30 Nisan 2015 Perşembe

Hatay’dan Taksim’e İştebrak’taki Alevi katliamı protesto edildi

Suriye’deki İştebrak köyünde el Nusra’ya bağlı cihatçılar tarafından yapılan Alevi katliamı, Türkiye’nin birçok yerinde yapılan eylemlerle lanetlendi.

Geçen ay Suriye’de İdlib’i ele geçiren el Kaide’ye bağlı el Nusra Cephesi’nin öncülüğündeki ‘Fetih ordusu’, Halep – Lazkiye yolu üzerinde stratejik noktada bulunan Hatay’ın güneyindeki Cisr eş Şuğur’u ele geçirdikten sonra çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu İştebrak’ı hedef almış ve en az 35 sivili katletmişti.

Bugün düzenlenen eylemlerde Alevi katliamı protesto edildi. Öğle saatlerinde İştebrak’a 50 kilometre uzaklıktaki Hatay’da eylem düzenlenirken, vatandaşlar AKP hükümetini cihatçı gruplara destek vermekle suçladı.

‘Katliamı kınıyoruz’
Akşam saatlerinde Taksim’de bir araya gelen vatandaşlar ise “Suriye’de Alevi kardeşlerimize yönelik yapılan katliamı kınıyoruz” pankartıyla eylem düzenlendi. Protestoya HDP, HDK, KESK, Emek Partisi gibi gruplar katıldı.

Gazi Mahallesi’ndeki vatandaşlar da “Dünden bugüne Ortadoğu’da Kerbela, İştebrak’ta yapılan katliama karşı tüm Türkiye ayağa” pankartı taşıdı. Ankara Güven Park’ta bir araya gelen gruplar da hep bir ağızdan Alevi katliamını kınadı.

IŞİD tarihi eserleri Türkiye üzerinden satıyor

IŞİD çeteleri işgal ettiği bölgelerdeki tarihi eserleri ve kültürel miras kalıntılarını yok ederken bir yandan da büyük bir rant elde ediyor. IŞİD çeteleri daha küçük boyuttaki tarihi eserleri Türkiye’de Antep’te üslenen satıcılar üzerinden Avrupa ülkelerindeki tarihi eser kaçakçılarına satıyor.

Cem Erciyes’in bugün Radikal'de yayınlanan yazısı IŞİD çetelerinin tarihi eserden elde ettiği rantı konu alıyor.

Erciyes'in bugünkü yazısı şöyle:

"UNESCO direktörü İrina Bukova’ya göre, bugün Irak ve Suriye’de yaşanan şey bir ‘kültürel temizlik’. Tıpkı ‘etnik temizlik’ gibi bu bir insanlık suçu. Antik heykeller, kent kalıntıları yıkılıyor parçalanıyor, müzeler yağmalanıp yok ediliyor, gizlice satılabilecekler ise satılıyor. Eski çağlarda böylesi kültürel yıkımı gerçekleştiren istilacılar, farklı kavimlerden olurdu. Şimdi, gariptir o tarihe sahip çıkanlar da yok edenler de Müslüman...

"IŞİD’in heykel parçalama görüntülerinin, kafa kesme videolarından ideolojik olarak hiç farkı yok. Propaganda bakımından da öyle. IŞİD ve El Nusra gibi Irak ve Suriye’de faaliyet gösteren İslami terörist grupların en büyük gelir kapılarından biri de tarihi eserler. İnsanlık mirası, ulusal hazine, kültürel miras gibi onca kutsal anlam ithaf edilen, bulunup restore edilip üzerine titrenerek korunan her şey şimdi bu barbarların elinde parçalanıp yok edilmesi gereken putlar. Alınıp satıldıkları, işe yaradıkları kadar değerleri var. Kendi inançlarından olmayan bütün insanlar gibi…

IŞİD’in barbarlığında artık şaşıracak bir şey kalmadı. Şimdi biraz da onların dolaylı suç ortakları üzerinde durma zamanı. Bölgedeki talandan payını almakta hiç tereddüt etmeyen açgözlü Batılı koleksiyoncular ve fırsatçı Türkiyeli kaçakçılar da İslamcı terör örgütlerinin suç ortakları durumunda. Sadece ‘kültürel temizlik’ hatta ‘kültürel soykırım’a ortak olmuyor bizzat terör örgütünün maddi destekçileri arasında yer alıyorlar…

Pazar günü The Independent’ta çıkan Isabel Hunter imzalı haber konuyu tekrar gündeme getirdi. Hürriyet gazetesinde de yer verilen haberin bizim açımızdan dehşet verici bir yanı var. Bir kez daha teyid ediliyor ki söz konusu antika kaçakçılığının en önemli üssü Türkiye. Bu iddialar daha önce de dile getirilmişti. Hatta ben de Eylül 2014 tarihli bir yazımda, Suriye kökenli ABD’li arkeolog Prof. Amr Al-Azm’ın sözlerine yer vermiştim. The Independent muhabiri, Gaziantep’te bir Sümer tabletini pazarlamaya çalışan Suriyeliler ile buluşup bu iddiaları bizzat doğrulamış oldu. Hunter’ın haberinde konuyla ilgili pek çok detay var. Duvarları içi eski eser dolu çekmecelerle kaplı bir evden başlayan, Avrupa’ya kaçırılan sayısız eserin acı hikayesi bu.

Irak ve Suriye'deki suç örgütlerinin yeni ilgi alanı tarihi eser kaçakçılığı. Bu örgütler müzelerden ve koleksiyonlardan çalınmış eserleri topluyor. Hatta tarihi alanlarda kazılar yapıyorlar. Buldukları eserlerden IŞİD'e vergi ödüyor ve satmak üzere ülke dışına çıkartıyorlar. Çıkarttıkları yer de belli: Türkiye. Bizzat Suriyeli satıcılar ya da Türkiyeli aracılar Batılı alıcılarla anlaştıktan sonra eserler karayolu ile Bulgaristan ya da Yunanistan üzerinden Avrupa'ya sokuluyor. Daha yoğun bir güzergah ise Antalya, Mersin, İzmir gibi liman kentlerinden Avrupa'nın Porteki, İtalya, Kıbrıs, Yunanistan gibi liman ülkelerine uzanan bir hat çiziyor. Zaten büyük boyutlu eserler dolaşmıyor ortada. Çünkü IŞİD'in heykel düşmanlığından bir şeyleri kurtarmak kolay değil. Kazılarda çıkıp satılan sikkeler, heykelcikler, rölyef parçaları, süs eşyaları ve müzelerden yağmalanmış el yazmaları kolayca kaçırılıyor. Bu eserler Avrupa'ya ulaştığında buradaki kaçakçılar devreye giriyor. Sahte belgelerle eserler Avrupa'daki koleksiyonlara dahil edilip aklanıyor. Bu nedenle uzmanlar, Avrupa'ya ulaştıktan sonra artık o eseri tespit edip geri getirmenin çok zor olduğunu vurguluyor.

Asur, Sümer, Yunan, Roma uygarlıklarından ve hatta Ortaçağ İslam, Hristiyan krallıklarından kalan her şey paramparça ediliyor. Arkeolojik eserlerin nerede nasıl bulunduğu çok önemli. Nereden çıkartıldığı belli olmayan bir antik heykelcik, sadece bir antik heykelcik olarak kalıyor ve bilimsel önemini büyük ölçüde kaybediyor. Dolayısıyla bu talan Ortadoğu'nun bütün kültürel mirasına ağır bir darbe vuruyor. Kültürel temizlik, arkeolojiyi, tarihi, sanat tarihini vuruyor. Ama bütün bu korkunç süreç tüm hızıyla yanmaya devam ediyor. Çünkü IŞİD bu işten büyük gelir elde ediyor.

Biliyoruz ki son yıllarda dünyadaki en büyük üçüncü yasa dışı ticaret, eski eser kaçakçılığı. İlk ikisi uyuşturucu ve silah. Tıpkı uyuşturucu baronları ya da silah tücarları, savaş lordları gibi artık eski eser kaçakçıları da vahşetin bir parçası. ABD destekli kuruluşlar, UNESCO bu ticareti engellemek için çeşitli kampanyalar yürütüyorlar. Ama bu iş, petrol kuyularını bombalamak gibi basitçe halledilecek bir iş değil.

