen eski İtalya başbakanı Silvio Berlusconi’ye ait Il Giornale gazetesi, AKP iktidarı hakkında sert ifadeler içeren iki ayrı makaleye yer verdi.

Francesco De Palo imzalı makalede “Erdoğan’ın dönüşümü. Başörtüsü okulda, makyaj ise yasak. Daha fazla İslamlaşan Türkiye şimdi Batı’yı korkutuyor” başlığı kullanıldı; Magdi Cristiano Allam imzalı makaleye de, “IŞİD’den Ankara’ya. Yaklaşan düşmanı görmüyoruz” başlığı atıldı.

‘Atatürk mezarında ters dönerdi’
Makalelerde, orta öğretimde başörtüsüne izin verilmesi ‘köktendinciliğe sürüklenme ve Atatürk’ün laik devrimine veda’ olarak nitelendi; ”Ilımlı İslam masalı Türkiye’de doğdu ve orada öldü” denildi; Atatürk’ün bugün olanları görse ‘mezarında ters döneceği’ savunuldu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’dan ‘sözde demokrat, aslında diktatör‘ diye söz edilen makalalerde, IŞİD krizinden Türkiye sorumlu tutuldu ve ‘Kobani’yi bilmiyormuş gibi mi davranalım?‘ diye soruldu.

Doğan Haber Ajansı’nın Roma muhabiri Esma Çakır, iki makaledeki tezleri şöyle özetledi:

‘Atatürk’ün laik devrimine veda’
Köktendinciliğe sürüklenme, Atatürk’ün laik devrimine veda. Türk hükümetinin son provokasyonunda ürkütücü bir şey var. Sadece zorla İslamileştirme ya da sosyal medyaya karşı ideolojik bir savaş değil: Bu sefer Erdoğan büyük oynadı, çünkü orta öğretim ve liselerde giyim-kuşam ile davranışlara ilişkin kurallara, açıkça özgürlükten yoksun yasaklar ve şartlara el attı.

‘Sözde demokrat, aslında diktatör’
Bu yumruk, Gezi Parkı katliamlarından ve meydanlarda sözde demokrat ama aslında diktatör olan devlete karşı yapılan eylemlerden 13 ay sonra geldi. Tüm tartışmalara rağmen başörtüsü orta eğitime kadar indi. Bu liberal olmayan sürüklenmenin sonu yok gibi görünüyor. Çok sayıda kişinin yaralanmasın ve ölümüne yol açan Gezi Parkı eylemlerine karşı silahlı baskıdan sonra, YouTube ve Twitter’a karşı savaş başladı. Bunu, eşcinsellere özel bir hapishane tartışması izledi.

‘Atatürk mezarında ters dönerdi’
Ilımlı İslam ve onun demokrasiyle uyumlu olduğu yönündeki masal, bir asırdan az bir süre önce Türkiye’de doğdu ve orada öldü. Anayasasında bir kez bile ‘İslam‘ kelimesi geçmeyen cumhuriyetin kurucusu laik Atatürk, Erdoğan’ın, gerek ülke içinde, gerekse Ortadoğu, Kafkasya, Balkanlar’la Türk toplumunun bulunduğu AB’de yeni Osmanlı halifeliğini teşvik ettiğini görse mezarında ters dönerdi.

Okullarda başörtüsünü serbest bırakan ama makyaj, dövme gibi şeyleri yasaklayan son stratejik girişim, kurumların laik yapısını zayıflatmayı amaçlıyor.

‘Erdoğan’ı serbest bırakmak bir hata’
Sözde ‘Arap Baharı‘ patladıktan sonra Türkiye’ye merkezi bir rol verildi, Doğu ve Güney Akdeniz boyunca istikrar ve refahı sağlamayı garantileyen “İslami demokrasi” modelini yayabileceği hayal edildi. Batı, İslami terör çeteleri ve IŞİD’e karşı Kürtlerin, Esad’ın ve Irak ordusunun savaştığı bir alan haline gelen, üniter ve egemen ulus devlet olmaktan çıkmış haldeki Suriye ve Irak’ta Erdoğan’ın elini serbest bırakarak, dönemsel bir hatayı sürdürmeye devam ediyor.

‘Kobani’yi bilmiyormuş gibi mi davranalım?’
Hepimiz gayet iyi biliyoruz ki, dünyanın her yerinden Suriye’ye giden İslami teröristlerin transit geçiş noktası olan Türkiye, bu jeopolitik bozulmanın esas sorumlusu. Erdoğan’ın, 49 Türk rehinenin serbest kalması için tek kuruş bile fidye ödemeden kendince halife olan El Bağdadi ile müzakere yaptığını bilmiyormuş gibi mi davranalım? IŞİD teröristlerinin, Kürt milisleri hezimete uğratarak, Türkiye sınırındaki Kobani’ye rahatça itildiğini bilmiyormuş gibi mi davranalım?

‘Kıbrıs işgalini unuttuk’
1974’ten beri Türkiye’nin, Kıbrıs’ın kuzey kesimini, bir Avrupa toprağını askeri olarak işgal ettiğini, 200 bin Kıbrıslı Rum’un, Hristiyan’ın topraklarını terk etmeye zorlandığını ise unuttuk.

‘ABD niye ısrarcı?’
Erdoğan’ın Hamas’ı bir özgürlük şampiyonu olarak övmesine ve İsrail’i bir terörist devlet olarak tanımlamasına gözlerimizi kapadık. Türkiye’de, Rahip Andrea Santoro ve Luigi Padovese barbarca katledildiğinde hiçbir şey demedik.

Küresel İslami terör ortak bir tehditken, sadece Putin Rusya’sıyla işbirliği yaparak bunun üstesinden gelebilecekken, ABD neden hala daha fazla İslamileşen Türkiye’yle yola devam etmekte ısrar ediyor?

AB’nin, laikliği garanti etmesi gereken Türkiye’nin üyeliği konusunda tüm bedelleri ödemek istiyor olması mümkün mü? AB, Türklerin bizi İslamileştirmesinin daha kolay olduğu gerçeğinden neden kaçıyor?

Elektrik ve doğalgaza yüzde 9'luk zam

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, elektrik ve doğalgaza Ekim ayından itibaren yüzde 9 zam yapılacağını açıkladı.

Bakan Yıldız, elektrik ve doğalgaz fiyatlarında artışa gidilip gidilmeyeceğine yönelik gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Türkiye'nin son 24 aydır herhangi bir fiyat artışına gitmediğini dile getiren Taner Yıldız, oluşan maliyet artışının yerli kaynaklarla telafi edilmeye çalışıldığını söyledi.

Bakan Yıldız, "Ancak bu yıl içerisinde su rejimindeki düzensizlikler ve yağış azlığı bizi bunları dengeleyemeyecek bir noktaya getirmiş bulunuyor. Hem elektrik hem doğalgaz fiyatlarında önümüzdeki aydan başlamak kaydıyla, ekim, kasım ve aralık aylarını içermek kaydıyla, yüzde 9'luk fiyat artışına gidiyoruz" diye konuştu.

İşte IŞİD’e yardım ve yataklığın tüyler ürperten belgeleri!..

Sev­gi­li okur­la­rım,

Aşa­ğı­da­ki sa­tır­la­rı “Bun­la­rı za­ten bi­li­yo­ruz…” de­me­den lüt­fen sa­bır­la ve so­nu­na ka­dar oku­yun.

Çün­kü ya­zı­nın so­nun­da çar­pı­cı bir ger­çek si­zi bek­li­yor.
* * * *
Su­ri­ye­’de ya­şa­nan iç sa­vaş­ta Tür­ki­ye­’nin çe­te­le­re yar­dım et­ti­ği id­di­ala­rı tar­tı­şı­lır­ken, baş­ta Adı­ya­man ol­mak üze­re Bin­göl, Bat­man, Ur­fa, Di­yar­ba­kır ve Bit­li­s’­ten 18 ile 30 yaş ara­sın­da­ki genç­le­rin sa­vaş­mak üze­re Su­ri­ye­’ye gö­tü­rül­dü­ğü or­ta­ya çık­tı. Adı­ya­ma­n’­da şe­hir mer­ke­zi­ne yer­le­şen El-Kai­de, El Nus­ra, As­har Es Şam ve Esad yan­lı­sı grup­lar, “ci­ha­t” ya da pa­ra kar­şı­lı­ğın­da genç­le­ri Ki­lis, Ha­tay ve Şan­lı­ur­fa üze­rin­den 15 ki­şi­lik grup­lar ha­lin­de Su­ri­ye­’ye gö­tü­rü­yor. Çe­te li­der­le­ri ço­cuk­la­rı­nı al­ma­ya ge­len ai­le­ler­den fid­ye is­ti­yor, ço­cuk­la­rı­nı öl­dür­mek­le teh­dit edi­yor. Fid­ye öde­yip oğ­lu­nu ge­ri ge­tir­me­yi ba­şa­ran­lar da var. Gün­ler­dir iz sü­re­rek yap­tı­ğı­mız araş­tır­ma so­nu­cun­da ço­cuk­la­rı Adı­ya­ma­n’­dan Su­ri­ye­’ye gi­den dört ai­le bul­duk. İlk gö­rüş­me­yi, Ha­le­p’­e gi­den ikiz­ler Ö.D. ile M.G.D.’nin ba­ba­sı M.D.’y­le ya­pı­yo­ruz. Şun­la­rı an­la­tı­yor:

* * * *
“Ge­çen se­ne ço­cuk­la­rım üni­ver­si­te sı­na­vı­na ha­zır­la­nır­ken ge­ce­le­ri ders ça­lış­ma ba­ha­ne­siy­le ev­den çı­kı­yor­lar­dı. Za­man geç­tik­çe ha­re­ket­le­ri de­ğiş­me­ye baş­la­dı. Ön­ce sa­kal bı­rak­tı­lar, da­ha son­ra kız kar­deş­le­ri­ne ka­pan­ma­la­rı­nı söy­le­di­ler. Su­ri­ye­’de­ki iç sa­va­şı tar­tı­şır­ken ba­na, ‘An­la­ma­dı­ğı­nız şey­ler var, İs­la­mi­ye­t’­i an­la­mı­yor­su­nuz. Bu, bir ci­hat ve her­kes bu ci­hat uğ­ru­na sa­vaş­ma­lı­’ di­ye­rek kı­zı­yor­lar­dı. Bir gün ta­kip et­tim. Ma­hal­le­de bu­lu­nan ‘Ka­sap Ha­cı­’ adın­da bi­ri­si­nin evi­ne git­tik­le­ri­ni gör­düm. Ge­ri gel­dik­le­rin­de ne­den ora­ya git­tik­le­ri­ni sor­dum. Din hak­kın­da soh­bet et­mek için ‘Redd-i Cu­ma­’ adın­da 5-6 ki­şi­lik bir grup­la bu­luş­tuk­la­rı­nı, Müs­lü­man­lar­la il­gi­li vi­de­olar iz­le­dik­le­ri­ni söy­le­di­ler. Bir da­ha git­me­me­le­ri için tem­bih­le­dim. Ço­cuk­lar bir yan­dan sü­rek­li na­maz kı­lıp du­a eder­ken, di­ğer yan­dan hiç ca­mi­ye git­mi­yor­lar­dı. Me­se­la cu­ma na­ma­zı­nı kıl­mı­yor­lar­dı, red­de­di­yor­lar­dı. Bu adam­lar ço­cuk­la­rı­ma şid­det içe­rik­li vi­de­olar iz­le­tip on­la­rı kan­dır­dı­lar.”
* * * *
Yü­re­ği ya­nık ba­ba de­vam edi­yor:

“Bir gün ço­cuk­la­rım evi ara­yıp Su­ri­ye­’de ol­duk­la­rı­nı ve sa­vaş­tık­la­rı­nı söy­le­di. Ci­hat için git­tik­le­ri­ni ve peş­le­ri­ne düş­me­me­mi söy­le­di­ler. Em­ni­ye­te baş­vu­rup du­ru­mu an­lat­tım. An­cak em­ni­yet ço­cuk­la­rın re­şit ol­du­ğu­nu be­lir­te­rek ka­rış­ma­dı. Ço­cuk­la­rı ge­ri ge­tir­mek için reh­ber­le Ha­le­p’­e gi­dip dört gün bo­yun­ca al­tı ta­ne kamp gez­dim. Kamp­lar­da Adı­ya­man­lı, Bit­lis­li ve Bin­göl­lü genç­ler var­dı. Ha­le­p’­te bir kamp­ta iki­si­ni de bul­dum. Çe­te li­der­le­ri­ne ço­cuk­la­rı­mı al­ma­ya gel­di­ği­mi söy­le­yin­ce ba­na, ‘Bu ço­cuk­lar bu­ra­da ci­hat için sa­va­şı­yor­lar. Sen ka­fir mi­sin on­la­rı ci­hat­tan alı­ko­yu­yor­sun? Bir da­ha bu­ra­ya ge­lir­sen se­ni vu­rup bu­ra­ya gö­me­ri­z’ de­di.”
* * * *
Ga­zi­an­tep Ni­zip­li Ce­mal Kı­lıç­par­la­r’­ın oğ­lu Meh­met Yıl­ma­z’­ın Su­ri­ye ma­ce­ra­sı ise iki yıl ön­ce baş­la­mış:

“İ­ki yıl ön­ce oğ­lum bu­ra­da­ki bir der­ne­ğe sık sık git­me­ye baş­la­dı. Bir ara bil­me­di­ğim bir se­bep­ten do­la­yı An­ka­ra­’ya gi­dip 20 gün kal­dı. Da­ha son­ra Kut­lu Do­ğum Haf­ta­sı et­kin­lik­le­ri­ne ka­tıl­mak için Ga­zi­an­te­p’­e git­ti. Bir da­ha ken­di­sin­den ha­ber ala­ma­yın­ca, em­ni­ye­te baş­vur­dum. Em­ni­yet ba­na oğ­lu­mun git­ti­ği der­ne­ğin El-Kai­de ile bağ­lan­tı­lı ol­du­ğu­nu söy­le­di. Ben de ken­di­le­ri­ne ne­den bu ko­nu­da be­ni uyar­ma­dık­la­rı­nı sor­du­ğum­da ba­na, ‘An­tep böl­ge­sin­den 170 ki­şi­nin Su­ri­ye­’ye git­ti­ği­ni tes­pit et­tik. An­cak bu ço­cuk­lar ken­di is­te­ğiy­le git­ti­ği için hiç­bir şey ya­pa­ma­yız. Bu tarz şey­ler­den ai­le­le­ri uzak tut­ma­ya ça­lı­şı­yo­ru­z’ de­di­ler. Bu­nu du­yun­ca ken­di­mi dam­dan düş­müş gi­bi his­set­tim. Na­sıl olur da oğ­lum El-Kai­de bağ­lan­tı­lı bir der­ne­ğe gi­der de em­ni­yet ba­na ha­ber ver­mez?”

Ce­mal Kı­lıç­par­lar, El-Ka­ide’­ye ka­tıl­dık­tan son­ra oğ­lu­nun bir­çok kez Tür­ki­ye­’ye gi­riş çı­kış yap­tı­ğı­nı, an­cak oğ­lu­nun tu­tuk­lan­ma­sı için em­ni­ye­tin bir gi­ri­şim­de bu­lun­ma­dı­ğı­nı öğ­ren­miş:

“Bir gün oğ­lum ara­yıp Su­ri­ye­’de ol­du­ğu­nu söy­le­di. Ha­lep ken­tin­dey­miş. Ge­ri gel­me­si­ni is­te­di­ğim­de,‘Ar­tık çok geç. Ben bu­ra­ya ken­di is­te­ğim­le gel­dim. Bir da­ha ge­ri dön­me­ye­ce­ği­m’ de­di. Ben de sav­cı­lı­ğa baş­vu­ru­da bu­lun­dum. Sav­cı­lık ba­na oğ­lu­mun üç kez Tür­ki­ye­’ye gi­riş çı­kış yap­tı­ğı­nı ve bir kez de ko­lun­dan ya­ra­lan­dı­ğı­nı söy­le­di. Tür­ki­ye­’ye gi­riş çı­kış ya­pan oğ­lu­mu ne­den tu­tuk­la­ya­ma­dık­la­rı­nı sor­du­ğum­da ba­na bir ce­vap ver­me­di­ler. Se­si­mi­zi du­yur­mak için an­ne­siy­le An­ka­ra Gü­ven Par­k’­ta aç­lık gre­vi yap­tık. Ama biz gre­vin 38. saa­tin­de em­ni­yet ta­ra­fın­dan gö­zal­tı­na alı­na­rak Te­rör­le Mü­ca­de­le Şu­be­si­’ne gö­tü­rül­dük. İfa­de­miz alın­dık­tan son­ra ser­best bı­ra­kıl­dık. Şu an­da pe­ri­şan hal­de­yiz. Se­si­mi­zi du­yur­ma­ya ça­lış­tık ama kim­se duy­ma­dı. Be­nim oğ­lum uçu­ru­ma git­ti. Açık­ça­sı ben ar­tık oğ­lum­dan umu­du­mu kes­tim an­cak baş­ka ço­cuk­la­rın kan­dı­rı­lıp Su­ri­ye­’ye gö­tü­rül­me­me­si için yet­ki­li­le­rin bir an ön­ce üze­ri­ne dü­şen so­rum­lu­lu­ğu ye­ri­ne ge­tir­me­si la­zım.”
* * * *
Sev­gi­li okur­la­rım,

Ba­zı kı­salt­ma­lar­la alın­tı­la­dı­ğım bu tüy­ler ür­per­ten rö­por­taj­lar, ba­şa­rı­lı mes­lek­ta­şı­mız İd­ris Emen ta­ra­fın­dan tam bir yıl ön­ce ya­pı­lıp, Ra­di­ka­l’­de ya­yın­lan­dı.

Gör­dü­ğü­nüz gi­bi Tür­ki­ye­’nin, El Kai­de ile, uzan­tı­sı olan IŞİD ve El Nus­ra te­rör ör­güt­le­ri­ne yar­dım ve ya­tak­lık et­me­si, ye­ni de­ğil. Te­rör çe­te­le­ri­nin ül­ke­miz­den mi­li­tan dev­şir­me­si­nin öy­kü­sü yak­la­şık üç yıl ön­ce­si­ne da­ya­nı­yor.

Çe­te­ler, Gü­ney­do­ğu­’da­ki kent­le­ri­mi­zin gö­be­ğin­de­ki “te­rö­rist dev­şir­me mer­kez­le­ri­ni­” bu­na “du­r” de­me­si ge­re­ken po­lis ve sav­cı­la­rın bil­gi­si da­hi­lin­de açı­yor.

Mi­li­tan­lar bir ba­kı­ma on­la­rın ona­yıy­la sı­nı­rı ge­çi­yor, ya­ra­lan­dık­la­rın­da yur­da ge­lip te­da­vi­le­ri­ni yap­tı­rı­yor.

Ve dev­let bu tra­fi­ğe as­la ma­ni ol­ma­dı­ğı gi­bi, göz yu­ma­rak bir ba­kı­ma teş­vik edi­yor.

Son­ra da New-York Ti­mes, An­ka­ra­’dan IŞİ­D’­e te­rö­rist dev­şi­ril­di­ği­ni ya­zın­ca muk­te­dir ağ­zı­na ge­le­ni söy­lü­yor.

Kes­tir­me­den ya­za­lım:

As­lın­da ay­na­ya ba­kıp, ora­ya ver­yan­sın et­me­si ge­re­ki­yor.

Uğur Dündar - Sözcü

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers