9 Eylül 2015 Çarşamba

Demirtaş: Saldırganlar AKP ve MİT’in görevlendirdiği çeteler

Demirtaş, "Her yerde AKP ve ırkçı güruhlar sokaklarda faşizm rüzgarı estirerek Kürt adına ne varsa, HDP demiyorum, Kürt'e benzeyen ne varsa her şeyi yakıp yıkma ve ülkede toplumun muhalif kesimlerine diz çöktürme operasyonu yapılıyor. Bu söyleyeceklerim protesto amacıyla, barış istiyoruz vesilesiyle sokağa çıkanlara değildir. Bu söylediklerim AKP ve MİT istihbaratı eliyle örgütlenmiş tetikçileredir. Bunlar bizzat isim isim tespitli, maaşlı ve bu işleri yapsınlar diye resmi olarak görevlendirilmiş çetelerdir" dedi.

"HDP OLARAK YİTEN CANLARIN ÜNİFORMASINA BAKMADAN AMASIZ, ANCAKSIZ SAHİP ÇIKIYORUZ"

Türkiye'nin savaş kararıyla birlikte kan gölüne döndüğünü savunan Demirtaş, "Önceki gün neredeyse 48 saattir Türkiye genelinde devlet eliyle ve bir hükümet desteğiyle yaşanan linçlere dair görüşlerimizi paylaşmak istiyoruz. İçinden geçtiğimiz dönem, içinden geçtiğimiz süreç; sıradan, normal, tesadüflere dayalı bir tarihi süreç değil. Çalkantılı bir tarihsel dönemin içerisinde bulunuyoruz. Yapılan seçimlerle ortaya çıkan siyasi sonuçlarla küçük iktidar değişimleri, aritmetik Meclis değişimlerinin çok ötesinde siyasi anlamlar içeriyor. Ülkemizde bir kez daha yeniden silahların konuşuyor olması, yeniden çatışmalı döneme girilmiş olması ve bir devlet politikası olarak savaş kararıyla birlikte bir kez daha ülkemizin kan gölüne dönmüş olması, çok büyük bir kayıptır. Biz HDP olarak yiten canların, üniformasına bakmadan, siyasi düşüncesine, etnik kimliğine, mezhebine bakmadan, kim tarafından niye katledildiğine bakmadan bütün acılara ilk günden bu yana amasız, ancaksız sahip çıkıyoruz. Bu acıların son bulması için ısrarlı bir barış çabası yürütüyoruz" diye konuştu.


"AKAN KANLA İLGİLİ HDP'NİN ZERRE-İ MİSKAL KADAR SİYASİ SORUMLULUĞU YOKTUR"

Artan terör olayları için "Siyasi kararı alan Cumhurbaşkanı ve Başbakan ikilisidir" diyen Demirtaş, "Bu savaşın başlamasında, büyümesinde, bu operasyonların veya eylemlerin karar alma süreçlerinin hiçbirinde biz yokuz. Hiçbirinin ne onaylayıcısı olduk ne destekleyicisi olduk ne karar vericisi olduk. Akan kanla ilgili HDP'nin zerre-i miskal kadar siyasi sorumluluğu yoktur. Siyasi kararı alan Cumhurbaşkanı ve Başbakan ikilisidir. Savaşı başlatma kararı alan bunlardır ve kararlarının arkasında duruyorlar. Biz vicdanen ve ahlaken bu ölümlerden kendimizi sorumlu tutuyor ve ölümlerin durması için bu yüzden çaba sarf ediyoruz. Allah şahittir ki biz kendi çocuklarımıza sarılamıyoruz, çocuklarımızı öpemiyoruz. Çünkü bugünlerde o kadar çok çocuk babasız-annesiz kaldı ki; o kadar çok anne-baba evlatsız kaldı ki kendi çocuklarımıza sarılmaktan utanıyoruz" ifadelerini kullandı. 

"BUNLAR, BU İŞLERİ YAPSINLAR DİYE RESMİ OLARAK GÖREVLENDİRİLMİŞ ÇETELERDİR"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun iç savaş çıkarma kararı aldığı iddiasında bulunan Demirtaş, "2 gündür ortaya çıkan şey, teröre tepki falan değil. Şiddete tepki falan değil. AKP kararı ile Davutoğlu-Erdoğan ikilisinin dağlarda çıkardıkları savaşı ve bir yönüyle şehirlere gönderdikleri cenazeleri oya dönüştüremediklerini görünce iç savaş çıkarma kararı aldılar. 2 gündür onun provası yapılıyor. Kendine Türk milliyetçisiyim diyenler de bunlara tetikçilik yapıyor. Her yerde AKP ve ırkçı güruhlar sokaklarda faşizm rüzgarı estirerek Kürt adına ne varsa, HDP demiyorum, Kürt'e benzeyen ne varsa her şeyi yakıp yıkma ve ülkede toplumun muhalif kesimlerine diz çöktürme operasyonu yapılıyor. Bu söyleyeceklerim protesto amacıyla, barış istiyoruz vesilesiyle sokağa çıkanlara değildir. Bu söylediklerim AKP ve MİT istihbaratı eliyle örgütlenmiş tetikçileredir. Bunlar bizzat isim isim tespitli, maaşlı ve bu işleri yapsınlar diye resmi olarak görevlendirilmiş çetelerdir. Bir linç ve saldırı kampanyası devlet eliyle başlatılmışve yürütülmüştür. Topluma şu mesaj verilmek istenmektedir. Bize 400 vekil vermezseniz, sizin burnunuzdan getiririz; demektedirler. Bunu açıkça ifade ediyorlar" şeklinde konuştu.


"20 YIL İÇERİSİNDE İŞLEDİĞİNİZ SUÇLARDAN TUTUKLANIP YARGILANACAKSINIZ"

Parti binalarını, otobüsleri yakanların görüntülerinin olduğunu kaydeden Demirtaş, bunları gerçekleştirenlerin önümüzdeki 20 yıl içerisinde yargılanacağını belirterek "Şu anda bir darbeyle iktidardan düşmüş olmalarına rağmen devlete el koymuş durumdalar. Parti binalarını yakıp yıkanlar, otobüsleri durdurup insanlara hakaret edip dövüp yakıp yıkanlar, hepinizin görüntüsü var. Önümüzdeki 20 yıl içerisinde işlediğiniz suçlardan tutuklanıp yargılanacaksınız. Bugün olmaz, yarın ama illa hesabını vereceksiniz. Arkasında hükümet desteğini hissedip bu linçleri yapanlar, yazık size. Kendinizi harcatmayın. Arkanızda hükümet falan yok. Hükümet düşmüş durumda. AKP artık iktidar değil. Harcayacaklar sizi. Ama biz kahramanız, kendimizi AKP'ye feda ederiz, gideriz 20 yıl da yatarız diyorsanız; takdir sizin. Cana gelmesin, mala gelsin. Parti binalarımız kurban olsun" açıklamasında bulundu.

"BAŞBAKAN VE CUMHURBAŞKANI, BİR TANE DELİL SUNSUN BİZİ YARGILAYIN"

Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu'nun HDP'ye yönelik açıklamalarından dolayı savcıları göreve çağırdığını söyleyen Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Günlerdir Erdoğan-Davutoğlu ikilisi, partimizi açıkça isim vererek hedef gsöteriyor. Bütün bu olan bitenden HDP sorumludur, diyorlar. Bu ülkede inanıyorum ki bütün bu baskılara rağmen onurlu, şerefli yargıçlar ve savcılar vardır. Onlara çağrı yapıyorum. Ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı dökülen kandan bizi sorumlu tutuyor. Lütfen, sizden rica ediyoruz. Başbakan ve Cumhurbaşkanı'ndan bunun delilini isteyin. Bir tane delil sunsunlar bizi yargılayın. Hesap vermeye hazırız"

"İĞNE UCU KADAR BARIŞ İHTİMALİ GÖRDÜĞÜMÜZ YERDEN GİRERİZ"

Açıklamalarının ardından HDP'nin Kandil'e heyet gönderme konusunda bir çalışmasının olup olmadığı sorulan Demirtaş, "Biz, barış için Kadil'e değil; Fizan'a gideriz. Yeter ki koşullar oluşturulsun. Fakat Cumhurbaşkanı ve Başbakan ikilisi, Enver Talat Paşalar gibi ülkeyi felakete sürüklerken onlara iki çift laf etmeyenler HDP'den ne bekliyor, anlamadım. Hükümet bu savaş politikalarında ısrarlı olduğu sürece HDP, Kandil'e 30 defa gitse ne olacak? Savaş isteyen, bunlar. Biz yine de iğne ucu kadar barış ihtimali gördüğümüz yerden gireriz. Zaten bizim dışımızda barışı arayan yok" diye konuştu.
Demirtaş: Genel merkezimiz maalesef polis eşliğinde işgal edildi, yağmalandı

HDP Eş Genel Başkanı Nurettin Demirtaş, "Dün genel merkezimiz maalesef polis eşliğinde işgal edildi, yağmalandı, özellikle arşivimizin bulunduğu ve seçim hazırlıklarının yapıldığı ikinci kattaki arşiv odamız yakıldı. Neredeyse 60-70 odalı genel merkezimizin 1 odası ateşe verildi." dedi.

"ANKARA VALİSİ SAYGISIZCA, TERBİYESİZCE..."

Partisinin Diyarbakır il başkanlığında basın toplantısı yapan Demirtaş, konuyla ilgili şunları söyledi: "Arşiv ve seçim hazırlıklarının yapıldığı yer. Dün Ankara valisi ile arkadaşlarım, grup başkanvekillerimiz defalarca görüştü. Yüzlerce kişi parti genel merkezimizin önünde. Müdahale edin, engelleyin, içeri girmeye çalışıyorlar, içeriyi yakmaya çalışıyorlar, yaktılar, yanıyor… Saatlerce Ankara valisini uyarmamıza, gün içinde tedbir alınmasını istememize rağmen müdahale edilmedi. Üzülerek söylüyorum, en son kendim Ankara valisini aramak zorunda kaldım. Fakat yaptığımız talihsiz telefon görüşmesinden anladım ki bu işin içinde kendisi zaten... Saygısızca, terbiyesizce bir şekilde, genel merkezi yanan ve içerde 3 danışmanımın diri diri yanmak üzere olduğu bir partinin eş genel başkanına terbiyesizce, saygısızca bir konuşma yaptıktan sonra telefonu kapatmıştır. Ankara valisi de anlaşılıyor ki bir devlet kararıyla HDP'nin genel merkezinin yakılmasına göz yumma talimatı almıştır. Buradan o devlet memuruna sesleniyorum; şu anda arkanda duran bir iktidar yok. Az önce linçcilere söylediğimi sana da söylüyorum; şu anda bir iktidar yok, AKP'ye güvenerek sakın ola ki yanlışlar yapmayın, sakın. Hepiniz yargının karşısında hesap verirsiniz, vereceksiniz. Zannetmeyin ki 'biz vali olarak, kaymakam olarak suç işleriz, gazete binaları basarız, gazetecileri tutuklarız, insanları linç ederiz yakarız, hepsi yanımıza kar kalır', zannetmeyin. Size yazık olur. Gider yıllarca içerde yatarsınız. Bunlar size sahip çıkmaz. Bunlar topladıkları paraları, Euroları, dolarları alır, ülkeyi de terk ederler, neye uğradığınızı şaşırırsınız. Geride size attıkları kazık kalır. Aklınızı başınıza alın. Bunların gemisine binmeyin. Halkın yanında olun, mazlumun, haklının yanında olun."
 
Demirtaş: Barış için, ülkenin huzuru için her şeyi göze aldık

Demirtaş, “Korkmak asla kitabımızda yoktur. Allah’tan başka kimseden korkmadık, korkmayacağız. Emin olun her gün hepimiz ölüm tehdidi ile mücadele içinde koşturmaca içindeyiz. Bunlara kulak assaydık çalışamazdık. Bizim canımız şu günlerde yitip giden bu memleketin evlatlarından daha kıymetli değil. Barış için, ülkenin huzuru için her şeyi göze aldık.” dedi.

"MEŞRU SAVUNMA HER CANLININ HAKKIDIR"

Yaşanan gelişmelerden sonra tahrikler olacağını ancak hiçbir kesimin bu tahriklere kapılmamasını isteyen Selahattin Demirtaş, "Tahrikler oldu olacak. Devam edecekler bunlar. Öyle görülüyor. Türkiye toplumunun hiçbir kesimi bu tahriklere kapılmamalı, özellikle rica ediyorum. Tabanımız, halkımız sakın ola ki bu tahriklere prim vermemelidir. Şu da Türk Ceza Kanunu'nda bir haktır. Biri sizin evinizi, partinizi yakmaya geliyorsa, yakıyorsa biri sizi linç etmeye gelmişse döverek öldürüyorsa ona karşı kendinizi savunmanız Türk Ceza Kanunu’na göre de bir meşru müdafaa hakkıdır. İnsani, vicdani olarak da bir haktır. Size saldırmaya gelenleri anasından doğduğuna pişman etme hakkınız da vardır. Meşru savunma da her canlının hakkıdır. Bunu da halkımız her yerde, kimseye zarar vermeden, asla masum birine zarar vermeden, orantılı bir şekilde kendini koruma çerçevesinde yasalara uygun olarak meşru müdafaasını, herkes yerde yapmalıdır. Parti binalarımız da dahil olmak üzere. Bugünden itibaren bütün parti teşkilatlarımız, yakıp yıktıklarınız akşama kadar onarılacak, inşallah faaliyetlerine tekrar devam edecekler.” diye konuştu.

HDP binaları için, “Oralar birlikte yaşamamızın garantisi olan merkezlerdir. O yakıp yıktıklarınız bir parti binası değil ortak geleceğimizdir.” diyen HDP Eş Genel Başkanı, sözlerine şöyle devam etti: “Yakmaya devam ederseniz birlikte yaşama duygularını bitirmiş olacaksınız. Bir arada kardeşçe durma ihtimalini yakmaya devam etmiş olacaksınız. Lütfen onlar sıradan parti binalarından çok öte bir anlam taşıyor. Suriye’ye bakın, Irak’a bakın utanın. HDP bugün Türkiye’nin batısında sadece oy almak için teşkilat açmıyor. Orada birlikte yaşamak istiyoruz, bu ülkede bir arada bölünmeden yaşamak istiyoruz, savaş istemiyoruz mesajını götürmek için parti tabelalarımızı asıyoruz. Derdimiz sadece oy değil, o indirdiğiniz tabelalar sıradan bir partinin değil. Kardeşliğimizin ve bir arada yaşamamızın teminatı olan bir kurumun, bir siyasi hareketin tabelasıdır. Dolayısıyla herkes bu çerçevede yaklaşmalıdır.”

"KORKMAK ASLA KİTABIMIZDA YOK"

Korkmanın asla kitaplarında bulunmadığını dile getiren Selahattin Demirtaş, sözlerini şöyle tamamladı: “Halkımız bugünlerin gelip geçici olduğunu bilmelidir. Korkmak asla kitabımızda yoktur. Allah’tan başkasından korkmadık, korkmayacağız. Emin olun her gün hepimiz ölüm tehdidi ile mücadele içinde koşturmaca içindeyiz. Bunlara kulak assaydık çalışamazdık. Bizim canımız şu günlerde yitip giden bu memleketin evlatlarından daha kıymetli değil. Barış için ülkenin huzuru için her şeyi göze aldık. O yüzden halkımız şundan emin olsun. Bu ölümleri durduracağız. Ülkemize barışı getireceğiz. Şu günlerde bize diz çöktürmeye çalışanlara karşı dimdik dururum. Bedeller büyük acılar büyük bunun farkındayız. Sanmayın ki görmüyoruz. Her yerde çektiğiniz acıyı görüyoruz. Asker annesinin, polis annesinin ailelerinin, gerilla ailesinin, sivillerin ailelerinin, şu saldırılarda mağdur olmuş insanların, yaşadığı acıları dramları mağduriyeti görüyoruz. Sanmayın ki bunlar unutuluyor. Bu acıların hepsini özgür ortak yaşamımızın harcı yapmaya çalışıyoruz. Ayrılık kin nefret yerine bütün bu acılarımızdan ders çıkararak bir arada yaşamayı imkan halinde tutmaya çalışıyoruz. Ama bunlar geçecek. Emin olun geçecek. Toplum ne kadar hızlı barış için harekete geçerse o kadar hızlı geçecek. Bunu hep birlikte başaracağımıza da bizler canı gönülden inanıyoruz.”
"EMRİ KİM VERMİŞ, NASIL OLMUŞ, O ASKERLERİ KİM ORAYA GÖNDERMİŞ"

Günlerdir Erdoğan ve Davutoğlu ikilisinin partilerinin ismini vererek açıkça hedef gösterdiğini kaydeden Demirtaş, 'Bütün bu olanlardan bitenlerden HDP sorumludur' denildiğini aktardı. Demirtaş, şöyle konuştu: "Bu ülkede ben inanıyorum ki bütün bu baskılara rağmen onurlu, haysiyetli, namuslu şerefli yargıçlar, savcılar vardır. Varlıklarından haberdarız, binlerce var. Onlara çağrı yapıyorum. Ülkenin Cumhurbaşkanı ve Başbakanı bütün bu olup bitenlerden, dökülen kandan bizi sorumlu tutuyor; lütfen sizden rica ediyoruz, bu onurlu ve haysiyetli savcılardan; Başbakan ve Cumhurbaşkanı'ndan bunun delilini isteyin, delilini. Bir tane delil sunsunlar bizi yargılayın. Hesap vermeye hazırız. Dökülen kandan bizim sorumlu olduğumuza dair bir tane delilleri varsa, bakın bu ülkenin alçak medyası Dağlıca'daki emri de benim verdiğimi yazdı. Onurlu hakim ve savcıları göreve davet ediyorum. Soruşturma açsınlar bize. Emri kim vermiş, nasıl olmuş, o askerleri kim oraya göndermiş, eylem emirleri kim tarafından verilmiş çıksın istiyoruz ortaya. Biz korkmuyoruz, hazırız, veremeyeceğimiz hesap yok. Ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı adım adım ülkemizi felakete sürüklerken, toplumu birbiriyle boğazlaşacak hale getirirken bir kez de bizim üzerimizden kendilerini aklamalarına izin vermeyeceğiz. Toplumun da vermeyeceğini biliyoruz."

"BU İŞTE BİR TERSLİK OLMALI"

"Şu anda şehit cenazelerinde ağlamaklı konuşan bu ülkenin düşmüş Başbakanı Dağlıca'da şehit haberleri geldiği dakikalarda Konya'da gol coşkusuyla büyük bir sevinç yaşıyordu ve bir şehit çocuğuyla birlikte onu da buna alet ederek büyük bir maç coşkusu, heyecanı yaşıyordu ve o saatlerde haberi vardı. Maalesef ki Dağlıca'nın yaşandığı saat 15.30 gibi ve bu ülkenin düşük Başbakanı aynı saatlerde gidip maç izleyebiliyor. Maç coşkusuyla kameralara seçim pozları verebiliyor. Sonra çıkıp HDP'yi suçlayıp, HDP'ye saldırtıp insanları kendini temize çıkarma gayreti içerisinde olabiliyorlar. Bu ülkeyi çalan, çırpan, soyan, yağmalayan siz, çocukları sarayınız için saltanatınız için iktidarınız için ölümlere gönderen siz. Devletin her yerini ele geçirip devlete el koyup parti devleti haline getiren siz fakat ne hikmetse binaları yakılan, üyeleri katledilen, her yerde lince uğrayan biz, bu işte bir terslik olmalı. Türkiye toplumunun vicdanlı insanlarına sesleniyorum, bu işteki tersliği görmeniz lazım. Sizin sokaklarda linç etmeye çalıştığınız, partisini yakmaya çalıştığınız, işyerini yaktığınız bugüne kadar kardeşim dediğiniz Kürtlerdir. Bugün işte kardeşlik var mı yok mu onu göstermenin zamanıdır."

"TÜRKİYE'NİN BATISI OLARAK TÜRK KARDEŞLERİM NE DİYORSUNUZ?"

"Sokaktaki lince, her yerde Kürt'e ait olup yakanı yıkana Türkiye'nin batısı ne diyor? Bunu duymak istiyoruz. Kardeşliği göstermenin günleri bugünlerdir. Etle tırnak edebiyatı yapmak kolaydır. Komşunuzun işyeri yakılırken, parti binaları, genel merkez dahil, linç havasıyla, büyük bir gösteri havasıyla, devlet töreniyle, emniyet amirlerinin, valilerin gözetiminde yakılırken Türkiye'nin batısı bu işe ne diyor? HDP Türkiye için bir şanstır, doğrudur, birlikte yaşamak için bir şanstır, oy vermeseniz de bir şanstır HDP. Ne diyorsunuz Türkiye'nin batısı olarak Türk kardeşlerim, ne diyorsunuz? Bunları bu ülkeyi bu şekilde yönetmesini ve bizi birbirimize düşürecek boğazlaşmayı getirecek politikalara ses çıkaracaksanız gün bugündür. Bu cadı avını durduracak gün bugündür. Bunlara lütfen sessiz kalmayın. Aradan aylar yıllar geçtikten sonra pişman olmak fayda etmez. Lütfen sesinizi bugün çıkarın. Türk Kürt elele verecekse bugün versin. Dostlar düğünden çok taziyede belli olur. Bugün bunu görmek istiyoruz. Hakkımızdır görmek istiyoruz. Büyük bir zulüm altındayız, büyük bir baskı altındayız. Bütün bu ölümlerden, yaşanan acılardan sorumlu olanlar bize kat ve kat fazla acı yaşatmayı düşünüyorlarsa onlar da bu devletin egemenliğinin bir parti eliyle gasp edilmiş olmasına rahatsız olanlara hesap verecekler, yani halka hesap verecekler."

 

Subscribe to our Newsletter

Contact our Support

Email us: Support@templateism.com

Our Team Memebers