Suriye ve Irak'taki göçmenler, IŞİD ve hatta savaşın kendisi hakkında suçlanan Türkiye, şimdi de eski eser kaçakçılığından sorumlu tutuluyor. Bu hafta sonu Ankara'yı ziyaret eden ABD'li yetkili Richard Kurin'in de iki ülkenin bu konudaki işbirliğini artırmak ve bilinç düzeyini yükseltmek için çalışmalarda bulunacağını tahmin etmek güç değil.

Sonuçta Türkiye, uluslararası topluma karşı sorumlulukları nedeniyle, onu boş versek bile kendi coğrafyasına, buradaki insanlarla paylaştığımız kendi kültürümüze borcumuz nedeniyle eski eser trafiğini durdurmalı. Bunun için bir şeyler yapılıyor mu?

Bilmiyoruz."

İmralı Heyeti: Masa hükmünü yitirdi

İmralı Heyeti adına konuşan Sırrı Süreyya Önder, çözüm sürecinde yaşanan tıkanma için "Yolun sonuna geldik" ifadelerini kullandı.

HDP Grup Başkanvekilleri İdris Baluken ve Pervin Buldan’ın da katıldığı toplantıyı aynı zamanda Abdullah Öcalan adına da gerçekleştirdiklerini vurgulayan ve Heyet adına açıklama yapan Önder'in açıklamalarından bazı başlıklar şöyle:

* İktidar bloğu ikiye bölünmüş durumda, bir tarafta Cumhurbaşkanı, diğer tarafta hükümet. Bunlar kendi içlerinde birçok parçaya bölünmüş durumda.

Biz isterdik ki, Cumhurbaşkanı ortada masa yok, Kürt sorunu yok dediğinde, Sayın Davutoğlu ya da Yalçın Akdoğan herhangi biri çıksın, "Bu mesele böyle değil, muhataplarımızla da böyle mutabık kalmadık" desinler.

* Sayın Cumhurbaşkanı, "Masa yok, taraflar yok" diyor. Bu kesinlikle doğru değil, masa var koltukları boş. Yeni bir masa yapıldı, bu masa izleme komisyonu ve devlet heyetinin genişletilerek bizim müzakere heyetimize de yeni eklemeler yapılarak Dolmabahçe mutabakatında, mutabık kaldığımız başlıklar altında bir sonuca varmak için yapıldı. 

Cumhurbaşkanının yürüttüğü itibarsızlaştırma nedeniyle masa şu an itibari ile hükmünü yitirmiştir.

* 3. göz için isimler üzerinde mutabık kalmıştık. Cumhurbaşkanının şuna karşıyım, buna karşıyım demesinden bir iki gün önce anlaşmıştık. Sayın Cumhurbaşkanı o kadar itibarsızlaştırdı ki, soruyorum şimdi; hangi akademisyen, kanaat önderi, siyasetçi bu kurulda yer almayı kabul eder. Cumhurbaşkanı bunu ihanetle eş anlamlı tuttu.

* Hükümetten Sayın Öcalan'ın ciddiyetine eş değer bir ciddiyet sergilemelerini talep ediyoruz. Öcalan barış sürecinin en temel inisiyatifini alan geliştiren ve meseleyi demokrasi şemsiyesi altında geliştiren bir liderdir. Onun barış için yaptıkları tarihe kalacaktır ve gün geçmeden gün ışığına çıkacaktır oy kaybettikçe iktidarınızın sallantıda olduğunu gördükçe yok sayacağınız itibarsızlaştıracağınız biri değildir. 12 senedir daracık bir ülkede bu ülkenin geleceğini düşünüyor.

* En büyük demokratik hamle o masada gerçekleştiriliyordu. Siz bu masayı itibarsızlaştırıp devirirseniz, başka bir masa devreye girer o da Genelkurmayın üzerinde bölgelerin haritalarının bulunduğu masa. Bunun faturasını ne biz, ne siyasiler ne de halk ve devlet ödeyemez. Yol yakınken seçim hesapları uğruna girilen anlayıştan çıkılmalıdır.

* Sayın Öcalan'ın statüsünün belirlenmesine ve kamuoyuna deklare edilmesine ihtiyaç vardır. Bu olmadan sizin oyuncak gibi hoyratça, sorumsuzca bu halkın geleceği üzerinde oynamanıza izin vermeyeceğiz.

* Uluslararası güçlere sürece müdahil olma çağrısı yapıyorum.

'Tahliye' diyen hakimler tutuklanma talebiyle mahkemede!

Eski 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ile 32. Asliye Ceza Hakimi Mustafa Başer "örgüt üyeliği" suçlamasıyla tutuklanma talebiyle Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edildi.

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, dosya üzerinden tutuklanma talebiyle mahkemeye sevk edilen eski 29. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi Metin Özçelik ile 32. Asliye Ceza Hakimi Mustafa Başer için gözaltı kararı verdi.

Metin Özçelik, soruşturma reddi hakim kararı vermiş, Mustafa Başer ise polislere tahliye kararı vermişti. Hakimler bu yüzden HSYK tarafından açığa alınmıştı.

Erdoğan'a hakaret davası: 'Delil yok moda suçtan dava var'

İzmir’de bir yıl önce Berkin Elvan için yapılan yürüyüşte ‘Hırsız, Katil Erdoğan’ sloganlarını attıkları iddiasıyla dönemin Başbakanı olan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret suçlamasıyla yargılanan 3 sendikacı hakim karşısına çıktı.

İzmir 39’ncu Asliye Ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmada savunma yapan DİSK ve KESK üyesi sendikacılar, anmayla ilgili açılan soruşturmada “hakaret” suçlaması yapılmadığını ama bir yıl sonra dönemin moda suçuyla haklarında dava açıldığını söyledi. Sendikacıların avukatı Ercan Demir ise, delil yokken geriye dönük dava açıldığını vurguladı.  

‘TEK BİR SORU SORULMADI’
Duruşmada Erdoğan’a hakaret ettikleri iddiasıyla yargılanan  DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, KESK Eski Dönem Sözcüsü Abdullah Tunalı ve Genel İş İzmir 3 No’lu yönetim kurulu Eski Üyesi Ali Rıza Duran, hazır bulundu. İlk olarak ifade veren Sarı, Berkin Elvan’ı anmak için basın açıklaması yaptıklarını; fakat polislerin hiçbir uyarıda bulunmadan tazyikli su ve gaz bombalarıyla saldırdığını belirtti. Yapılan saldırı karşısında kitlenin de slogan atmaya başladığını kaydeden Sarı, dönemin Başbakanı Erdoğan’a yönelik hakaret içeren sloganların atıldığı yönündeki suçlamayı kabul etmedi. Anma etkinliği sonrası ‘2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet, görev başındaki memura mukavemet’ suçlamasıyla soruşturma açıldığını, ancak kovuşturmaya gerek olmadığı kararı çıktığını hatırlatan Sarı, “Tam bir yıl sonra, o dönem suç isnadı olarak dosyada olmayan, bu dönemin moda suçu karşımıza çıktı. KESK Eski Dönem Sözcüsü Tunalı ve Genel İş İzmir 3 No’lu Yönetim Kurulu Eski Üyesi Duran da suçlamaları kabul etmedi. Sendikacıların avukatı Ercan Demir ise bir yıl önce yapılan soruşturmada o dönemin Başbakanına hakaretle ilgili herhangi bir soru sorulmadığına dikkat çekti. Demir, “Aradan geçen bir yıl süreden sonra Cumhurbaşkanına hakaret davalarının popüler hal almasından sonra, geriye dönük olarak bu dava açıldı. Dosyada müvekkillerimin suç işlediğine dair bir delil de yoktur. Kürsüde oldukları için haklarında dava açılmıştır” dedi. Mahkeme başkanı, beyanların ardından duruşmayı 9 Temmuz’a erteledi.

‘DİKTATÖRLÜK ÖRNEĞİ’
KESK, DİSK VE TMOBB açılan davaya ilişkin adliye önünde ortak açıklama yaptı. Açıklamaya, İzmir Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir Milletvekili Alaattin Yüksel de katıldı. “Susmayacağız” pankartının açıldığı açıklamada sık sık “Faşizme karşı omuz omuza” ve “Baskılar bizi yıldıramaz” sloganları atıldı. Eylemde ortak açıklamayı yapan KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Ümit Akıncı, AKP iktidarının bir  diktatörlük örneğiyle daha karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Yaptıkları eylem ve etkinliklerde suç unsuru sayılabilecek bir durumun olmadığını belirten Akıncı, “Bu mesnetsiz iddialar bizi yıldırmayacaktır” dedi. 

Beytepe’de HDP standına saldırı

Hacettepe Üniversitesi’nde ‘parti amblemli materyallerle seçim çalışması yapılmasının yasak olduğunu’ söyleyen özel güvenlikler flamaların kaldırılmasını dayattı. Bu isteğin reddedilmesi üzerine kampüsteki güvenlik görevlileri toplanarak standa saldırmaya ve flamaları zor yoluyla kaldırmaya çalıştı. Öğrencilerin standın çevresini sararak saldırıya direnmesiyle saldırı boşa çıkartıldı.

Birkaç kez yüklenmeyi deneyen özel güvenlikler öğrencileri aşamayınca okula polis sokma tehdidinde bulundu. HDP’li öğrenciler aralarında yaptıkları görüşmenin ardından flamaları kaldırarak çalışmaya devam edilmesi yönünde karar aldı. Flamaların stanttan kaldırılmasıyla gerginlik sona erdi.

1 Mayıs'ta emekçiler alanları doldurarak gücünü göstermelidir!

Yarın işçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü I Mayıs! 1 Mayıs, bugünün sömürülen ve ezilenleri dünyasında, bugünün faşist baskı, sömürü, zor ve barbarlık düzeninin eninde-sonunda mahkum bulunduğu yıkım ve sonun müjdecisi bir gün‘ü, bir ay‘ı değil sadece, koca bir tarihi anımsatır! Mayıs, mücadelenin, birleşmenin, dayanışmanın kızıl bayraklarının, insan yaşamının devamını emekleriyle, emek güçlerini kullanarak sağlayanların ellerinde dünya topraklarında dalgalandırıldığı gün, ay ve tarihtir!

İnsan soyunun asıl olarak iki büyük sınıf halinde; işçiler ve burjuvalar olarak karşı karşıya durdukları dünyamızda; sayıları 3,5 milyarı aşmış olan işçiler, bu dünyanın sömürüsüz ve savaşsız, baskısız ve ayrıcalıksız insan kardeşliği, eşitliği ve özgürlüğüne sahne olduğu; insanın ezilmiş ve sömürülmüş olanının kendi tüm tarihinde ümitle bağlandığı bu “düş“ü gerçekleştirebilecek, yeryüzünün en büyük, en yenilmez gücünü oluşturuyorlar.

Bunu; bu gerçekleşebilir ve gerçekleştirilebilir değişimin en fazla farkında olanlar, kapitalistler ile onların hizmetine koşmuş faşist-dinci-gerici siyasal partilerin tüm asalakları, yöneticileri, aydınlar, bilim insanları, sermayenin işçilerin saflarındaki temsilcisi sendika ağaları, din bezirgânları vb. dirler. Onlar biliyorlar ki, işçiler; dünyanın bütün işçileri ve emekçileri, emperyalist kapitalistlerin sömürü dünyasına karşı, diğer ezilen emekçileri de yanlarına alarak ayağa kalkarlarsa/kalkabilirlerse eğer, dünyanın hiçbir ordusu ve polis gücü onların karşısın da tutunamaz. Dünya emperyalist burjuvazisi bunun örneklerini yaşadı, biliyor ve korkuyor.

Bu bilinç, bu korku, onları, kendi yaptıkları yasaları ayaklar altına almaya; daha fazla faşist baskı, zor ve yasakla ve buna eşlik eden entrikalarla, gerçekleri çarpıtmayla halk kitlelerini sömürü, yağma ve talan sistemine yedeklemek üzere aralıksız kara propaganda yürütmeye yöneltiyor. Yaptıkları her şey, halkın kanından emerek yaşayan insan görünümlü asalakların yaşamının devamı içindir. Burjuva devlet-hükümet yöneticilerinin tümü, bundandır ki, kendilerini polis ve ordu birliklerinin silahlı gücünün korumasına almışlardır. Mülklerini, saraylarını, tahtlarını, arazilerini, villalarını, ortak oldukları işletmeleri ve fabrikalarını, bankaların gizli hesaplarında tuttukları milyar ya da trilyonlarını; tümünü işçi ve emekçilerin sınıfından; halkın kanından emerek sağlamışlar; asla emek harcayarak sahip olmamışlardır. İşçi sınıfı ve ezilip-sömürülenler bu yükü, bu asalakların oluşturduğu çamur deryasını taşımak zorunda değillerdir.

İşçiler ve emekçiler gezinin devrimci ruhunu kuşanıp örgütlenip ayağa kalkarak, 1 Mayısta faşizm ve sermaye karşı gücünü ortaya koyup, eşitlik, özgürlük ve demokrasi kavgasını ileriye taşıyacaktır.

Faşist baskı, kuşatma ve sömürü zincirlerini parçalamak için her yeri 1 Mayıs her yeri direniş yeri yapalım!

İçişleri Bakanı'ndan Taksim açıklaması

İçişleri Bakanı Sebahattin Öztürk "Taksim'de 1 Mayıs kutlaması talebiyle" ilgili "İstanbul'da valiliğin kararını gördünüz, valiliğimizin kararı bu, uygulanacak" yanıtını verdi. Öztürk, bir gazetecinin "Siirt'in Eruh ilçesinde bir köy muhtarının silahla öldürülmüş halde bulunması" olayının terörle bağlantılı olup olmadığı yönündeki sorusunu ise "Araştırıyoruz onu. Yani olabilme ihtimali yüksek ancak henüz netleşmedi" şeklinde cevapladı.

İstanbul Valiliği dün Taksim'le ilgili "Sivil Toplum Kuruluşları ve sendikalar tarafından talep edilen TaksimMeydanı ve civarı, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamaları için uygun görülmemiştir" açıklaması yapmıştı.

Öztürk, daha sonra Vali Mustafa Büyük ile basına kapalı görüştü.

DAVUTOĞLU: KARANFİLLERİNİ KOYSUNLAR
Başbakan Ahmet Davutoğlu, bugün Karayolları işçileriyle bir araya geldi. Konuşmasında 1977 yılında yaşanan ve 37 kişinin hayatını kaybettiği 1 Mayıs'ı hatırlatan Davutoğlu, "Taksim’e yarın bu vatandaşlarımızı anmak için gelecek olan, herkese Taksim açıktır. Gelsinler karanfillerini koysunlar" dedi.

İlk fırsatta bende gidip orada bir karanfille vatandaşlarımı anacağım inşallah. Hem onları anacağım, hem de tekrar tekrar çağrıda bulunacağım. Seçime giderken bu ülkede kaos çıkarmak isteyenlere fırsat vermeyelim. Bütün kaybettiğimiz dostlarımızın emekçilerin, dostlarımızın hatıralarını analım.

"TÜRKİYE'NİN HER MEYDANI AÇIKTIR"
Bugün sabah İstanbul valimizle de konuştum. Tekrar çağrıda bulunuyorum, Taksim’de anmak için gidecek sembolik nitelikteki gruplar karanfillerini koysunlar. Sonra yasal olarak gösterilen meydanlarda özgürce 1 Mayıs emek ve dayanışma gününü kutlasınlar. Türkiye’nin her meydanı açıktır.

Ama 1 Mayıs’ta hayatını kaybeden vatandaşlarımızın hatırasını istismar ederek kim bu ülkeyi kaosa sürüklemek isterse, kim Molotof kokteyli ya da başka araçlar kullanarak şiddet ortamına götürmek istenirse, bilinsin ki kamu düzeninden hiçbir şekilde taviz verilmeyecektir."

DİSK Basın İş: 1 Mayıs’ta gazetecilik yapmak ve dayak yememek için basın kartı şartı yoktur

DİSK Basın İş’in açıklamasının tam metni:

Emekçilerin Birlik, Mücadele ve Dayanışma günü 1 Mayıs öncesinde geleneksel olarak devletin gerginlik yaratma çabaları başladı. Bir kez daha estirilecek olağanüstü hal uygulamasının hazırlıkları başladı.

Baştan belirtelim, Taksim, emekçiler için 1 Mayıs alanıdır. Bunun meşruiyetini çok iyi bilen AKP bir dönem “Taksim’i 1 Mayıs’a biz açtık” diyordu. Bu kazanımın emek mücadelesinin kazanımı olduğunu ve daha ileriye taşınacağını da iyi bilen iktidar, emekçilere var gücüyle saldırıyor.

Saldırırken hiçbir ayrım yapmıyor, yaşlısı, genci, kadını, erkeği ve hatta çocuklar bile AKP’nin hedefinde. Basın emekçileri de polisin değişmez hedefi. Kimi zaman “Ne çekiyorsun ulan” kimi zaman “Hani nerede başbakanlığın kartı” sözleri ile başlasa da saldırılar, çoğu zaman bunlara bile gerek duymuyor polis şiddet uygulamak için. Bir hukuk devletinde fotoğraf çekmek için, basın kartı değil fotoğraf makinesi yeterlidir. 
Belgeselciler, freelance çalışanlar hatta yoldan geçenler bile tanıklıklarını bir fotoğraf karesine veya videoya aktarmak isteyebilir. Bu hak ancak faşizm koşullarında engellenir. Bizce basın özgürlüğünden yana olan hiç kimse asla böyle bir hakkın kısıtlanması için aracı olmamalıdır. Basın kartı olmaması, polis şiddetini meşrulaştıracak bir gerekçe değildir.

Bu nedenle 1 Mayıs günü, görev yapacak basın emekçilerine hatta o gün hedefi Taksim olan herkese, sendikamıza müracaat etmeleri halinde kart değil, hukuk tanımazlıklarını polisin yüzüne çarpması için 1 Mayıs bileşenlerinin yargılandığı davada, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının suç olmadığını söyleyen kararını ve AİHM’nin Taksim’in 1 Mayıs alanı olduğuna hükmeden kararını vereceğiz.

Elbette iktidarın kendi hukukunu bile hiçe saydığını biliyoruz. Bu nedenle isteyen herkese hem kendilerini hem de çevresindekileri koruyabilmesi için ilk yardım eğitimi vereceğiz.

* Bu açıklama kart tartışması bu yıl ilk başladığında 26 Mart’ta yayımlanmıştı.

İşte emekçilerin il il 1 Mayıs kutlama programı

İşçi ve emekçiler 1 Mayıs'a hazır. Etkin Haber ajansı'nın derlediği bilgilere göre bu yıl gerçekleşecek olan kutlama programları şöyle:

İSTANBUL
DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla saat 12.00'de Beşiktaş ve Şişli kollarından Taksim’e yürünecek.

ANKARA
DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türk-İş’in oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla 12.00'da Tren Garı'nda buluşularak 14.00'da Sıhhiye Meydanı’nda miting düzenlenecek.

BATMAN
Şırnak, Siirt, Batman, Mardin ve Diyarbakır'da bulunan emek örgütleri, 1 Mayıs'ı 12.00'de Basın Kavşağı'nda yapacakları mitingle kutlayacak.

İZMİR
1 Mayıs'ta emek ve demokrasi örgütleri Basmane ve Konak'ta 11.00'de toplanacak ,iki yürüyüş kolundan Gündoğdu Meydanı’na yürüyecek.

ADANA
Adana'da yürüyüş iki ayrı yürüyüş kolundan yapılacak. 1. yürüyüş kolu İnönü Parkı'nda, 2. yürüyüş kolu ise Seyhan Belediyesi önünde saat 14.30'da toplanacak. Miting Uğur Mumcu Alanı'nda yapılacak.

ALANYA
Saat 11.00 Eğitim-Sen önünde buluşularak İskele Meydanı'na yürünecek.

ANTALYA
Güllük Aydın Kanza Parkı'nda saat 13.00'da toplanacak olan kitle Cumhuriyet Meydanı'na yürüyerek, 1 Mayıs'ı burada kutlayacak.

ARTVİN
13.15’te Atapark’ta buluşacak olan kitle Artvin Meydan’a (otopark) yürüyecek.

BALIKESİR

1 Mayıs iki ayrı ilçede kutlanacak. Burhaniye'de kutlamalar 16.00'da Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak. Edremit halkı ise 1 Mayıs'ı saat 13.00'da Cumhuriyet Meydanı'nda kutlayacak.

BARTIN
KESK'in çağrısıyla saat: 11.00 de Eski Belediye önünde basın açıklaması yapılacak.

BOLU
1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla 11.00'da Akbank önünden Anıtpark önüne yürünecek.

BURSA
13.00'da Atatürk Stadyumu'nda buluşacak olan kitle Kent Meydanı'na yürüyecek.

ÇANAKKALE
Eski Salı Pazarı’nda saat 14.00’da toplanılarak, İskele Meydanı’na yürünecek.

DENİZLİ
DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türk-İş'in oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi'nin çağrısıyla 13.00'de Çınar Meydanı'nda toplanılarak Tokat Caddesi'ne yürünecek.

DERSİM
Saat 11.00'de Eski Hastane önünde buluşularak Seyit Rıza Meydanı'na yürünecek.

EDİRNE
Edirne'de yürüyüş iki ayrı koldan yapılacak. 10.00'da Zübeyde Hanım Parkı’nda birinci kol, 80. Yıl Lisesi önünde ise ikinci kol toplanacak, Saraçlar Caddesi’ne yürünecek.

ERGANİ
Ergani'de 36 yıl sonra 1 Mayıs kutlanacak. Saat 13.00'de Ergani Belediye Parkı'nda miting düzenlenecek.

ESKİŞEHİR
Saat 13.30’da Sakarya Caddesi’nde toplanılarak Sıhhiye Meydanı’na yürünecek.

FINDIKLI
Tahiroğlu Köprüsü’nde saat 10.00’da toplanılacak, ilçe merkezindeki 4 yola yürünecek.

GİRESUN
Saat 11.00'da Gazi Caddesi’nde toplanılacak, Osmanağa Meydanı’na yürünecek.

ANTAKYA
Doğuş Okulları önü saat 15.00 buluşularak Uğur Mumcu Meydanı'na yürünecek.

HOPA
Saat 12.00’da Yanmış Köprü Mevkii’nde toplanılacak.

ISPARTA
Emek ve demokrasi örgütleri 13.00'da 6 Mart Spor Salonu'nda yapılacak olan miting ile 1 Mayıs'ı kutlayacak.

KARABÜK
KESK'in çağrısıyla saat 11.00'da Demir İşçisi Anıtı'na karanfil bırakılarak 1 Mayıs kutlanacak.

KONYA

1 Mayıs Selçuk Üniversitesi rektörülüğü önünde 13.30'da yapılan buluşmanın ardından Kayalı Parkı'na yapılan yürüyüşle kutlanacak.

KOCAELİ
Saat 13.00'da Merkez Bankası önünde toplanılarak Perşembe Pazarı'na yürünecek.

MERSİN
Buluşma saat 17.00'da Tren Garı'nda yapılacak. Cumhuriyet Meydanı'nda ise miting gerçekleştirilecek.

SAMSUN
Saat 10.00'da Çiftlik Caddesi Süleymaniye Geçidi’nde buluşularak 11.00'da Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak olan miting için yürüyüşe geçilecek.

SİNOP
Saat 12.00'da Eski Cezaevi'nde buluşularak Uğur Mumcu Meydanı'na yürünecek.

SİVAS
Saat 11.00'da Ethem Bey Parkı'nda buluşularak 12.00'da Mevlana Meydanı'nda yapılacak olan miting için yürünecek.

TARSUS
Saat 13.30'da Kleopatra Kapısı'nda buluşularak Eski Adliye önüne yürünecek.

TOKAT

Saat 12.00'da GOP Stadyumu önünde toplanılacak.

TRABZON

Eski TEDAŞ’ta saat 13.00’da toplanan kitle Atatürk Alanı’na (Meydan Park) yürüyecek.

ZONGULDAK

Zonguldak Terminali’nde saat 09.30’da toplanılacak, 10.00’da Madenci Anıtı’na yürünecek.

Demirtaş: HDP barajı aşınca sultanın sarayı sallanacak

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, partilerini hedef alan AKP sözcülerine “Bizimle uğraşacağınıza siz kendi kralınıza tansiyon hapı hazırlayın. 7 Haziran’da tansiyonu fırlayacak. Artık başkanlık hayalleri suya düşmüş olacak” diye seslendi.

Kendi payımızı haram ediyoruz
Dicle Haber Ajansı’nın aktardığına göre, İstanbul’un Sultanbeyli ilçesinde gerçekleştirilen mitingde konuşan Demirtaş,  “Başbakan meydan meydan dolaşıp Erdoğan’ı başkan yapacağız diyor. Bunu başarırlılarsa artık ülkemiz resmi olarak diktatörlükle yönetilmeye başlanacak. Anayasa, parlamento askıya alınacak” dedi.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Anayasa’yı açıkça ihlal ederek meydanlarda oy istediğini, Cumhurbaşkanlığı bütçesini kullanarak AKP mitingleri yaptığını savunan Demirtaş şöyle devam etti:  “Suçtur bu. Cumhurbaşkanlığı’nın bütçesi sizin bizin paralarınızla oluşuyor. Ama o bu parayla AKP mitingi yapıyor. Bu büyük bir adaletsizlik. Kendi payımızı haram ediyoruz. Haram olsun size haram.”

Masanın etrafında halkla birlikte oturacağız
Konuşmasında partililere ‘provokasyon’ uyarısında bulunan HDP Eş Genel Başkanı, “Her yerde sizin çalışmalarınıza saldıracaklar. Ama asla provokasyonlara gelmeyin. Rakip partinin bayrağını asacak elemanı yoksa yardım edin ama provokasyona gelmeyin” diye konuştu.

Erdoğan’ın, “Çözüm sürecinde karşı karşıya oturulan bir masa yok” sözlerini de eleştiren Demirtaş, “AKP istemiyor diye barıştan vazgeçecek değiliz. Barışı hep birlikte sokaklarda inşa edeceğiz. Binbir güçlükle kurduğunuz bu masanın etrafında hep birlikte halkla oturacağız. Önce kucaklaşacağız sonra bunu anayasaya yazacağız” ifadelerini kullandı.

Hükümete 1 Mayıs çağrısı
Demirtaş, AİHM ve yerel mahkemelerin kararlarına rağmen 1 Mayıs’ta Taksim’i işçilere kapatan hükümete, “Geç kalınmış değil gelin Taksim’deki bariyerleri kaldırın. Taksim polis ablukasında olacağına bir bayram havasında işçilerin ablukasında olsun. Lütfen bunu engellemeyin” çağrısında bulundu.

Alevi katliamını zafer olarak kutlayanlar oldu
Suriye’de cihatçı grupların ele geçirdiği İdlib’e bağlı Alevi köyü İştebrak’ta yaşanan katliama da değinen HDP Eş Genel Başkanı, şunları söyledi: “Orada IŞİD barbarlığı büyük bir katliam yaptı. Bu katliama Türkiye sesini çıkartmıyor. Niye? Ölenler Alevi. Bu utançtır, utanç. Katliam uğrayanın kimliğine bakılır mı ya? Ama bizi asıl utandıran İstanbul’da bazı camilerde lokma dağıtarak kutlayanlar oldu. Oradaki Alevi katliamını bir zafer olarak sunup kutlayanlar oldu. Bu vicdansızlığa bu ülke teslim olmamalı.”

7 Haziran’da tansiyonu fırlayacak
Konuşmasında son olarak HDP’yi tehdit ettiğini belirttiği AKP sözcülerini eleştiren Demirtaş, “Bizimle uğraşacağınıza siz kendi kralınıza tansiyon hapı hazırlayın. 7 Haziran’da tansiyonu fırlayacak. Artık başkanlık hayalleri suya düşmüş olacak” dedi.

Yaşasın 1 Mayıs! Biji yek gulan!

Faşist teröre, sömürüye, yoksulluk ve şovenizme karşı 1 Mayıs’ta alanlara!

İşçiler, emekçiler, aydınlar, gençler, Kürdistan’ın yoksulları, emekçi kadınlar:
İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs, dünya işçi sınıfını uluslararası sermaye ile savaşım ve sermayeye karşı kavga günü oldu. 1 Mayıs'larda dünyanın ezilen ve sömürülen halkları, işçi sınıfını birleşik mücadelesiyle dayanışma içinde oldular; 1 Mayıs'ları, emperyalizme, faşizme ve gericiliğe karşı mücadele günleri yaptılar.

2015 1 Mayısın da bir kez daha, dünya işçi sınıfı ve ezilen halklar, uluslararası sermaye ve dünya gericiliğiyle karşı karşıya gelecek, özgürlük, demokrasi ve sosyalizm şiarları yükselecek. Modern çağın ücretli kölelik düzenini yıkmak için ayağa kalkmış, devrim ve sosyalizm güçleriyle, karşı-devrimin hesaplaşması yaşanacak.

1 Mayıs'ta, Türkiye ve Kuzey Kürdistan’ın işçi ve emekçileri, ezilen ve yok sayılan Kürt ulusu faşist diktatörlüğün baskı ve terörüne, savaş çığırtkanlığına, ulusal zulme ve sömürüye karşı sesini yükseltecektir.

Kokuşmuş işbirlikçi tekelci sermaye ve büyük toprak sahipliğine; zulmün ve zorbalığın kurumu TC devletine; Faşist diktatörlüğün baskılarına, dinci dayatmalarına, yasaklarına; ulusal, cinsel ayrımcılığa, zulme, imha ve inkârcılığa; Emperyalist uşaklığına, NATO’ya bağımlılığa karşı; devrim için sosyalizm için!

Yoksulluğa ve işçi kıyımı terörüne, grev yasaklamalarına; Zamlara ve vergi soygunlarına, esnek çalışma dayatmalarına karşı; Üniversitede, fabrika polis-jandarma terörüne, faşist-gerici dinci ve paralı eğitim sistemine; Özerk ve demokratik üniversite için YÖK’e; Faşist 12 Eylül anayasasına; fiili olağanüstü hal ve diğer faşist ırkçı kararnamelere ve özel yasalara karşı; Yeni İç güvenlik ve infaz yasalarını; İş, ekmek, temel hak ve özgürlükler için; Kürt ulusunu kendi kaderini kendi eline alması için; Kadına şiddet, tecavüz ve tacize hayır deyip kölelik zincirlerini parçalayıp özgürleşmesinin yolunun açmak için; İşçi, memur ve bütün çalışanlara özgür sendikacılık ve grevli toplu sözleşme hakkı için; devrimci tutsaklara özgürlük, 7 Haziran seçimlerinde HDP’yi destekleyip, burjuva düzen partileri AKP’ye CHP-MHP-VP-SP oy vermemek için, daha iyi bir yaşam ve daha iyi çalışma koşulları için; 1 Mayıs’ta fabrikalarda, okullarda, semtlerde güçlerimiz birleştirerek, alanlara çıkalım ve sermayenin ve faşizmin saldırı dalgasına karşı birleşik gücümüz harekete geçirelim, 1 Mayıs alanı Taksim’e vurulmaya çalışılan zincir parçalamak için alanlara çıkalım.

Yaşasın 1 Mayıs! Biji yek gulan!
1 Mayıs alanı Taksim’e özgürlük!
Faşizme ölüm halka özgürlük!
Yaşasın hakların kardeşliği!
Kahrolsun emperyalizm kapitalizm, yaşasın sosyalizmi!
Yaşasın proletarya enternasyonalizmi!

Nisan 2015 
Halkın Birliği

29 Nisan 2015 Çarşamba

İnsan Hakları İzleme Örgütü: ‘Erdoğan’a hakaret’ suçlamalarına son verin

New York merkezli sivil toplum kuruluşu İnsan Hakları İzleme Örgütü, son dönemde iyice artan ‘Cumhurbaşkanı’na hakaret‘ iddiasıyla yapılan işlemlere son verme çağrısı yaptı.

Seçim arifesinde hükümetin muhalefet üzerinde kurduğu baskıya dikkat çeken İnsan Hakları İzleme Örgütü, onlarca kişi hakkında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a hakaret ettiği iddiasıyla işlem yaptığını vurguladı.

Örgütten yapılan açıklamada hakaret suçlamaları zincirinde son olarak hakimlik mülakat sınavında komisyondaki hakimlere, “Faşist Erdoğan’ın adamlarısınız” dediği için tutuklanan ve bugün tahliye edilen avukat Umut Kılıç’ın tutuklanması için hiçbir geçerli neden olmadığı ifade edildi.

Kamu görevlilerine hakaret iddiasıyla yöneltilen suçlamalara bir son verilmesi gerektiğini söyleyen örgütün Türkiye araştırmacısı Emma Sinclair-Webb “Konu Erdoğan’a hakaret suçlaması olunca, mahkemelerin dava öncesinde aldığı gözaltı kararları endişe verici” açıklamasını yaptı.

‘Katil’ ve ‘hırsız’ da ifade özgürlüğü kapsamındadır
Örgütün açıklamasında Umut Kılıç vakasında olduğu gibi hakaret suçlamaları konusunda hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan kişilerin doğrudan gözaltına alındığı ya da tutuklandığı belirtildi. Ancak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ‘şok edici’ veya ‘saldırganca’ açıklamların dahi ifade özgürlüğü kapsamında olduğunu vurgulayan örgüt, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ‘katil’ ve ‘hırsız’ ifadelerini de ifade özgürlüğü altında değerlendirdiğini hatırlattı.

Mahkemelerin ifade özgürlüğünü koruması elzemdir
Türkiye’nin ifade özgürlüğü üzerindeki kısıtlamalarını endişe verici bulan Sinclair-Webb, “Mahkemelerin demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkeleri adına ifade özgürlüğünü uluslararası standartlar ve AİHM kararları doğrultusunda koruması elzemdir. Umut Kılıç ve diğerlerini soruşturma aşamasında hiçbir geçerli neden olmadan gözaltına almak bu kişilere verilecek cezaları özetliyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamada Birleşik Haziran Hareketi üyelerinden Konya’da tutuklanan 16 yaşındaki M.E.A.’ya kadar birçok kişinin eylemler ve sosyal medyadaki ifadeleri nedeniyle Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret iddiasıyla yargılandığı da hatırlatıldı.

1 Mayıs’ta metro kapalı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin duraklara astığı yazılı açıklamada 1 Mayıs’ta Levent-Yenikapı metro seferlerinin ve Kabataş-Taksim Füniküler seferlerinin yapılmayacağı ifade edildi.

Türkiye, 1 Mayıs için meydanlarda: İl il 1 Mayıs programları

Türkiye, 1 Mayıs için meydanlarda. 1 Mayıs, buluşma noktaları ve eylem yerleri belli oldu. 

İstanbul
DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla Taksim’e iki koldan yürünecek. 1 Mayıs 2015 İstanbul kutlamaları katılımcı listesine ulaşmak için tıklayınız!

Buluşma: Beşiktaş ve Şişli’de saat 12.00

Ankara
DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türk-İş’in oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla Sıhhiye Meydanı’nda miting düzenlenecek.

Buluşma: Tren Garı saat 12.00
Miting: Sıhhiye Meydanı saat 14.00

Adana
DİSK, KESK, TMMOB, TTB, Türk-İş, İHD ve demokratik kitle örgütleri ile siyasi partilerin arasında bulunduğu 1 Mayıs Tertip Komitesi’nin çağrısıyla Uğur Mumcu Alanı’nda miting düzenlenecek.

Buluşma: İnönü Parkı saat 15.00
Miting: Uğur Mumcu Alanı

Antalya
DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenlenecek.

Buluşma: Güllük Aydın Kanza Parkı saat 13.00
Miting: Cumhuriyet Meydanı

Artvin
DİSK, KESK, ÖDP, CHP, 78’liler ve Artvin Halkevi’nin oluşturduğu tertip komitesinin çağrısıyla saat 13.15’te Atapark’tan Artvin Meydan’a (otopark) yürünecek.

Buluşma: Atapark saat 13.15

Balıkesir
Burhaniye: Cumhuriyet Meydanı saat 16.00
Edremit: Cumhuriyet Meydanı saat 13.00

Bartın
Seçim çalışması için Bartın’a giden Ahmet Davutoğlu, bahane edilerek 1 Mayıs eylemi kentte yasaklandı. Halkevi ve Eğitim-Sen, 1 Mayıs günü Eski Belediye Binası önüne yürüyecek.

Buluşma: Halkevi önü saat 10.00 ve Eğitim-Sen önü saat 11.00

Batman
Demokratik Toplum Kongresi’nin çağrısıyla Batman’da bölgesel miting düzenlenecek. Miting saat 12.00’da Basın Kavşağı’da başlayacak.

Bolu
1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla Akbank önünden Anıtpark önüne yürünecek.
Buluşma: Akbank önü, saat 11.00

Bursa
Halkevleri ve Genç Umut, saat 12.00’da yasaklanan Heykel Meydanı’nda toplanacak. Heykel Meydanı’nda yapılan eylemin ardından toplumsal muhalefetin çağrı yaptığı Altıparmak Stadyumu’na yürüyecek.

Buluşma: Halkevi ve Genç Umut saat 12.00 Heykel Meydanı
Miting: Altınparmak Stadyum, saat 13.00

Çanakkale
Buluşma: Eski Salı Pazarı’nda, saat 14.00’da toplanılacak, İskele Meydanı’na yürünecek.

Edirne
Halkevi, Öğrenci Kolektifleri ve Birleşik Haziran Hareketi, 1 Mayıs günü saat 10.00’da Zübeyde Hanım Parkı’nda toplanacak.

Sendikalar, siyasi partiler ve STK’lar, saat 10’da 80. Yıl Lisesi önünde toplanacak.

Her iki koldan, Saraçlar Caddesi’ne yürünecek.

Eskişehir
DİSK, KESK, TMMOB, TTB’nin oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla saat 13.30’da Sakarya Caddesi’nde toplanılacak. Sıhhiye Meydanı’na yürünecek.

Fındıklı
Buluşma: Tahiroğlu Köprüsü’nde saat 10.00’da toplanılacak, ilçe merkezindeki 4 yola yürünecek.

Giresun
Eğitim-Sen, Belediye-İş, SES, BES, Tüm Bel Sen’in oluşturduğu 1 Mayıs tertip komitesinin çağrısıyla Gazi Caddesi’nde saat 11.00’da toplanılacak, Osmanağa Meydanı’na yürünecek.

Hatay
Buluşma: Doğuş Okulları önü, saat 15.00
Miting: Uğur Mumcu Meydanı

Hopa
Halkevleri, HDP, Eğitim-Sen’in aralarında bulunduğu tertip komitesinin çağrısıyla saat 12.00’da Yanmış Köprü Mevkii’nde toplanılacak.

İzmir
DİSK, KESK, TMMOB, TTB ve Türk-İş’in oluşturduğu 1 Mayıs Komitesi’nin çağrısıyla iki koldan Gündoğdu Meydanı’na yürünecek.

Basmane ve Konak kolu: Her iki koldan saat 11.00’da yürüyüş başlayacak.

Konya
Buluşma: Rektörlük önü saat 13.30’da toplanılacak, Kayalı Park’a yürünecek.

Kocaeli
Buluşma: Merkez Bankası önü, saat 13.00
Miting: Perşembe Pazarı

Mersin
Tren Garı’nda saat 17.00’da toplanılacak, Cumhuriyet Meydanı’na yürünecek.

Samsun
Buluşma: Çiftlik Caddesi Süleymaniye Geçidi’nde saat 10.00
Miting: Ray Blokları, Cumhuriyet Meydanı, saat 11.00 

Sinop
Eski Cezaevi önünde saat 12.00’da toplanılacak, Uğur Mumcu Meydanı’na yürünecek.

Sivas
Buluşma: Ethem Bey Parkı, saat 11.00
Miting: Mevlana Meydanı, saat 12.00

Tarsus
Buluşma: Kleopatra Kapısı, saat 13.30
Miting: Eski Adliye önü

Trabzon
KESK ve Türk-İş’in oluşturduğu tertip komitesinin çağrısıyla eski TEDAŞ’tan saat 13.00’da Atatürk Alanı’na (Meydan Park) yürünecek.

Kaynak: Sendika.Org

Gazi'de Alevi Cemevi önünde basın açıklaması

HDK - HDP ve DAD'in Suriye'deki İştebrak katliamına karşı yaptığı eylemde öfke büyüktü. Eylemde sık sık "Katil IŞİD, işbirlikçi AKP", "Zülfikar dağlarda, gerillanın elinde", "Alevi halkı yalnız değildir", "Yaşasın halkların kardeşliği" sloganları atıldı. Gazi Cemevi önüne gelen kitle adına burada basın açıklaması yapıldı.

Ovacık’ta belediyenin ektiği ürünler yoksulların olacak

Dersim’in Ovacık İlçesi’nde Türkiye Komünist Partili (TKP) Belediye Başkanı Fatih Maçoğlu, Hazine’ye ait yaklaşık 650 dönümlük araziye nohut, kuru fasulye ve patates ekti. Maçoğlu, elde dilecek ürünlerin bir bölümünü yoksullara ücretsiz dağıtacaklarını, bir kısmını da satarak üniversite öğrencilerine burs olarak vereceklerini söyledi. Fasulye ve nohut ekimi yapılan alanda gazetecilere konuşan Başkan Maçoğlu, komünizmin halk iktidarı olduğunu ve bu yöntemle halk ile birlikte tarım devrimi gerçekleştirdiklerini söyledi.

Tamamen organik olarak yetiştirilecek nohut, kuru fasulye ve patateste bu yıl elde edilecek ürünlerle, tohum bankası kuracaklarını anlattı. Başkan Maçoğlu, önümüzdeki yıl halka ücretsiz organik tohumu dağıtarak üretimin geniş alanlara yayılmasını sağlayacaklarını da belirtti. Devrimci ya da komünist bir ruha sahip olmayanların böyle bir projeyi gerçekleştirmesinin çok zor olduğunu belirten Başkan Maçoğlu, şöyle dedi:

“Seçimlerden önce belediyeyi halk ile birlikte yöneteceğimizi vaat etmiştik. Komünizim zaten halkın kendi kendisini yönetmesidir. Bölgemizin en önemli geçim kaynağı tarımdır. Biz de tarım devrimini gerçekleştirmek ve halk iktidarı için bu çalışmayı yaptık. Bu yıl bir ilki başlattık ve şu an ekime başladığımız 200 dönümlük alana nohut, 250 dönümlük alana kuru fasulye ve 200 dönümlük alana da patates ekimi yapacağız. Tohumlarımız tamamen organik ve elde edeceğimiz ürünlerimizde tamamen organik olacak, zerre kadar kimyasal katkı söz konusu olmayacak. Nohut ve fasuliyeyi ilçe merkezinde, patates ekimini de iki ayrı köyde yapacağız. Bu çalışmaları halk ile birlikte yapacağız. Patates ekimini köylüler ile birlikte ekeceğiz. Patates tohumunu biz temin edeceğiz, mazot ücretini de biz köylüye ödeyeceğiz. Ekimini yapacağız, üretimini köylü yapacak ve biz sadece tohum alacağız. Geri kalanını köylüye dağıtacağız ve köylü vatandaşlarımız kazanacak.”

Siyasi ve ideolijik olarak, halk ve yoksulun yanında yeralmayı hedeflediklerini belirten Maçoğlu, “Bizim coğrafyada iş alanı yok, istihdam çok kısıtlı. İnsanlar hergün yoksullaşıyor, bizim politikamız ve amacımız yoksula yardımcı olmak. Burada iş bulmak neredeyse imkansız. İnsanlar işsiz, güçsüz zaten, 5-6 ay hep kış koşullarını yaşıyoruz. Öyle ki belli dönemler, insanlarımızın evine hiç para bile girmiyor. Amacımız yoksulluğu kısmen de olsa ortadan kaldırmak. Bizim amacımız en baştan beri üretim ilişkimizi geliştirmek ve bu üretime halkı direkt ortak etmek ve halk ile birlikte gerçekleştirmek. Bizim tarım üretimimiz kısa vadeli değil, uzun vadeli bir proje ve zamanla Türkiye piyasasına açılmak. Köylüyü kalkındırarak organik üretimi arttırmayı hedefliyoruz. Bizim hem siyaseten, hem de ideolojik bakış açımız, yoksulun yanında olmak, üretime halkı katmak ve kalkınmayı köylerden başlatmak” diye konuştu.

Başkan Maçoğlu, elde edecekleri ürünlerin bir kısmını yoksul halka, bir kısmını da satarak üniveriste öğrencilerine burs olarak vereceklerini belirterek, “Biz bu yıl yapacağımız ekim sonunda elde edeceğimiz ürünlerden, öncelikle önümüzdeki yıl daha fazla alana ekim yapabilmek için tohum elde etmek. Tohumdan arta kalan ürünlerimizi de, öncelikle ücretsiz olarak yoksul ve köylü vatandaşa vermek. Yine satışını yapacağımız fasulye, nohut ve patatesten elde edeceğimiz gelirden de üniversitede okuyan öğrencilere burs vermeyi planlıyoruz. Yani bu hem köylümüzü, hem gençlerimizi ilgilendiren, çok amaçlı bir kalkınma projesidir. Komünizm halkının yanında olmak demektir zaten. Biz, tarım devrimini Ovacık’ta başlatacağız. Önümüze birçok engel çıkacaktır. Bunun da bilincindeyiz ve amacımız bütün engelleri aşarak üretim yapmak yoksula yardımcı olmak” dedi.

Komünistleri ve komünizmi savunanların toplumla birlikte, halkın içine girerek bu projeleri gerçekleştirmek zorunda olduğunu, çünkü komünizmin halkla birlikte başarmak olduğunu belirten Başkan Maçoğlu, “Komünistler ve komünizmi savunanlar, toplumla birlikte halkın içine girerek bu projeleri gerçekleştirmek zorunda. Çünkü komünizm halkla birlikte başarmaktır, bizim amacımız da budur zaten. Komünizm bir kültür, yaşam biçimidir. Biz halk iktidarı için, Komünist bir başarı için, uzun bir yola girdik ve başarı için daha uzun bir yol var önümüzde. Ama kesinlikle bizler başarmak için bu yola girdik. Halkımız bu çalışmalarımızı çok olumlu karşıladı. Herkes katkı sunmak için bir çaba içinde. Sanıyorum Türkiye’de ilk kez böyle bir çalışma oluyor. Halk ile birlikte bir tarım devrimi gerçekleştiriyoruz ve bu durum halkta büyük bir heyecan yaratmış durumda. Bu devrim de, ancak Komünizm ile gerçekleşebilir, bu bilinçle yola çıktık. Bizim bu projemiz devrimci bir projedir, komünist bir projedir. Her kes halk ile birlikte, böyle bir başarıya imza atamaz. Biz bunu devrimci ruhumuzla, halk ile birlikte yapacağız” diye konuştu.

Suriye’de Alevi katliamı var! Ses ver ey insanlık!

Suriye'deki Alevi katliamı AKP'lileri sevindirmeye devam ediyor.
Dün Cisreşşuğur'a saldıran silahlı çeteler, Alevilerin yoğun yaşadığı
İştebrak köyünde en az 35 kişiyi öldürdü. Konuya ilişkin Twitter'dan
sevinç mesajları paylaşan Fatih Tezcan, "CisrElŞugur kurtarıldı diye
Fatih'te lokum dağıtan Bağımsız Fikriyatı kınıyorum!
İnsan bi lokma ayırır" dedi.
Suriye’de El Nusra Alevileri katlediyor!

El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi, Türkiye sınırına çok yakın mesafede Cirs El Şuğur’u ele geçirdikten sonra bir Alevi köyüne saldırdı. Edinilen bilgilere göre Nusra üyeleri köyde en az 35 Aleviyi katletti.

El Nusra üyeleri, üç gün önce İdlib bölgesinde Hatay’a çok yakın bulunan Cisr El Şuğur’u ele geçirmişti.

Aynı bölgede bulunan İştebrak köyüne ilerleyen Nusra üyeleri, burada çok sayıda Aleviyi katletti.

Lübnan’dan yayın yapan El Meyadin televizyonu, radikal İslamcı grupların köyde aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 sivili öldürdüğünü bildirdi.

Muhalif çizgideki Londra merkezli Suriye İnsan Hakları Gözlemevi de, İdlib’e bağlı, yine Hatay’a komşu Darkuş kasabasında Suriye uçaklarının düzenlediği hava saldırısında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 34 kişinin öldüğünü öne sürdü.

Suriye kaynaklarına göre, ordu birlikleri Cisr eş-Şuğur’u geri almak için karşı saldırı başlattı.

Öte yandan Suriye Dışişleri Bakanlığı, Cisr El Şuğur’un Nusra’nın kontrolüne geçmesinde Türkiye’nin de payı olduğunu öne sürdü. Bakanlık, yaptığı açıklamada “Terör gruplarının saldırıları, Türkiye Ordusu’nun lojistik ve ateş desteğiyle gerçekleştirildi” dedi. Bakanlık “Bu, Suriye’ye doğrudan bir saldırıdır” diye ekledi.

Tarsuslular, İştebrak Katliamı’na karşı eylemde

Tarsuslular, AKP destekli çetelerin sınıra yakın İştebrak Köyü’nde gerçekleştirdiği katliama karşı eylem yaptı.

AKP destekli cihatçı çetelerin Suriye’deki İştebrak Köyü’nde gerçekleştirdikleri katliam, 29 Nisan günü Tarsus Halkevi’nin çağrısıyla Tarsus halkı tarafından protesto edildi.

Postane önünde saat 18.00’da başlayan yürüyüş, sloganlarla Yarenlik Alanı’na kadar sürdü. Eylemde “AKP’nin eğitip donattığı cihatçı katiller Suriye’de katliama devam ediyor. Sessiz kalmak katliama ortak olmak demektir” pankartı arkasında yüründü. Yarenlik Alanı’nda Tarsus Halkevi Şube Başkanı Ali abay tarafından basın açıklaması okundu. Eyleme Eğitim-Sen, TKP 1920, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Musalla Halkı, EMEP, CHP ve HDP destek verdi.

Eylemde okunan basın açıklaması şöyle:

“Emperyalist ülkelerin ve onun buradaki teşeronu AKP nin  eğitip donattığı kiralık katiller Suriye’de halkları katletmeye devam ediyor.

Suriye’de 28 Mart’ta İdlip’i, 25 Nisan’da Cisr eş-Şuğur’u ele geçiren El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi öncülüğündeki cihatçı çeteler, Cisr eş-Şuğur’un yaklaşık 3 kilometre güneybatısında yer alan ve çoğunluğunu Alevilerin oluşturduğu İştebrak Köyü’nde katliam yaptı.

Cihatçı çetelerin bu saldırısında aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 35 sivil katledildi. Bölgedeki yerel kaynaklar ise bu sayının daha fazla olduğunu söylüyorlar. Katliamın ardından köyde yaşayanların komşu köy ve kasabalara kaçtığı bildirildi.

Muhacir ve’l Ensar çetelerine yakın bir YouTube hesabında yayımlanan İştebrak Köyü’ne saldırı videosunda, ağır silahlarla yerleşimlerin hedef alındığı, saldırıdan kaçan köy halkının araçlarının yol kenarına yerleştirilen mayınlarla patlatıldığı ve kalabalık gruplar halinde cihatçıların köye girdiği görülüyor.

Hatay’a 12 kilometre uzaklıkta yer alan İştebrak Köyü daha önce de cihatçı çeteler tarafından hedef alınmıştı.

Sokak sokak girip ‘Alevi misin? Sunni misin?’ diye soran ‘Aleviyim’ diyenleri katleden bu cihatçı katillerin kimin tarafından eğitildiğini çok iyi biliyoruz.

Bu katillere başta silah olmak üzere sağlık hizmeti ve gıda veren AKP hükümeti şimdi ise Eğit donat projesi kapsamında bu katilleri ülkemizde eğitiyor. Eğitilen katiller ise Suriye’ye gidiyor halkları katlediyor.

5 yıldır Suriye’de istediğini elde edemeyen Emperyalist ülkeler ve onların işbirlikçileri son çırpınışlarını yaşıyorlar. Çünkü orada yaşayan halklar bu emperyalistlere ve işbirlikçilerine karşı onurlu bir mücadele vermeye devam ediyorlar. Suriye’de yaşayan Aleviler, Sunniler, Araplar, Kürtler, Ermeniler, Hrıstiyanlar yaşadığı toprakları teslim etmemeye kararlılar. Çünkü orada yaşayan halklar ABD’nin ve AKP’nin onlara özgürlük getirmeyeceğinin farkındalar.

Tüm bu yaşanılan süreç göstermiştir ki Ortadoğu halklarının (kendi ülkemizi de katarak) önüne iki seçenek konulmuştur: Ölüm ve yaşam. Biz de yaşamı seçiyoruz.

Biliyoruz ki Ortadoğu halklarının kurtuluşu tüm halkların ortak yürüteceği antiemperyalist bir mücadeleden geçer. Nasıl ki emperyalizm güdümündeki mezhepçi faşizm Ortadoğu’da ırk, dil, din, mezhep ayırmaksızın tüm insanlığa saldırıyorsa Ortadoğu halkları da ayırım yapmaksızın barbarlığa karşı birlikte direnmeli ve yeni Ortadoğu’yu birlikte kurmalıdır. Bu kadim coğrafyanın direngen tarihi bunu yapabileceğinin kanıtıdır.

Barbarlığa karşı direnen Ortadoğu halklarının yanında olmak tarihsel bir sorumluluk ve devrimci bir görevdir. İşte bu görev gereği tüm halkımızı savaşa karşı örgütlenmeye direnen Ortadoğu halkının yanında olmaya, savaşa karşı yaşamı savunmaya çağırıyoruz.”

28 Nisan 2015 Salı

Akdoğan: “Gezi’de eylemcilerin arasına ekipler gönderdik”

Başbakan Yardımcısı Akdoğan, Gezi Parkı olayları sırasında eylemcilerin arasına ekipler gönderdiklerini ve Erdoğan’ın sabahlara kadar onları dinlediğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Habertürk gazetesinden Kübra Par’a verdiği ve dün ilk bölümü yayınlanan söyleşinin ikinci bölümünde Gezi Parkı eylemlerine ilişkin konuştu.

“Gezi olaylarını ilk andan itibaren anlamaya çalıştık. Eylemcilerin arasına ekipler gönderdik. Tayyip Bey sabahlara kadar oradan gelen ekipleri dinledi” diyen Akdoğan, “İyi niyetli olanları dinledik, anladık da, ama bu olayın üzerine başka bir şey inşa edilmeye çalışıldı. Orada bireysel gerekçelerle farklı bir protesto vardıysa bile örgütlü yapılar gelip üzerine çöktüler” ifadelerini kullandı.

“Gezi olayları otoriterleşmeye karşı bir tepki değil miydi?” sorusuna ise Akdoğan şu yanıtı verdi:

“Otoriteleşme iddiasının, eskiden çıkan ‘gizli gündem’, ‘takiyye’ gibi iddialardan hiçbir farkı yok. Hepsi kurgu, algı operasyonu ve psikolojik harekâttır. Türkiye’nin bölgesel bir aktör olması ve reel politikaya teslim olmaması bunları yaşamamızda etkili oldu. Tayyip Erdoğan değişmedi. 10 yıl önce de aynı şeyleri söylüyordu. Kimseye baskı yapılmıyor.”

AKP'nin türban reklamı da yalan çıktı

AKP'nin seçim döneminde tekrar sarıldığı türban serbestliği konulu reklam filmi yalan çıktı.

Üniversiteye alınmadığını ağlayarak anlatan Rabia isimli kadının oynadığı reklam filminin hemen başında gösterilen imam hatip diploması, onur belgesi ve daha sonra kazandığı fakat gidemediği iddia edilen üniversitenin süresi hatalarla dolu.

İşte o hatalar:

Reklamda oynatılan Rabia'nın, Onur belgesi ile İmam-Hatip Lisesi diplomasındaki TC kimlik numaraları farklı.

Onur belgesindeki TC kimlik numarası tek sayı ile bitiyor. Oysa, TC kimlik numaraları tek sayı ile bitmez.

İmam-Hatip diplomasının en üstünde TC kimlik numarası yazıyor. Oysa 1997 yılında kimlik numarası yoktu.

1997 yılında İmam-Hatip'ten mezun olan Rabia'nın Tıp Fakültesine girme ihtimali yoktu.

4 yıllık Edebiyat Fakültesi diplomasıyla 6 yıllık Tıp Fakültesi bitirmek de Rabia'ya nasip olmuş.


 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers